"Sevmenin utanç olmadığını bilmeliyiz.
Kalbin, vicdanın ve hislerin peşinden gitmek erdemdir.
Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün, aşkın kendisi temizdir, saf ve gerçek.
Sevgi bir suç değil, bir haktır.
Ve bu hakka sahip çıkmak, insan olmanın en cesur yanıdır.
Duyarlarsa, duysunlar.
Kimi için aşk basit bir oyun olabilir,
kimi içinse hayatın en anlamlı nefesidir.
Yalnız şunu unutma:
Sevmenin bedeli küçümsenemez,
ama sevmemek en büyük kayıptır.
Çünkü aşk, insanın kendisiyle yüzleşmesidir;
cesareti, kırılganlığı ve direnciyle…
Ve aşkı yaşayan, utanç duymamalı, gizlenmemeli.
Sev, sevdiğini açıkça…
Çünkü bu dünyada sevmenin dışında övünecek bir şey daha az kalıyor.
Ve bir gün herkes anlayacak,
sevginin utanç değil, erdem olduğunu."
Hislerimin coşkusu hırçınca akan bir şelaleyi tırmanacak seviyede olduğunda hakimiyetin ne kadar büyük bir yeti olduğunu bir kez daha anladım. Duygular akla konuşma hakkı tanimadiginda yapılanlar geri adım atılamayan bir bahçede en güzel çiçeğe asla sahip olunamayacak bir geziye çıkmak gibi yine hisleri aynı coşkuyla ama bu sefer sefaletle dindiriyor.
beyoğlu sokaklarında bir şubat soğuğunda beni uğurla çünkü bugün hayatından defoluyorum, aşk yasal cinayetmiş ve kaptanım yangınlı şiirler yazıldı ağır romanlar eşliğinde, öylesine kor oldu ki
Eşyaların, gıdaların miadı nasıl dolarsa hislerin ve insanların da dolar. Vadesi gelen bir borç ne kadar uzun süreli kapatılmazsa bedeli de o denli yıkıcı olacaktır.