İnsan derin hayaller içinde kaybolup gittiği zaman hiçbir kelimenin tarif edemeyeceği -ruha karşı şimşek gibi açıldığı anda biten-ebedi bir tebessüm, sonsuza dek sürmeye layık olmaz mı? Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz vücut denilen şu toprak yığıntısının üzerinde durmadan sonsuzluk için çalışır durur… Hüzünlü bir bakışı senelerce muhafaza eder… Bir sözü,bir tebessümü yıllarca saklar… Etrafından başdöndürücü bir hızla geçen bütün hatıra ve tesirleri hemen
tutmaya çalışır. Bu tahammülü aşan çabayla bütün kuvvet ve takati  kaybolunca bizi ümit veren istikbal biter; hayatımıza eşlik eden mazi, unutuşlar deryası içinde olur. O zaman ölümcül şekilde yaralanmış bir asker gibi bizi mezarın kapısında bırakarak hizmetini terk eder.
Ben neredeyim?İnsan bazan bunu bile bilemez diye düşünürüm…..bizim tükettiğimizi sandığımız hayat denilen şey ,tuhaf ve anlaşılmaz bir şey ve kimse kendi hayatının bile neden öyle olduğunu bilmiyor.