Bugün Birleşik Devletler'de, bireylerin inançsız olduklarını belirtınesi pek de kolay bir iş değil- hele ki, Gallup'un anketine katılan Amerikalıların yüzde 80'inin ölümden sonraki yaşama inandığını söylediği düşünülürse. Bu sayılar, bildiğimiz üzere, ABD haricindeki ülkelerden gelen sayılardan bir hayli yüksektir. Fransa, İsveç, Danimarka, Avusturya, Büyük Britanya, Hollanda, Japonya ve Çek Cumhuriyeti vatandaşlarının yüzde 40 ila yüzde 70'i, ölümden sonraki yaşama, heyhat, inanmamaktadır.
Amerikalıların sadece yüzde 3'ü tanrıya inanmadıklarını söylerken, bu oran Avrupa ülkelerinde 6-7 kat daha fazladır.
"Aşkımın ateşi tamamen sõnecek kadar buz tutmadı henüz, Aldarion. Heyhat! Kışın ardından doğan güneş misali çevrene ışık saçarak böyle geri dönmüş olan seni tekrar görüp de yanımdan uzaklaştırmamı nasıl beklersin?"
"O hâlde yaşantımız bundan böyle hep ilkbahar ve yaz havasında geçsin!" dedi adam.
"Ve kış bir daha yolumuza çıkmasın," diye tamamladı Erendis.
Vekaleten olmaz aşk;
Temsilen, hevesten değil, istemeden, kendiliğinden olur. Ateşten korkarken yanmaktan zevk alır gibi. Yanarken sönmek ister gibi.
Kavgası olur bazen insanın. İtirazı da olur bazen, ama mecazen. Mani olmaya çalıştıkça mahkum olur bedenin.
Ellerin zincirli, gözlerin kapalı, aşka tutsak, aşka sitemli.
Anlatırken tutulur dilin, hissederken sızlar kalbin, gururun, aklın, yüreğin saygıyla önünde eğilir, dile gelir söylenir.
Ah heyhat, AŞK, sen nelere kadirsin…