Kendisi himmete muhtaç bir dede, kaldı ki gayrıya himmet ede! Kayıp maşukanı bulacak kerametim ve sihrim yok madem... Kanadı yanmış bir pervaneyim ben, ne haddime şahinlik taslamak?
Sözde hikmet çoktur. Birincisi, kimden geliyorsa onun kalbinin kisvesini taşır. Ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. Kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir. Kederle dolusun. Merak ve endişe içindesin. Demek ki hakikati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır. Gayret atına bin, himmet dile ve ümîd et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır.
Gönül eri garîb olmaz.
“Yer gök yaratıcısı Tanrı’ya sınırsız şükürler olsun ki, yedi iklim ülkelerinin çoğunluğu benim fermanıma boyun eğmişler. Yer üstü sultanlarıysa bana eğilerek itaat halkasını kulaklarına takmıştır. Kendi değerini bilip, kendi sınırından dışarı adım atmayan kişiyi Tanrı esirgesin. Senin asil neslin kim olduğu cihan halkına malumdur. Şimdi sana layık olan şudur ki, cüret ayağını ileri atma ki, himmet balçığına batıp bela çukuruna yıkılırsın. İkbal eşiğinden kovulan bir gürüh kişiler, kendi garazları için senin penahına girerek, uyumakta olan fitneyi uyandırmıştır. Sakın bunların iğvasiyle bela kapısını devletin yüzüne açma. Bu mektup ulaşınca Kara Yusuf’u bana gönder. Yoksa takdir perdesi iki saf karşı karşıya geldiğinde yüzüne açılacaktır.”
Ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. Kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir. Kederle dolusun. Merak ve endîşe içindesin. Demek ki hakîkati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır. Gayret atına bin, himmet dile ve ümîd et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır.