1 ve 2 yi okuduktan sonra beklentim bu kitap için çok yükselmişti çünkü ilk 2 kitaba bayılmıştım ama malesef beklentimi hiççç karşılamadı diyebilirim.Hatta bomboş geldi.
Merhabalarrr bugün Zalim Prens'in incelemesiyle karşınızdayım. Öncelikle kısaca konusundan bahsetmek istiyorum.
Jude, ikizi Taryn ve peri olan ablaları Vivi insan diyarında yaşayan çocuklar. Bir gün evlerine Madoc adında bir peri geliyor. Bu peri annelerinin eski sevgilisi ve Vivi'nin de babası. Annelerinin kaçıp buraya geldiğini, yıllarca onu ölü zannettiğini söylüyor. Olaylar karışıyor ve Madoc anneleriyle babalarını öldürüyor.
Olaydan sonra Madoc kızları yanında götürüp yetiştiriyor. Bu esnada Jude insan olduğundan dolayı diyarda zorbalık görüyor.
❀︎İNCELEMEM: (spoi içerir)
Son bölümler dışında kitap klişe ilerledi. Zorbalar, onlardan intikam almak isteyen bir kız, saray entrikaları vs... Ben klişe sever biri olduğumdan beni rahatsız etmedi, konuyu da sevdiğimden severek okudum.
Lakin karakterlere bir türlü bağlanamadım. Çok yüzeysel anlatıldılar. Çeviriden dolayı böyle desem yayınevinden okuduğum yaklaşık 36. kitap. Diğer kitaplarda hiç böyle bir şey olmadı. Yazarın kaleminden diye düşünüyorum en azından kalemi diğer kitaplarda gelişiyormuş.
Bir diğer rahatsız olduğum konu Locke ve Jude'un bir anda sevgili olması. Ya bir dur adam sana iyi davrandı diye neden hemen sevgili oluyorsun. Locke'un ihanetine kızdım ama pek koymadı. Kitaptaki ters köşeler de aman aman şaşırtıcı değildi. (Son bölümler hariç.) Jude'a zehirlenme sahnesinde bağlandım. Yok ondan önce bir türlü olmuyordu.
Ayrıca Cardan bizim ana erkeğimiz değil mi? Jude'dan etkilendiği ortaya çıktı. Ki bu Cardan BİZİM ZORBA GRUBUNUN BAŞI. Jude bu oğlanı gitti öptü ama öperken kendisi de bir şeyler hissetmeye başladı. Benim için orada teller koptu. Düşmandan aşka güzel ilerliyordu ama oğlanı rahatsız edeyim tahakküm kurayım benden etkilensin diye ÖPMEK DE NEDİRRRR BU TARZ ŞEYLERİ HİÇÇÇ
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,336 okunma
Düşünüyorum da insanoğlu gerçekten çok zavallı! S:6
Tiyatro izlemek kadar, okumak da ayrı bir keyif benim için , farklı edebi eserlerden sonrası ruhen dinlenmk
İçin tiyatro okumak oldukça rahatlatıcı geliyor insana..
Antik Roma'daki esir ve kölelerin yaşamları ile ilgili, dostluk, özveri ve yardımlaşma konularını mizahi bir üslupla işlediği bu eseri için, oyunun sonunda bir oyuncu aracılığıyla şöyle diyor:
"Sevgili izleyiciler, oyunumuz ahlaka uygun bir oyundu.
Öyle yasak aşk ilişkileri, küfürlü konuşmalar yoktu.
Öyle çocuk değiştirmeler, hileli para işleri de yoktu.Oğlanlar, babalarından gizlice, kızları satın alıp azat etmediler.
Böyle, iyi insanların daha iyi olmalarını örneklerle anlatan
Komedileri, şairler her zaman bulup yazamazlar.
Şimdi sizi memnun ettiysek, oyun uzun ve sıkıcı gelmediyse,
Bir işaretinizle
bunu belli edin bizlere... Esirler
Artık bundan sonra hiçbir insana güvenmeyceğim. S:43
Bende güvenmiyorum hiccc
romcom cifti okumaya asigim beni cok eglendiriyor gulduruyorlar kafami dagitiyorlar sapsal sapsal siritiyorum ozellikle isin icinde fake dating varsa hele de enemies to lovers ile birlestigi icin afiyetle okudum. ayrica enemies kisminin cok az surmemesine sevindim en azindan bir sure atisip durdular 2 dakika birbirlerine senden nefret ediyorum diyip sonra hemen asik olan ciftleri hiccc sevmiyorum. elestiriler tabii ki olabilir ama bi romcom ciftine gore bence cok cok iyiydiler ayrica aaron en sevdigim animasyon yukari bak dediginde agladim:(
Uzun zaman sonra beni heyecanlandıran bir kitaptı.Neden; sanırım ilk başta isminden etkilendim.SOĞUKKANLILIKLA.İyi kitapları adından bile anlayabilme radarına sahip olduğuma da eminim:) Keza öyle de oldu.Ta ki son sayfayı kapatıncaya kadar.Gerçek bir hikaye..Zamanın,yerin önemi yok.4 güzel insanın bir hiç uğruna 2 canavar ruhlu katil tarafından işkenceyle öldürülmesi..Bu cinayetlerin aydınlanması için didinip duran bir şerif(Dewey) meraklı kasaba halkı..Katillerin aileleri..Yakalanıncaya kadar geçen zamanda yaşadıkları olaylar ve yargılanma süreçleri..Ve idamları..Peki beni ne rahatsız etti hemen söylüyorum.Hiç öyle pskilojik analizlere filan da girmeyeceğim.Yazarın bu 2 canavarı güzellemesi..İfadeleri alınırken çocukluklarından ve aile yaşamlarından bahsettiklerinde neredeyse okuyan kişiler onlarla bir bağ kurup hatta acıyacak ve aman ölmesinler lütfen diyecek gibiydi.Şunu demek istemiş sanırım bakın bu 2 kişi aslında çok kötü çocukluk yaşamış,tramvaları da var,tipleri de düzgün hiççç katile de benzemiyorlar hatta biri zekii biri esprili şakacı vs vs .Bunları okurken kitap gözümde bambaşka bir hal aldı.Şu an güncel olarak yaşadığımız hepimizi üzen o olay..”Suça sürüklenen çocuklar”.. Bağlantıyı kurun ne demek istediğimi anlayacaksınız.Böyle bir sahtekarlığı siz insanlar uydurdunuz.Dick ve Perry denen o katiller çocukken de o ruha sahiptiler.Kitabın sonlarına dogru birinin mahkemede söylediği söze katıldım yalnızca.” idam edilseler bile yalnızca 2 kişinin hayatından gitmiş olacak”. bu iki acımasız katilin cezalarının bedeli tabiki de kısacık süren idam bile olamaz.Neyse ki ilahi adaletin olduğu bir boyut bir yerlerde iyi ki var.
Ayrıca son olarak kitabı normalde 3 günde bitirebilirdim ama o yabancı isimler o kadar fazlaydı ki kim kimdi? Bu yer neresiydi? gibi gibi bir
SoğukkanlılıklaTruman Capote · Sel Yayıncılık · 2004970 okunma
Yeni anne olmuş bir kadının cinnetle akıl arasındaki o dar çizgide gidip geldiği bu hikâyede, evlilik, aşk ve annelik gibi kavramların karanlık yüzüyle karşılaşıyoruz.
Kitaptaki kadının tavırlarını çoğu kez abartılı bulsam da, hikâyenin dili oldukça akıcıydı ve anlatmak istediğini güçlü biçimde aktarıyordu. Belki daha genç okurlar karakterin duygusal gelgitlerinde kendilerini daha kolay bulabilirler.
Benim içinse annelik, doğanın kadına sunduğu bir hazırlık süreci. Biyoloji öğretmeni olarak biliyorum ki bebek anne rahminden ayrıldığı anda, yani göbek bağı kesildiğinde, annelik hormonları kanda hızla yükselir. Doğa bizi anne olmaya o an hazırlar.
Hatta yapılan araştırmalarda horozlara bu hormonlar (özellikle prolaktin) enjekte edildiğinde civcivleri kanatlarının altına alıp korudukları gözlemlenmiştir. Yani şefkat, doğanın bize verdiği bir armağandır.
Erkekler bazen uzak, ilgisiz ya da anlamıyor gibi görünür ya… belki de gerçekten anlamıyorlardır:)) Ne yapsınlar, doğa onlara bu hormonu esirgemiş:)) Prolaktin yoksa, şefkat de eksik kalıyor. Erkekleri hiççç savunacak değilim:) hemcinslerim kızmasın ama ben değil biyoloji öyle söylüyor.
Tüm bunları düşününce, annelik bana sadece biyolojik bir süreçten ibaret değilmiş gibi geliyor. Diğer yandan; Freud’un söylediği gibi bir yetersizlik değil; Karen Horney’nin dediği gibi kadınlara verilmiş bir lütuf aslında annelik ve kadın olmak.
İnsan seçimlerinde elbette yanılabilir, hayatı paylaştığı kişiyle yolları ayırabilir; ama bu, anneliğin özündeki sevgiyi ve bağı yok etmez. Çünkü o bağ, doğanın bizde özenle kurduğu en derin “refleks”lerden biridir.
Benim için “anne olmak” sevgiyle, şefkatle, bazen de gözyaşıyla dolu, ama asla bu kadar tekinsiz bir yer değil. Buna rağmen bu romanı okumaktan mutluyum; çünkü merakım