Kalbin kirini atmak , içinizi huzurla doldurmak için ziyaret edebilirsiniz: WhatsApp'ta HİFA KİTAPEVİ kanalını takip edin: whatsapp.com/channel/0029Vb7...
Fatma Nur Çelik
Ülkenin her yerinden oluk oluk pislik akıyor -Çocuk yaştayken Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edilen ve daha sonra faille evlendirilen Fatmanur Çelik ile yine Şengüler'in yıllarca istismar ettiği kızı Hifa İkra Şengüler, Zeytinburnu sahilinde ölü bulundu. (Bana bir şey olursa intihar demeyin demişti..) -İstanbul'da 17 yaşındaki bir çocuk, 2 öğretmen ve 1 öğrenciyi bıçakladı. Olayda bir öğretmen hayatını kaybetti. Cenazeye milli eğitim bakanı katılmadı bile.. Ah ülkem vah ülkem… Her geçen gün daha kötü şeyler oluyor ve biz sadece izlemekle yetiniyoruz…
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şükreden Süheyb sabreden Hifa
Medine'nin en güzel, en zengin ve soylu hanımlarından biriydi Hifa Hatun... Pek çok kimse ona talip oluyordu. Sultanlar, zenginler, boy boy kabile reisleri... Ama onun kalbinde bambaşka bir yangın vardı. O, fani bir aşkın değil, ebedi bir rızanın peşindeydi. Bir gün Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzuruna geldi ve tüm dünyalıkları elinin tersiyle iten o soruyu sordu: "Ey Allah'ın Resulü! Beni cennete götürecek bir amel öğret bana..." Efendimiz (s.a.v.) tebessümle buyurdular: "Evlenmen gerek ey Hifa, bununla dininin yarısını emniyete alırsın."Hifa Hatun tereddütsüz teslim oldu:"Siz kimi uygun görürseniz, ben ona razıyım Ya Resulallah."Peygamberimiz (s.a.v.), kimsenin kalbini kırmamak için şöyle bir usül belirledi: "Yarın sabah namazına mescide ilk kim gelirse, senin nasibin odur." O gece herkesin gözü yoldaydı belki ama kaderin planı başkaydı. Sabah mescidin kapısından ilk giren; garip, kimsesiz, rengi esmer, boyu uzun, zayıf ve cebinde dünyalığı olmayan Süheyb-i Rumi oldu.Ne malı vardı Süheyb'in, ne de Hifa'nın güzelliğine denk bir şöhreti... Ama Hifa Hatun, Resulullah'ın sözünü ve kaderini büyük teslimiyetle kabul etti.Süheyb mahcuptu."Ya Resulallah, benim ona verecek ne bir dirhem gümüşüm, ne de onu götürecek bir evim var" dedi boynunu bükerek. Ama Hifa hatun mihrini de kendi verdi, evini de kendi açtı Süheyb'e. Ve o mübarek düğün gecesi... Dünyevi heveslerin değil, uhrevi bir sevdanın konuştuğu o an geldi. Hifa Hatun eşine döndü ve asırlarca unutulmayacak şu sözü söyledi:"Ey Süheyb! Bil ki ben senin için bir nimetim, sen ise benim için bir imtihansın (mihnet). Sen bu nimete şükret, ben de bu mihnete sabredeyim. Gel bu geceyi ibadetle geçirelim de; sen 'Şükredenler', ben de 'Sabredenler' zümresinden yazılalım." O gece seccadeler gözyaşıyla ıslandı.Sabaha kadar
Hayata Dair
Dua
Ya Rabbi, sen beni Ali eyle, Yiğitliğim secdeyle göğe değe eyle. Korkusuz olayım ama nefsime yenilmeyeyim, Fatmam razı olsun, aşkınla dirileyim. Ya Rabbi, sen beni Yusuf eyle, Karanlık kuyuda bile sabrı söyle. Züleyha yoluma çıksa da bakışım sende, Temiz kalayım, aşkım kalsın sadece sende. Sen beni Suheyp eyle, gariplikte zengin, Her gözyaşım senin için, her duam derin. Dünya pazarında değil, gönül pazarda, Benim kazancım yalnızca senin rızanda. Hifa Hatun gibi kıl kalbimi, İffetle sakla, aşkınla donat ömrümü. Bir bakışta değil, secdede güzelleşsin yüzüm, Dünyaya değil, ahirete değsin sözüm. Ya Rabbi, beni Musa gibi sabırlı eyle, Denizler önümde açılsın, yolum sana söyle. Firavunlar çağırsa da eğilmesin boynum, Asâmla değil, sabrımla yıkılsın zulmüm. Ya Rabbi, beni İbrahim gibi teslim eyle, Nefsim ateşte yanarken güle dönsün kalple. Sevdanla sınandıkça artan bir nur olayım, Her imtihanda “Hasbiyallâhu” diye ayakta kalayım.
Şiir
| Sabredenlerden hifa, şükredenlerden suheyb olmayı nasip et Allahım
1000Kitap
Sabredenlerden hifa, şükredenlerden suheyb
Hifa hatun Medine’nin en güzel kadınlarındandır. Öylesine sıcak kanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup izdivaç teklif ederler. Hifa hatunun methi yayılır ve çok uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o necaşi gibi bir imparatoru reddeder. Sadece ve sadece Allah’ın rızasını diler ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer, kimi cevahirler döker, 100 kızıl deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını atanları mı? Hifa hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile. Efendimizin huzuruna çıkıp ey Allah’ın Resulü bana cennete götürecek bir şeyler öğret der. Doğrusu o peygamberimizin sallallahu sellem: -Gündüzleri oruç tut ya da geceleri namaz kıl gibi tavsiyede bulunacağını sanır ama serveri kâinat, önce evlenmen lazım. Zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın buyururlar. Hifa büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım der. Malum o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğinde özel olması gerekir. Lakin Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem ne kimseye ümit verir nede kimsenin ümidini kırar. Her zaman ki gibi basit ve pratik bir çare bulur. Yarın sabah mescide ilk gelenle evlen buyururlar. Bu teklif herkesin hoşuna gider. Talipler erken kakmak için tedbirler düşünür. Kendilerince hazırlık yaparlar. Bu haberi elbette Hazreti Süheyb’te duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kah mescit gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki rüzgâr sert esse
Din