Allah'ımızın ne bir eşi ne de bir ortağı vardır. O, süretten münezzehtir. 5. Ortağı yoktur. Doğmamış ve doğurulmamıştır. O birdir, hiç şüphe yok ki bunu da ihlas süresi içinde açıklamıştır. Ne cisimdir, ne arazdır, ne de mütehayyız veya cevherdir. Yemez, içmez, zamandan münezzehtir Allah. 6. O, değişme ve başkalaşmadan; renk ve şekilden muhakkak ki uzaktır. Allah'ın selbi sıfatları da bunlardır. 7. Ne gökte, ne yerde, ne de sağ, sol, arka ve öndedir. Yönlerden münezzenir ve O'na his mekân olmaz. 8. Allah vardır, ancak varlığının başı ve sonu yoktur. Her şey de O'nun varlığındandır, yoksa başka değil.
Birden içi huzurla doldu. Gökte parıldayan küçük yıldızlara baktı. Başını kaldırıp böyle gökyüzüne baktığında kendisinin ne kadar küçük ve önemsiz bir varlık olduğunu hissederdi. Ve bu his ona mutluluk verirdi.
Sayfa 200·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Birazdan hava aydınlanacak. Bu işe en çok, yanmayan o patlak sokak lambası sevinecek. Kendini gereksiz hissetmenin nasıl bir his olduğunu bilirsin.
Haz ve Sosyal İçgüdü
- İnsan, kendinden aldığı haz duyumlarının yanı sıra, öteki insanlarla ilişkilerinden yeni tür bir haz da elde eder; böylelikle haz duyumları alanını hatırı sayılır ölçüde genişletir. Belki de bu alandaki bazı şeyleri, birbirleriyle, özellikle anneleri yavrularıyla oynadıklarında gözle görülür bir haz duyan hayvanlardan devralmıştır. Sonra, her dişiyi hemen hemen her erkeğe ve her erkeği hemen hemen her dişiye haz açısından ilginç gösteren cinsel ilişkileri düşünelim. İnsani ilişkiler temelindeki haz duyumu genel olarak insanları daha iyi yapar; hazzı birlikte tatmanın ortak sevinci hazzı artırır, bireye güven verır, onu daha iyi huylu yapar, güvensizliği, kıskançlığı ortadan kaldırır: çünkü kişi kendisini iyi hisseder ve ötekinin de aynı biçimde iyi hissettiğini görür. Hazzın aynı türden dışavurumları ortak his fantezisini, aynı şey olma duygusunu doğururlar: ortak acılar, ortak fırtınalar, tehli-keler, düşmanlar da aynı sonucu doğurur. Kuşkusuz bunun üzerine kurulur en eski ittifak: Bir acı tehlikesinin her bireyin yararına ortaklaşa ortadan kaldırılması ve ona karşı ortaklaşa savunmadır bu ittifakın anlamı. Ve sosyal içgüdü, hazdan böyle doğar.
Sayfa 69·Kitabı okuyor
Luther believed that the human will was enslaved, totally unable, apart from grace, to love or serve God. But Erasmus considered this a dangerous doctrine since it threatened to relieve a person of his moral responsibility. What Luther regarded basic to biblical religion, Erasmus dismissed as inhumane. The differences in the Reformation and the Renaissance lie right there, in the view of humanity. The Reformers preached the original sin of humanity and looked upon the world as fallen and under God’s curse. The Renaissance had a positive estimate of human nature and the universe itself.
Kendini evinde hissetme
Şair John Clare, akıl hastanesinden eve, aşkı Mary Joyce’un yanına gitmek için kaçtı. Üç buçuk gün boyunca parçalanmış ayakkabılarla yürüdü, kapı önlerinde uyudu, yol kenarlarındaki otları yedi. Delilik içinde Clare, Mary Joyce’un (eşinin) aslında çoktan öldüğünü unutmuştu. Eve geldiğinde Clare, hayatta “ evindeyken evsiz” hissetmekten daha yalnız bir his olmadığını yazdı.