7/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:38
İstanbul Hatırası bitti ve Ahmet Ümit, öyle bir ters köşe yaptı ki içim sızladı. Başkomiser Nevzat'a öyle üzüldüm öyle üzüldüm ki kitap sonunda -insaf be Ahmet Hoca bir karaktere de bu kadar yüklenmez ki! Nedir bu Nevzat'ın senin kaleminden çektiği yahu! Finalin şokundayım. Yedi tepeli şehirde adalet aramak hiç bu kadar ağır olmamıştı. Uzun süre etkisinden çıkamam herhalde. Kitap; dünden bugüne İstanbul'un nasıl var olduğunu süreçleri kralları mitolojileri tarihini ve önemli eserlerini de anlatır. İstanbul Hatırası Ahmet Ümit Hatice Emin
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma
5/10
·328 syf.··
2024 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 18:58
Kitabı okuyalı bir yıl geçti, bu sebeple bazı olayları detaylı hatırlamıyorum. Kitap eğlenceli ve tatlı bir yaz aşkı gibi başlıyor ama bence bir noktadan sonra çok bozuldu. Ana karakterlerden de soğudum bir süreden sonra. Spoiler olmasın diye neler olduğunu anlatmayacağım. Kitabın dili akıcı, geçmiş ve şimdiki zaman anlatımı da sarıyor fakat ikinci yarıda, özellikle sonlara doğru yapılan hataları kapatmıyor bence. Kitabın en büyük sorunlardan biri Delilah karakterini ele alıyışıydı benim için. Percy öne çıksın diye yapılmış gibi geliyor bana. Kafası genelde erkeklerde olan, Percy'nin aksine aşk işlerine daha erken girmiş bir karakter. Giyim tarzı da sanırım cesur ve çekici denilebilecek bir stil ve Percy'e göre daha açık giyiniyor ki bu bir sorun değil, istediğini giyer sonuçta. Ayrıca Percy kitap yazarken Delilah ona daha fazla cinsellik eklemesi gerektiğini söylüyor sanırım. Ya da tercih ettiği kitap tarzı öyleydi tam hatırlamıyorum. Kitap sürekli Delilah'ı Percy'den daha aşağı bir kızmış gibi göstermeye çalışıyor. Yazar Delilah'ı sevdirmemeye çalışıyor gibiydi. Delilah'ı Percy ile arkadaş yapmak yerine gıcık popüler kız tropuna uygun yapsaymis en azından hiç sevmezdik. Olayı detaylı anlatmayacağım spoiler olmasın ama bir noktada Percy,Delilah'a slutshaming yapıyor. Sonradan özür diliyor ama özür dilemesi bile yıllar sürüyor. Ayrıca Delilah'ı suçu olmayan bir olayda Percy'nin ona orospu muamelesi yapması yanlıştı bence, özürünü de yeterli bulmadım. Sam ise Percy'den daha kötüydü. İdeal erkek gibi tasarlanmaya çalışılmış ama alakası bile yok. Tamamen red flag. Delilah'a yaptığı da hiç hoş değildi. İlk yarısının hatrına 5 verdim, yaz kitabı okumak istiyorsanız başka kitap seçin bence, önermem.
1000Kitap
Her Yazın ArdındanCarley Fortune · Nemesis Kitap · 2023611 okunma
Reklam
Kambur
10/10
·255 syf.··
2026 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Esra Kahya'nın Bir İntihar Çok Ölüm romanı, bu yıl içinde okuduğum ve beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Daha önce yazarın Benim Rüyalarım Hep Çıkar kitabını okumuştum ve onu da çok sevmiştim. Bu kitabı bitirdiğimde ise Esra Kahya'nın kalemini ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım. Roman, otuz beş yaşındaki kambur Acibe'nin intiharıyla başlıyor.  Meskûr, Müsemma, Nazenin ve Acibe'den oluşan bu dört kişilik aileyi ilk olarak tabutta yatan Acibe'nin anlatımıyla dinliyoruz. Kitap boyunca en çok Acibe'nin yaşadıklarına üzüldüm. Onun yalnızlığını, dışlanmışlığını ve sevgisiz bırakılışını okurken içim parçalandı. Hatta bazı bölümlerde gözlerimin dolduğunu, istemsizce ağladığımı fark ettim. Buna karşılık kitapta en çok sinirlendiğim karakter ise hiç şüphesiz Müsemma oldu. Anne olmak sadece bir kelimeden ibaret olmamalı diye düşündüm durdum. Acibe'ye karşı gösterdiği duyarsızlık ve sevgisizlik beni sayfalar boyunca öfkelendirdi. Kitabı okurken içimden sürekli Meskûr'un dediği gibi, "Yanasın Müsemma, dilerim yanasın." deyip durdum. Yazarın dili ise çok hoşuma gitti. Son derece akıcı, sade ama sıradan olmayan bir anlatımı var. Sayfalar adeta su gibi aktı gitti. Kitabı okumayı düşünenlere küçük bir uyarı yapayım; bu kitap biraz ciğer dağlıyor. Özellikle duygusal okurların kalbine dokunacağını düşünüyorum. Kitabın toplantısını yazarımızın katılımıyla yapma şansımız da oldu. Esra Hanım'ın samimiyeti, içtenliği ve mütevazılığı beni ayrıca etkiledi. Böyle sıcak, kibirsiz ve okuruna değer veren yazarlara her zaman hayranlık duyuyorum. Kendisine böylesine etkileyici bir hikâyeyi edebiyatımıza kazandırdığı için teşekkür ederim. Bir İntihar Çok Ölüm'ü gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ederim. Uzun süre aklımdan çıkmayacak kitaplardan biri oldu. Bu kitaba mutlaka bir şans
Alıntı
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026489 okunma
İzler Gerçekten Kalıyor
10/10
·376 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:50
Bazı kitaplar vardır, okur kapatırsın ve hikâye biter. Bazıları vardır, kapağını kapatsan bile karakterleri aklından çıkmaz. İzler Kalır 1 benim için öyle bir kitaptı. Soner’i okurken çoğu zaman ona üzüldüm. Çünkü daha çocuk yaşta yaşamak zorunda kaldığı şeyler hiç kolay değildi. Baba sevgisini hiç doğru düzgün görememiş, ailesini kaybetmiş ve hayatın yükünü omuzlarına çok erken yaşta almak zorunda kalmıştı. Bazen bir karakteri anlamak için onun yaşadıklarına bakmak gerekir. Soner’i sevmemin sebebi de buydu. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de bağımlılık konusunun işlenişiydi. Çünkü burada sadece bir insanın değil, bir ailenin nasıl dağıldığını görüyoruz. Uyuşturucu denilen şeyin insanın hayatından neler götürebileceğini, nasıl geri dönülmesi zor yaralar açabileceğini Soner’in hikâyesinde görmek mümkün. Kitabı okurken bazı insanların neden bu kadar kırıldığını daha iyi anlıyorsunuz. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu ama sanırım beni en çok etkileyenlerden biri şuydu: “Ruhu ölenler için yaşamak, nefes alıp vermenin bile meşakkatli geldiği bir mücadeleden ibarettir.” Bu cümleyi okuduğumda uzun süre düşündüm. Bir de Soner’in duygularını okuması çok güzeldi. Özellikle herkes onun camdan dışarı baktığını sanırken aslında camdaki yansımadan Beste’yi izliyor olması… Bu detay kitabın en sevdiğim yerlerinden biri oldu. Çünkü bazen insan sevdiği kişiye bakmaya bile kıyamıyor. Kitapta aşk vardı, dostluk vardı, kayıplar vardı, özlem vardı. Ama en çok da yaralarına rağmen yaşamaya devam etmeye çalışan insanlar vardı. “Bazen bir sarılış yeterdi insana umut olmaya.” Belki de kitabı tek bir cümleyle anlatmam gerekse bunu seçerdim. Kitabı bitirdiğimde geriye sadece bir hikâye kalmadı. Soner’in yaşadıkları, Beste’nin varlığı ve altını çizdiğim onlarca cümle de
İzler KalırSude B. · Pukka Yayınları · 20241,871 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 19. kitabı
Dili akılı sürükleyeci hiç bırakmak istemedim. Bitsin istemedim . 30 lu yaşlarda ilkeleri hatırlatan hevesle elden bırakmadan okudum. Yazarı yüreğine emeğine sağlık.
EmanetBige Güven Kızılay · Hayy Kitap · 2021999 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 6. kitabı
Kırmızı Pazartesi Gabriel Garcia Marquez Gabriel García Márquez’in Büyülü Gerçekçilik akımının dışına taşan, gazetecilik geçmişinden beslenen ve adeta bir adli tıp raporu titizliğiyle kaleme aldığı Kırmızı Pazartesi , edebiyat tarihinin en sıra dışı kurgularından birine sahiptir. Kitap, geleneksel polisiye romanların aksine, daha ilk cümlesinde bize maktulü, katilleri ve cinayetin işleneceğini söyleyerek tüm gizemi ortadan kaldırır. "Santiago Nasar, öldürüleceği gün, piskoposun geleceği gemiyi beklemek için sabah saat 05.30'da kalkmıştı" ifadesiyle başlayan roman, okuyucuya "Katil kim?" sorusunu değil, "Herkesin bildiği bu cinayet neden engellenmedi?" sorusunu sordurur. Tarafsız bir gözle incelendiğinde bu eser, bir cinayetin anatomisinden ziyade, kolektif suçluluk psikolojisinin, toplumsal ahlak ikilemlerinin ve kader algısının derin bir analizidir. Romanın merkezindeki olay örgüsü oldukça trajik ve absürttür. Zengin ve gizemli bir yabancı olan Bayardo San Román, kasabaya gelir ve güzelliğiyle bilinen Angela Vicario ile görkemli bir düğünle evlenir. Ancak düğün gecesi, Angela’nın bakire olmadığı ortaya çıkar. Toplumsal namus baskısını üzerinde hisseden Bayardo, kadını aynı gece ailesinin evine geri bırakır. Angela’nın ikiz kardeşleri Pedro ve Pablo Vicario, kız kardeşlerine bu "lekeyi" süren kişinin kim olduğunu sorduklarında, Angela neredeyse rastgele bir şekilde kasabanın varlıklı, genç ve çekici sakini Santiago Nasar’ın adını verir. Bu noktadan itibaren ikizler için namusu temizlemek kaçınılmaz bir görev haline gelir. Ancak kardeşler bu cinayeti işlemek konusunda aslında isteksizdir. Cinayet planlarını kasabadaki hemen hemen herkese kasaplara, polise, rahibe ve sıradan insanlaraaçıkça ilan ederler. Buradaki amaçları, birilerinin kendilerini durdurması ve bu sayede hem namus görevlerini
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
Reklam
Reklam