“Ortak geçmişini paylaştığın kişiler gittiğinde yanlarına geçmişin yarısını da alırlar. Aslında, tümünü; çünkü yarım geçmiş yoktur. Sanki bir sayfayı dikey olarak ikiye yırtmışsın da cümleleri sadece yarıya kadar okuyorsun, diğer kişi de sonlarını okuyor. Ve hiç kimse bir şey anlamıyor. Diğer ucunu tutan kişi gitmiş. O geçmişin günlerinde, sabahlarında, öğlenlerinde, akşamlarında, gecelerinde, aylarında ve yıllarında bu kadar yakın olan kişi... Geçmişi onaylayacak kimse yok, onu birlikte çalacağın kimse yok. Karım gittiğinde sanırım geçmişimin yarısını, aslında tümünü kaybettim. Geçmiş sadece dört elle, en az dört elle çalınır."
“Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez.”