Mısır Memlûkleri, 1514 tarihine doğru bir yandan Şah İsmail'le, öbür yandan Portekiz tehdidi altında, Osmanlılarla iyi geçinmek zorunda idiler. Portekizliler, Hint Okyanusu'nda ticâret tekelini ellerinde tutmak için Araplara karşı 1502'den itibaren amansız bir mücadeleye girmişlerdi. Hint Okyanusu'nda dehşet saçan korsan faaliyetiyle kalmadılar; Arabistan'la Hind arasında ticâreti kesmek için Aden Körfezi'nde Sokotra adasını (1505) ve Basra Körfezi ağzında Hürmüz'ü (1507) ele geçirdiler ve Kızıldeniz'de Cidde'ye kadar sokuldular. Memlûkler, gemi ve ateşli silâh bakımından düşmanla boy ölçüşecek durumda değildi. Büyük emeklerle Kızıldeniz'de yaptıkları donanma Portekizliler tarafından yok edildi (1509). Bu ümitsiz durumda Mısır Sultanı Al-Gavrî Osmanlı sultanından yardım istedi. Bu yandan Portekizliler, Memlûklerin düşmanı Şah İsmail'e elçi göndererek ortak bir saldırı önerdiler. Portekizlilerin, Osmanlılara karşı 1501'de haçlı donanmasına katıldıkları da hatırlanmalıdır. O zaman Bayezid, Mısır sultanına yardım göndermişti. Otuz gemilik kereste ve üç yüz toptan ibaret ilk yardım yolda Rodos şövalyeleri tarafından zaptedildi. Fakat Ocak 1511'de Mısır'a Osmanlıların dört yüz top ve kırk kantar barut yetiştirdiklerini biliyoruz. Topkapı Sarayı belgeleri 1512 tarihine doğru gemi inşası için birkaç Osmanlı kaptanının Süveyş'e gönderildiğini ortaya koymaktadır. Gemi yapmak için tahta, zift ve demir bakımından Mısır Osmanlılara bağımlı idi. Arap dünyasının Hint Okyanusu'nda hayat kaynaklarını kesmek, Mekke ve Medine'yi zaptetmek tehdidinde bulunan Portekiz saldırısı karşısında kuşkusuz yalnız Al-Gavrî'nin değil, bütün Arapların gözleri ve yürekleri gazî Osmanlı sultanına dönmüştü. Araplar, Osmanlılar Rumeli'de ilerlemeye başladığından beri Akdeniz'den gelecek bir haçlı
Sayfa 140 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Ankara'da toplanan milli tarih kongresi bu uyuşuk-luktan kurtulmak için yapılan bir silkiniştir. Bir buçuk yılda büyük mesai sarfeden ve liseler için bir kitap yazan bu heyet hiç şüphesiz zamanla yanlışını düzeltip eksiğini tamamlayarak kitabı daha güzel bir şekle sokacak ve ortamekteplerle ilkmektepler için de birer kitap yazdıktan sonra ilkmektepten darülfünuna kadar Türk çocuğu milli bir kültür ile yetişecektir. Halbuki şimdiye kadar nasıldı? İskender'i, Napolyon'u büyük insan olarak öğrenen Türk çocuğuna Temür bir vahşi, Çingiz bir medeniyet düşmanı olarak öğretilir, Temür'ün, Çingiz'in orduları ve devleti "Tatar" tesmiye olunurdu.
Sayfa 190 - Atsız Mecmua, 15 Ağustos 1932·Kitabı okudu
Reklam
Kür Şad, Temmuz 1947
Sıfırla Nasıl Tanıştım: Onunla 1928 veya 1929'da Pertev Naili vasıtasıyla tanıştım. O zaman Darülfünun talebesiydim. Pertev'in liseden hocası olduğu için arasıra evine giderdi. Pertev, o zamanki samimiyetimiz dolayısıyla beni ve Orhan Şaik'i de Sıfıra götürmüş, tanıştırmıştı. O sırada yegâne ihtilafi-mız Fuad Köprülü'nün Türk edebiyatındaki bilgisi üze-rindeydi. Hususî ve hissî bir meseleden dolayı Köprülü'ye düşman olan Sıfır onu çekiştirir, zımnen cehlini ileri sürer, biz de aksi tezi müdafaa ettiğimiz için arada tartış-malar olurdu. 1930'da Türkiyat Enstitüsü'ne asistan olduğum zaman ahbaplığımız yine devam etti. Enstitüye gelir, bana ve öteki asistan Abdülkadir İnan'a Türk edebiyatı hakkında bazı şeyler sorup öğrenir ve aramızda her hangi bir sızıltı ve münaferet olmazdı. Bilâkis herkesin nabzına göre şer-bet vermesini daha o zamandan beri bildiği ve meclisin-dekileri eğlendirmekte üstad olduğu için kendisinden hoşlanırdık. Sıfırın Bana Düşmanlığı: "Orhun"un 21 Mart 1934 tarihli beşinci sayısında yayınladığım bir yazı üzerine Sıfır bana düşman oldu. "Alaylı Alimler" başlığını taşıyan bu tenkit yazısı onun "Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış" adlı pek cahilane ve vahim hatâlarla dolu eserinin mahiyetini ortaya koyan sert bir makaleydi. Sertliğinin sebebi de bu kitabın lise-lere kabul olunacağı hakkındaki söylentinin günden güne büyümesiydi "Sıfır" o zaman Dil Kurumu'nda Türkçeyi tahrible uğraşan heyet arasında bulunduğu ve huzurda ga-zeller okuyarak göze girmiş olduğu için bu kitap hakika-ten liselerin resmî ders kitabı olabilirdi. Böyle bir faciayı önlemek için vicdanî bir vazife yaptım ve sert bir yazıyla işi açığa vurarak belki de hakikaten bir kültür trajedisini önlemiş oldum. İşte Sıfır bana bu yüzden düşman olmuş, hattâ o zaman beni mahkemeye vermek istemiş,
Sayfa 168 - 169·Kitabı okudu
M. Kemal Atatürk
"Türk milletinin içtimai nizamını ihlale müteveccih didinmeler, boğulmaya mahkumdur. Türk milleti kendisinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen müfsid, sefil, vatan­sız ve milliyetsiz sebeküm ağızların hezeyanlarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha gösterecek bir heyet değildir."
Bakınız! Aktar-ı semavat ve arz sahifeleri üstünde hâtem-i ehadiyet göründüğü gibi kâinatın heyet-i mecmuasının büyük sahifesi üzerinde de pek vâzıh bir surette hâtem-i tevhid görünmektedir.
Mucize yok
Medine döneminde R a’l, Zekvan, Usayye ve Beni Lihyan kabilelerinden bir heyet Hz. Muhammed’in yanına gelip İslamiyet’i kendilerine anlatmaları için birkaç hoca (sahabi) istiyorlar. Muhammed de Ensar denilen Medine asıllı sahabeden 70 kişilik bir grubu onlara gönderiyor. Meğerki bu istekte bulunanların niyeti kötüymüş: Onları götürüp yolda öldürmeyi planlamışlar. Giden bu sahabileri yolda katlediyorlar; yalnız bir kişi kurtulabiliyor. Hz. Muhammed bu olaydan olumsuz etkileniyor ve yaklaşık bir ay/kırk gün sabah namazlarında o katillere bedduada bulunuyor. Katledilenler hakkında özel bir ayet de iniyor ki, Allah onlardan razı ve onları mutlu kılmıştır diye; ancak daha sonra bu ayet mensuh oluyor (yürürlükten kaldırılıyor).Demin de belirttiğim gibi Buhari bu olayı defalarca işlemiş ve zaten tarih boyunca buna itiraz eden de olmamıştır. Ben bu konuda fazla bir şey söylemiyorum; yalnız tek bir hatırlatmada bulunuyorum: Eğer Hz. Muhammed’de keramet/mucize olsaydı bir kere bu insanları o komploculara inanıp da göndermezdi. Bu örnek Hz. Muhammed’in mucize göstermediği konusunda önemli bir göstergedir. Ortada yetmiş kişinin öldürülmesi söz konusudur. Muhammed burada kerametini/mucizesini gösteremiyor; ama uzayda rahat dolaşabildiğini, ayı ikiye böldüğünü kolayca anlatabiliyor.
Reklam
Reklam