O biçim çiçekler açardı kafamda. Fırıl fırıl atardı kalbim. Aslında benim için hayat böyleydi. Fakat bir gün babam öldü. O gün içimdeki havai fişek, içimdeki kuşu vurdu. Bunu anlamanızı çok isterdim. O yüzden tekrar edeceğim. İçimdeki havai fişek, içimdeki kuşu vurdu. Nasıl mı? Üzgünüm ama... Bammmmm! diye.
Katı olan her şey buharlaşıyor, hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.
Zamanın uzağı gören bilge gözleri başka kehanetler fısıldasa da, sen kulaklarını tıkayıp , artık buradayım diyordun kendine. Bundan böyle buradayım. Bir yuvaya inanmanın, kendini evinde hissetmenin tek yolu buydu.