Murathan Mungan... Kitabın daha ilk sayfalarından itibaren bunun aslında yaşamöyküsel bir roman değil de yaşadıklarını bir açıklığa kavuşturma çabası, yıllardır içinde süregiden savaşların son bulması ümidi ya da ailesine , sevdiklerine kendini anlatma istegi ile yazılmış olduğunu düşünmüş ya da hissetmiştim.
Çocukluk ve ilk gençlik dönemini yazdığı kitapta; şizofren olan dedesinin paraları elmaların içine koyarak "paranın" cinleri kaçıracağına inandığı gibi onun da kelimeleri, anıları, yaşadıklarını bir kitabın içine koyarak "kendi" içindeki cinlerden kurtulacağını inandığını kitapta şöyle açıklamış:
Bu romanla birlikte anılar artık yakamdan düşsün, geçmiş peşimi bıraksın ve ben hayallerin ve kurmacanın sonsuz oyunlarıyla baş başa kalayım istedim.
Peki amacına ulaşmış mı dersiniz. Malesef hayır. Bu cümlenin hemen ardından:
Öyle olmadı. Olayların gidişine bakılırsa öyle olacağa benzemiyor, yazmış.
Belki de tam olarak istediği kitabı yazamamış olduğundan, kendini yeterince anlatamadığından ya da içindeki boşluğu bu kitapla dolduracağına inandığını halde düşündüğü gibi olmadığından kurtulamadı içindeki cinlerden. Bence kitabı istediği gibi yazsaydı kurtulurdu çünkü bende içimi dökmek için yazdığım yazılarını kötü olduğunu görünce içimdeki cinlerin azalmak yerine daha da arttığını biliyorum.(Kendim hakkında gereksiz bilgi verme kısmı bitti ksksk)
Yazar defalarca bir otobiyografi yazmak istemiş fakat hep ertelemiş.Yazmasının önündeki tek engelin de kendisi olduğunu farkettiğinde bu kitabın kardeşi dediği Harika Metod Defteri ni yazarken daha doğrusu bitirmeye çalışırken bu kitabın ortaya çıktığını söylüyor. Kafka nasıl ki yıllarca birlikte yaşadığı insanlara (babası) yabancı kalışını Babaya Mektubunda anlatıyor,
Murathan Mungan da çocukluğunda