10/10
·76 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:30
Sade insanlara saygı gösterme yetimizi ne zaman kaybettik? Sevgili arkadaşlar bu akşam #cengizaytmatov un kaleminden #ilköğretmenim kitabını yorumlamaya geldim. Bu roman sayfa sayısı olarak incecik olsa da barındırdığı temaların derinliği açısından oldukça güçlü bir eserdir. Bu kitap 1963 yılında yazılmıştır ve ilk baskısı Ekim 2025 yılında tekrar basılmıştır.. Bu roman Bir insanın bir insana hayatı dokunduğunda tüm dünyanın nasıl değişebileceğini anlatır eğer neden bu romanı okumalıyız diyorsanız bu romanda vefa toplumsal dönüşüm ve bireysel farkındalık kavramlarını görüp etkileneceksiniz hayatınızı borçlu olduğumuz bize ilk yolu açan insanları biz yukarılara tırmandıkça ne kadar kolay unuttuğumuzu tekrar hatırlatan bir kitap bunun için bile okumaya değer.. Kitap şöyle başlıyor: kurkeu adında bir köy vardır köyün tepesinde 2 kavak ağacı dikilidir bu tepede çok eskiden köyün ilkokulu varmış ama o yıllarda okulun enkazından bile eser kalmamış bu tepenin adı düyşen okuludur. Köyün çocukları buraya serçe kovalamaya giderler. Kitabın anlatıcı olan ressam ve Altınay süleymanova köye okul açılışı için çağırılır ressam mı Altınay köye uzun süreden bir yere gitmedikleri için köye gitmeden anlaşarak iki üç gün köyde kalmaya karar verirler altınay'ın köye gelmesini köylü sevinçle karşılar köy muhtarı Altınel ve diğer önemli konukları evinde misafir eder evde otururken evet telgraf gelir telgrafları eski öğretmen şimdiki postacı düşen getirir ve hemen oradan ayrılır. 6 ay ressamla sözleşmesine rağmen köyde kalamayarak Moskova'ya geri döner daha sonra ressam'a mektup yollar ve bu mektubu köylüye okumasını söyler.. Acaba Bu mektupta ne yazmaktadır? Duyşen altınay'ın yanında neden kalmadı? Altinay neden köyü terketti?? Heyecanla Bu kitabı okumamızı bekliyorum #okudumbi̇tti̇ Siz
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,7bin okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·120 syf.··
2026 34. kitabı
MAHALLEDE KAYBOLMA DİYE / PATRICK MODIANO Roman, merkeze aldığı anlatıcının kişisel dünyası ve içsel yıkımı üzerinden ilerler. Kaybolan eşini arayan bir adamın yaşadığı trajedi, ilk bakışta kişisel bir yas ve arayış hikayesi gibi görünse de karakterin zihinsel gelgitleri, çaresizliği ve hafızasının uçurumları insanın en ağır travmalar karşısında nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini gösterir. Bu katmanda arayış, sadece fiziksel bir iz sürme eylemi değil; aynı zamanda karakterin kendi kimliğini, geçmişini ve akıl sağlığını koruma mücadelesidir. Karakterin yaşadığı yalnızlık ve içsel yabancılaşma, dış dünyadaki kaosun ruhuna doğrudan yansıması olarak somutlaşır. Bireysel arayışın hemen arkasında, bir mahallenin ve nihayetinde bir ülkenin kolektif trajedisi uzanır. Roman, faili meçhullerin, zorunlu göçlerin ve her an herkesin yok olabileceği bir korku ikliminin hüküm sürdüğü toplumsal yapıyı gözler önüne serer. İnsanların sırayla ortadan kaybolduğu bu mahalle, baskıcı rejimlerin ve bitmek bilmeyen çatışmaların yarattığı dehşet coğrafyasının çekirdek modelidir. Toplumun bu sistematik şiddete karşı geliştirdiği tepkisizlik, kanıksama ve "görmedim, duymadım, bilmiyorum" refleksi, siyasal şiddetin yol açtığı ahlaki çürümeyi ve kolektif suç ortaklığını sert bir dille eleştirir. Başkalarının acısına körleşen bir toplulukta, sıranın ne zaman kime geleceğinin belirsizliği bu katmanın ana gerilim hattını oluşturur. En derin katmanda ise eser, varlık, yokluk ve "unutuş" kavramları üzerine kurulan felsefi bir sorgulamaya dönüşür. Kaybolmak, sadece bedensel bir yok oluş değil; bir insanın hafızadan, tarihten ve zamandan silinmesi eylemidir. Yazar, unutan bir toplumun aslında hiç var olmamış gibi çoraklaşacağını savunur. Mekânların tekinsizliği, zamanın bükülmesi ve
Mahallede Kaybolma DiyePatrick Modiano · Can Yayınları · 2022583 okunma
10/10
·320 syf.·
2026 14. kitabı
Johann Hari'nin Çalınan Dikkat adlı kitabı, günümüz insanının giderek azalan odaklanma becerisini ele alan, düşündürücü ve sarsıcı bir kitap. Kitabı okumaya başlamadan önce dikkat dağınıklığını daha çok bireysel bir sorun olarak görüyordum. Ancak kitap, meselenin sadece irade, disiplin veya kişisel tercihlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Eserde dikkatimizin neden azaldığına dair birçok farklı sebep ele alınıyor. Sosyal medya platformlarının sürekli dikkatimizi çekmek için tasarlanmış olması, ekranlara maruz kalma süresinin artması, sürekli meşgul olma kültürü, sınav ve başarı baskısı, kaygı düzeyinin yükselmesi, uyku eksikliği ve hatta çevre kirliliğinin beyin üzerindeki etkileri dikkat çekici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle çevresel faktörlerin dikkat üzerindeki etkisi benim için yeni ve şaşırtıcı bir bakış açısı oldu. Kitapta en çok etkilendiğim noktalardan biri, dikkat sorunlarının yalnızca bireyin eksikliği olarak görülmemesi gerektiği düşüncesiydi. Günümüzde odaklanmakta zorlanan insanlara sıklıkla "Daha disiplinli ol", "Kendini toparla" gibi tavsiyeler veriliyor. Oysa yazar, içinde yaşadığımız sistemin dikkatimizi sürekli parçaladığını ve bu durumun yalnızca kişisel irade ile çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, insanın kendisine karşı daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Bir eğitimci olarak kitapta çocuklar ve eğitim sistemi üzerine yapılan değerlendirmeler de beni oldukça düşündürdü. Özellikle dikkat eksikliği yaşayan çocukların hemen tembel, isteksiz veya başarısız olarak etiketlenmemesi gerektiği vurgusu çok değerliydi. Günümüzde DEHB tanısı alan ve ilaç kullanan çocuk sayısındaki artışa değinilirken, öncelikle çocuğun yaşam koşullarının, kaygılarının, yaşadığı olayların ve çevresel etkenlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
10/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:51
"Kelimeler güçlü ve garip şeylerdir, söylensin ya da söylenmesin." Bu kitaptaki kelimeler gerçekten güçlüydü, kalbime öyle çok yerde dokundu ki... Duygusal bir insan olmama rağmen (tipik yengeç burcu) okuduğum kitaplar beni kolay kolay ağlatamaz, çünkü anlatılanları zihnimizde canlandırıp aynı zamanda o duygu seline kapılmak her zaman mümkün olmuyor. Filmlerde ağlamak daha kolay mesela, çünkü karşımızda hali hazırda canlandırılan bir sahne var, hayal etmemiz gerekmiyor. Bu kitap beni hüngür hüngür ağlatmadı ama hikâyesi, anlatım tarzı ve değindiği duygular ile yüreğime işledi, empati kurdurdu ve hadi itiraf edeyim, gözlerimi doldurup, burnumun direğini sızlattı. 1960'larda Kanada'nın Nova Scotia bölgesinde yaşayan Mi'kmaq yerlilerinden olan Kızılderili beş çocuklu bir aile, her yaz sınırı geçerek Amerika'nın Maine eyaletindeki yaban mersini tarlalarında mevsimlik işçi olarak çalışmaya giderler.Ailenin dört yaşındaki en küçük kızı Ruthie,bu çalışma sezonlarından birinde kaybolur.Ailenin imtihanı Ruthie'nin kaybolması ile başlasa da, zorluklar birbiri ardına gelir ve adeta bir yaprak dökümü yaşanır. Biz bu hikâyeyi iki anlatıcıdan dinliyoruz. Birincisi, olaylardan en çok etkilenen, kaybolan kardeşini çok özleyen ve baskılanmış duyguları sebebiyle öfke kontrolsüzlüğü sorunu olan Joe,ikincisi ise hatırlayamadığı eski hayatının hayaletleriyle mücadele ederken bir taraftan da yeni hayatındaki baskıcı ve kontrolcü ebeveyninden yorulan Ruthie,şimdiki adıyla Norma. Bazı kitaplarda hiçbir karakter ile bağ kuramayan ben, bu kitapta hemen herkesle bağ kurdum ve birçoğunu kendi penceresinden bakınca haklı buldum.Ruthie'nin gerçek sevgi açlığı, annesinin yarım asır sakladığı minik botlar ve oyuncak bebek,Joe'nun engel olamadığı öfkesi... Aile, aidiyet, kökler... Geri
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025202 okunma
For House of the Dragon*
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:18
Deli Targaryenlerin hayatını merak ettiğim bir dizi sürecini geçirip 3. Sezon gelmeden önce meraktan ölmeme adına başladığım Ateş ve Kan hakkında birkaç duygu düşünce şeysidir…. Öncelikle Ursula Le Guin dışında fantastik edebiyat okumadığım için acaba onca ismi aklımda tutar mıyım, ders çalışır gibi roman mı okunur, ben kpss çalışırken bile Osmanlı hanedanı hakkında not tutmadım buna mı tutayım gibi kaygılarım olmasına rağmen tüm bunların gereksiz olduğunu ilk sayfalardan hissettiren G. R. R. Martin dedeye teşekkürler…. İlk sayfalardan hemen içine alıp basit ama nüktedan bir kalemle yazılan kurgu OHA BEN FANTASTİK EDEBİYAT SEVERMİŞİM hissi yarattı. Öğretmenler odasında bazen kahkaha atmana vesile olduğu için çevreme bakıp lan beni deli sanmasınlar bakışı atıp kimsenin olmadığını fark edince devam etmem de cabası…. Global platformlar diziyi feminist ve queer bir düzlemde çekiyor sanırken kitapların da bu şekilde yazılmış olması benden tam puan aldı. Sadece Targaryenler deli sanırken diğer hanelerin de onlardan aşağı kalır yokmuş. Hepsi manyak abv, ahanda şu karakter iyi diyeceğimiz kimsenin olmamasına ayrıca bayıldım…. Kitap vadideki nehirler gibi aktığı için sabah akşam okudum… arkadaşlarımın goygoy görüşmelerini hep ertelememe sebep olup sosyalleşmeyi unutsam da aldığım keyif paha biçilemez. Dizinin yeni sezonuna bir hafta kalmışken beklentiyi arşa çıkardım bekliyorum!
Ateş ve KanGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 20191,511 okunma