Hilal Sarıoğlu

Hilal Sarıoğlu
@hilallsrioglu
Matematik öğretmeni
13 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı

Hilal Sarıoğlu

, bir kitap okudu
8/10
·238 syf.··
10 günde okudu
·
2026 16. kitabı
İhsan Oktay Anar
8.5/10 · 67,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·238 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:36
Herkese merhaba Puslu Kıtalar Atlası, okurken beni hem zorlayan hem de etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk bölümlerde olayları ve karakterleri anlamakta güçlük çektim. Hatta zaman zaman ne anlatıldığını kaçırdığımı düşündüm. Ancak sayfalar ilerledikçe romanın parçaları yavaş yavaş birleşmeye başladı ve kitabın asıl gücünün burada olduğunu fark ettim. En sevdiğim yanı, olayların tahmin edilemez olmasıydı. Her bölümde farklı karakterlerle karşılaşıyor, her karakterin hikâyeye ayrı bir renk kattığını görüyorduk. Başta birbirinden bağımsız gibi görünen olayların ve kişilerin sonunda ustalıkla birbirine bağlanması beni oldukça etkiledi. Bünyamin'in kendi ölümünü görmesi, bazı bilimsel ve matematiksel çözümlemeler, Kehanet Aynası bölümü, Ebrehe ve Zülfiyar karakterleri ve romanın son kısmı hafızamda en çok yer eden bölümler oldu. Özellikle Uzun İhsan Efendi'nin yaşadıkları beni derinden etkiledi. Son bölümde Bünyamin'e yazdığı mektup ise kitabın en güzel kısmıydı. Bütün bu karakterlerin neden ve nasıl var olduğunu anladığımda kitap bambaşka bir boyut kazandı. O noktada roman sadece bir macera hikâyesi olmaktan çıkıp daha duygusal ve düşündürücü bir hâl aldı. Kitap boyunca sıra dışı olaylarla karşılaşsak da beni asıl etkileyen şey, rüya ile gerçek arasındaki sınırın sürekli belirsizleşmesiydi. Roman, okura kesin cevaplar vermek yerine sorular sordurmayı tercih ediyor. Bu yönüyle kitabı bitirdikten sonra bile üzerine düşünmeye devam ettim. Ayrıca İhsan Oktay Anar'ın dili de romanın atmosferini güçlendiren en önemli unsurlardan biriydi. İlk başta alışması zor olsa da, ilerledikçe o özenli, süslü ve zengin anlatımın hikâyeye çok yakıştığını düşündüm. Kitabı bitirdiğimde aklımda sadece olaylar değil, hissettirdiği düşünceler de kaldı. Özellikle “Dünyadaki en büyük
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
7/10
·479 syf.··
2026 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:39
  Herkese merhaba Bu kitabı okumama Gogol'un son kitabı olması ve "manik depresif bozukluk" sürecinde bu kitabı yazması, kitabı tamamlayamayıp bazı kısımları yakması, hatta intihar etmek istemesini öğrenmem neden oldu diyebilirim. Daha önce farklı kitaplarını da okuduğum yazarın son kitabını ve yaşadıklarını merak ettim. "Ölü Canlar" için de sonu yarım bırakıldığı için yaşamaya devam eden kitaplardan biri diyebiliriz. Kitapta Çiçikov'un dönemin Rusya'sında ölü insanların kayıtlara geçmemesini fırsat bilip onlara hâlâ vergi ödeyen insanlardan ölü canları alması ve bu yolla zengin olmaya çalışması anlatılıyor. İlk başta Çiçikov’un yolculuğunu okuduğumu düşünürken ilerledikçe Gogol’un çok daha fazlasını anlattığını hissettim.  Çiçikov’un “ölü canlar” üzerinden kurduğu plan bir yerden sonra yalnızca bir çıkar meselesi olmaktan çıkıp insanın kendini topluma nasıl sunduğu, görüntünün gerçeğin önüne nasıl geçebildiği ve insanların ne kadar kolay ikna olabildiği üzerine düşündürdü. En sıkıştığı anlarda bile zihninin hâlâ bir çıkar hesabı yapıyor olması ve bunun çocukluğundan beri şekillenmiş olduğunu gösterdi yazar. Özellikle daha küçük yaşta insanları okuyup kendini ona göre ayarlamayı öğrenmiş olmasını, babasının ve öğretmeninin yaklaşımlarından çıkarabiliyoruz. Kitap boyunca Çiçikov farklı karakterlerde farklı insan hâllerini ele alıyor aslında. Kimi sakin ve nazik (Manilov), kimi temkinli bir kadın (Koroboçka), kimi kaotik (Nozdryov), kimi uyanık (Sobakeviç), kimi dağınık (Plyuşkin), kimi çalışkan (Kostanjoglo), kimi de net (General Betrişçev). İster istemez bugün de hayatımızda benzerlerinin hâlâ var olduğunu düşündüm; bazen bir yabancıda, bazen en yakınımızda. Bir de Gogol’un ara ara okura seslenmesi hoşuma gitti. Bazı yerlerde kitabı okumuyor da yazarla sohbet
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma

Hilal Sarıoğlu

, bir kitap okudu
7/10
·479 syf.··
13 günde okudu
·
2026 15. kitabı
Nikolay Gogol
7.9/10 · 29,4bin okunma
Puan vermedi·262 syf.··
2026 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 10:07
Herkese merhaba, Bazı kitaplar biter, bazıları ise bittikten sonra insanın içinde yaşamaya devam eder. Sineklerin Tanrısı benim için sadece bir "adada hayatta kalma hikâyesi" olmadı; insanın içindeki iyilikle karanlığın, akılla içgüdünün, düzenle kaosun çatışmasını anlatan güçlü bir yolculuğa dönüştü. İlk başta normal bir macera kitabı gibi gelse de devam ettikçe kitaptaki karakterlerin bir şeyleri temsil ettiğini fark ettim. Ralph; umudu ve adaletle ayakta kalma mücadelesini temsil ediyordu. Ateş yakıp dumanla insanların onları bulma umudu vardı hep içinde. Jack; gücü ve hırsı. Mücadele ederken elde etmek isteyince içimizden çıkan o ilkel taraftı diyebilirim. Domuzcuk; aklı ve mantığı temsil ediyordu. Söyledikleri hep mantıklı şeylerdi ama dış görünüşünden dolayı dinlenmiyordu. Ne kadar haklı olursa olsun her zaman dinlenen kişinin en bilge kişi olmadığını gösteriyordu. Bir de Simon’ın karakteri biraz “hakikâti gören kişi” gibi yazılmış. O yüzden onun susturulması sembolik olarak çok güçlü. Sanki yazar şunu söylüyor: Gerçek her zaman insanları rahatlatmaz; bazen korkularına ters düştüğü için reddedilir. Bu yüzden Simon'un arkadaşları tarafından öldürülmesi beni çok etkiledi. “Canavar” gerçekten görünmeyen ama insanların ona inanıp hayatlarını ona göre şekillendirdiği bir şey gibi düşünülebilir. Ama ben bunu biraz daha “inanç + korku” olarak görüyorum. İnsan bazen gerçeği değil, korkusunu yönetici yapıyor. Bir de "deniz kabuğu" vardı. Başlarda söz hakkını, düzeni, medeniyeti ve birlikte yaşamanın kurallarını temsil ediyordu. Ama kabuk kırıldığında aslında sadece bir nesne değil, çocukların içindeki insanlık da biraz daha parçalanmış gibi hissettirdi. En çok Simon ve Domuzcuk’un ölümü sarstı beni. Çünkü onların kaybı sadece iki karakterin ölümü değildi;
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma