Biri, Hiçbiri, Binlercesi / Luıgı Pırandello
Nobel ödüllü İtalyan yazar Pırandello tarafından kaleme alınmış bu eser felsefi boyutlarıyla insana birçok soru sorduran, farkettiren ve hazmettiren bir kitaptı.
‘ İşte; kendi adına o da bir nevi “hiçbiri”ydi.
Ama bu belki de, herkesin gözünde “biri” olmanın yoluydu. ’
Karakterimiz Moscarda bir gün karısı tarafından eleştiriye maruz kalır. Burnunun yamuk olmasıyla ilgili görüş bildiren karısı Moscarda’nın varoluşsal sancılar çekmesine vesile olur. Moscarda, o güne kadar burnun yamuk olduğunu hiç farketmemişti. Onu kendi yapan, bu dünyada temsil ettiği tüm özellikleri barındıran bedeninde demek ki dışarıdan böyle kusurlu bir görüntü vardı. Artık her konuştuğu insan onu yamuk burnuna bakıyormuş gibi hissediyor, her ne kadar iyi özelliklere sahip olursa olsun burnundan dolayı kimsenin onu ciddiye almayacağını düşünüyordu.
Bu başlangıç noktasından çıkan düşünceleri çok farklı noktalara evrilmeye başladı. Moscarda, bu dünyada benliğini temsil edebilmesi için bu bedeni emanet olarak almıştı. Yani bu beden aslında Moscarda değildi. O, bu bedenin içindeydi, onun benliği bu bedenle sınırlı değildi. Ama insanlara bunu nasıl anlatabilirdi ? O kim olursa olsun karşısındaki insan onu nasıl görüyorsa, hangi kalıba sıkıştırdıysa öyle olmak zorundaydı.
Moscarda bile tam olarak kim olduğunu bilmiyorken insanlara gerçek benliğini gösteremezdi. Bu yüzden öncelikle o kendini tanımalı, kendine dışarıdan bir gözle bakmalıydı. İşte böyle geçti ayna karşısına, bol bol konuştu kendiyle. Karşısında duran insana uzaktan bakarak sorunlarının çoğunu çözeceğine inanıyordu. Düşünceler birbirini kovalarken ucu bucağı olmayan bir karanlığa düştü. Toplumun önyargıları üzerinde durmayarak yoluna devam etti ve kendi benliğinin özgürlüğüne doğru bir yola çıktı…