Güler Yazıcıoğlu

Güler Yazıcıoğlu
@hicbiryerden
un mundo mejor es posible
Küçük Bir Çaba
1000 Kitap sayesinde tanıştığım değerli arkadaşım Roquentin ile geçen günlerde bir çaba içerisine girdik. Bu çabamızda başarılı da olduğumuz için sizlere anlatmak istiyorum. Roquentin, eski adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu, yeni adıyla Yetiştirme Yurdu'nda sosyolog olarak görev yapmakta. Daha önce de hatırlarsanız, Li-3'ün yaptığı kampanya ile buradaki çocuklara bir yardım kampanyası düzenlenmişti. Aslında bu çocuklar, sosyal devlet olma prensibi gereğince devletin güvencesinde ve sorumluluğundalar. Koskoca devletin sorumluluğunda olan çocuklara bizim vatandaşlar olarak el uzatmamız veya yardım etmemiz biraz komik görünüyor ilk başta. Ancak her ne kadar devlet güvencesi ve sorumluluğu altındaymış gibi görünseler de gerçek bu şekilde değil. Roquentin'den öğrendiğim kadarıyla devlet tarafından çocuklara aylık bir miktar para veriliyormuş ve bu para ile koca bir ay geçinmeleri gerekiyormuş. Tam rakamı bilmemekle birlikte, ergenlik dönemindeki çocuklara yetmeyecek bir rakam olduğuna emin olabilirsiniz. Tabii devlet tarafından verilen bu paranın çok büyük bir kısmı da çocukların zaruri ihtiyaçlarına gittiğinden eğlence-kültürel gelişim gibi yönleri bir hayli eksik kalıyormuş. Sinemaya veya tiyatroya verecek paraları kalmayan çocuklar, kültürel olarak birçok arkadaşından geri kalıyormuş. İçimizde anne-baba olup da çocuklara harcanan paranın ne boyutlara varacağını bilen okur arkadaşlarımız da vardır... Roquentin ile sohbet ettiğimiz zamanlarda bana bu konudan muzdarip olduğunu birkaç sefer dile getirdi. Hatta arkadaşımızın birçok defa maaşının önemli bir kısmını çocukların kültürel olarak gelişmeleri için harcadığını da biliyorum.
1000Kitap
Güler Yazıcıoğlu
Tebrikler, nasıl güzelsiniz :)
Reklam
Süregiden feminist mücadelenin kadına yönelik şiddeti sona erdirebilmesi için, bu mücadelenin şiddeti sona erdirmeye yönelik topyekûn bir hareketin bileşeni olarak görülmesi gerekir. Feminist hareket şimdiye kadar birincil olarak erkek şiddetine odaklandı ve sonuç olarak erkeğin şiddete eğilimli olduğuna, kadının ise olmadığına, erkeklerin tacizci, kadınların mağdur olduğuna dair cinsiyetçi basmakalıp fikirlere inanıl ırlık kattı. Oysa bu toplumda kadınlar (erkeklerle birlikte), baskın bir taraf ya da grubun, hükmettiği insanlar üzerindeki iktidarını kaba kuvvet uygulayarak elde tutmasının kabul edilebilir bir şey olduğunu düşünüyorlar. Bahsi geçen düşünce tarzı, bunu göz ardı etmemize yol açabiliyor. Kadınların, diğerleri üzerinde ne derece kaba kuvvet uyguladıklarını ya da şiddet içeren davranışlar sergilediklerini gözden kaçırmamıza ya da görmezlikten gelmemize neden oluyor. Kadınların, şiddet içeren eylemleri erkekler kadar sık gerçekleştirmiyor olmaları, kadın şiddeti gerçeğini ortadan kaldırmaz. Eğer şiddeti ortadan kaldırmak istiyorsak, bu toplumdaki bütün kadın ve erkeklerin şiddet kullanımını desteklediğini görmemiz gerekiyor.
Bgst Yayınları, Epub
İlişkiler
Güler Yazıcıoğlu
Ancak kadınlar (bir grup ile sınırlandırıyorum) bunu görmekten kaçınırlar. Çünkü görmeleri, bunu kabullenmelerini ve bu da kendilerinde bir değişim sürecini başlatmalarını gerektirir. İkinci dalga feminizmi bir parçalanma sürecine dönüştüren bu durum değişmedikçe ve feminizmi "erkek şiddetine dayandırılan bir cinsiyetçilik" ile sınırlandırdıkça sorunun çözüme kavuşması olanaksızlaşıyor. Bu nedenle feminist hareket ana amacı olan cinsiyetçiliği ortadan kaldırmanın yanı sıra, kadınlara yönelik çalışmalarla, şiddetin ne başkasına uygulanabilir ne de kendine kabul edilebilir olduğu bilincini yaymayı sürdürüyor. Tabii bunun için bizlerin klavye aktivistliğinden bi tık fazla çabayla elimizi taşın altına koymamız gerekiyor ;)