9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Gerçek ve kurguyu ayırt etmekte zorlandığım bir kitap. Son ana kadar karakterin hikayesiyle bütünleşip inandıktan sonra gelen müthiş ters köşe… Kitabın çevirisi beklediğimden çok daha iyi. Karakterin ruh hali, inançları öyle güzel tasvir edilmiş ki bir seri katili doğrudan anlayabiliyorsun ve bunu garipsemiyorsun. Karakteri süslemeden, yüceltmeden, yanlış ve doğrularını ele alarak yazılması da okurken keyif veriyor. Kalem güçlü olunca böyle bir kitapta bile komik şakalar görebiliyor insan. Karakter, kitabın başlarında her serikatilin duygu ve histen uzak olduğunu,öldürmenin verdiği hazzın aslında onları doyum noktasını ulaştırmadığını söylüyor. Onların pek tabii normal insanlara göre daha hissiz ve hayvanca dürtüleri olduğunu ve işledikleri cinayetlerin onlar için sadece birer eylem olduğunu söylüyor. Bir seri katilin düşünce yapısını doğrudan ve emin anlatması biraz korkutucu açıkçası. Okuduğumuz bir çok kitapta kahramanları anlamaya çalışır, onların dünyasına gireriz. Onlar için üzülür, mutlu olur bazen de haksızlığa uğradığını düşünüp içerleriz ki bunlar bazen elimizde olmadan yaptığımız şeylerdir. Ama tuhaftır ki bu kitapta karakterle empati kurup anlasan da hafıza kaybını onun tabiriyle Tanrının onun için planladığı bir ceza fikrine katılsan da sonunda farklı düşünüyorsun. Çünkü anlatımda karakter ne kadar iyi ifade ediliyorsa da bir o kadar yanlışlık var fikri aşılanıyor. Ters köşe bekliyordum tahminlerim de vardı ama bu kadarını düşünemezdim. İyi takip edilmesi gereken,dikkat isteyen bir kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve son olmayacak gibi. Okuması da anlaması da ayrı keyifliydi.
Duygu ve Düşünce
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
8/10
·120 syf.··
2026 51. kitabı
“Taşların anlattığı” kitabı hakikaten taşlar anlatmış gibi soğuk dümdüz neredeyse hissiz anlatmış hikayeyi. Ben bir özel eğitim öğretmeniyim ve bu kitapta üçüncü çocukları engelli doğan(sadece engelli değil kısacık bir ömrü olan) bir çocuğun ailenin yaşantısını nasıl değiştirdiğine aile fertlerinin bakış açılarıyla anlatmış. Özel eğitim öğretmeni olduğum için çabuk bağ kurdum. Çocukla ilgili ne yapılabilirdi onu düşündüm. Kitapta da anlatmış aslında bu hikayede sevgi dışında bir kurtarıcı ilaç yok.
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,553 okunma
Reklam
8/10
·176 syf.··
2026 60. kitabı
Evimizi, odamızı paylaştığımız o sessiz dostlarımızın kafasından acaba neler geçiyor? Onları gerçekten anlayabiliyor muyuz yoksa her şeyi sadece kendi penceremizden mi yorumluyoruz? Lars Svendsen’in Hayvanları Anlamak kitabı tam olarak bu soruların etrafında geziniyor. Yazarın o mesafeli ve yukarıdan bakan akademik dili tamamen bir kenara bırakıp ne kadar içten bir ton yakalaması beni kendisine yakın hissetmeme neden oldu. Kendisi bir felsefe profesörü ama konuyu anlatırken kendi köpeği Luna ile olan ilişkisinden öyle güzel bahsetmiş ki, okurken kendinizi kuru bir teorinin içinde değil, çok tanıdık bir bağın ortasında buluyorsunuz. Üzerine düşünüp kendi içimde muhakeme yaptığım birkaç kısım oldu. Hayvanlara yaklaşırken düştüğümüz o iki uç nokta... Bazen onları çok fazla insanlaştırıyoruz; kendi karmaşık duygularımızı, kırgınlıklarımızı ya da egolarımızı onlara yüklüyoruz. Bazen de tam tersini yapıp onları sadece içgüdüleriyle hareket eden, hissiz birer makine gibi görüyoruz. Svendsen tam bu noktada çok şefkatli bir üçüncü yol öneriyor: Hayvanların kendilerine ait bir dünyası, bir neşesi ve kederi olduğunu bilmek ama onların bizden farklı olan o özgün yapısına da saygı duymak. Yani bir canlıyı gerçekten anlamak, onu kendimize benzetmeye çalışmadan, olduğu gibi görebilmekle başlıyor. Ve bu kısım beni en çok yakalayan yer oldu. Yalnızlık hissediyorlar mı, canları sıkılıyor mu, acı çektiklerinde ne yapıyorlar ya da bizi gerçekten biz olduğumuz için mi seviyorlar gibi hepimizin aklından geçen sorulara hem felsefi hem de bilimsel araştırmalarla cevaplar arıyor yazar. Ama bunu yaparken asla yormuyor; aksine kelimeler su gibi akıp gidiyor. Sayfaları kapatıp etrafıma baktığımda, hayatımdaki o sessiz canlara çok daha derin, çok daha anlamlı bir gözle baktığımı fark ettim.
1000Kitap
Hayvanları AnlamakLars Svendsen · Pinhan Yayıncılık · 202551 okunma
9/10
·293 syf.··
2026 12. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 21:00
Bir tarafta rutubet kokusu tüm nesline sinmiş, çocuklarıyla beraber tüm duygularını toprağa gömmüş hissiz bir babanne; diğer tarafta alkolik gaddar ve kendi soyundan gelen erkekleri tehdit olarak algılayan bir dede var. Shakespeare böyle bir ailede büyümüş, tiyatro ve Londrayı , kendini tüm bu kasvetten kurtaracak bir can simidi olarak bellemiş. Diğer yanda Agnes, küçükken annesini kaybetmiş, yaşadığı ağır travma ile gerçeklikle bağı kısmen kopmuş, sezgileriyle hareket eden ve doğayı hayatının merkezine koyan bir kadın. Bu iki karakterin ortasında Hamnetin ani ölümü ve ailedeki her bireyin bu şoklanmış hüzünden kaçmak için kendince inşa ettiği rotalar ve yas süreci işlenmiş. Shakespeare kendince kaçış olarak gördüğü tiyatroya, oğlunu ve yasını aktararak vicdanını aklıyor. Agnes herkesin ortaya bırakıp kaçtığı tüm acıyı yüklenip, kendini bir kuyunun dibine gömüyor
Edebiyat
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
Adalet Ağaoğlu - Ölmeye Yatmak
Puan vermedi·400 syf.··
2026 7. kitabı
Adalet Ağaoğlu Ölmeye Yatmak Post-modern bir eser olduğu için inceleme yapmak da özetlemek de oldukça zahmetlidir. Eserin en önemli özelliği cumhuriyetin ilk yıllarında milletin inkılaba karşı maddi ve manevi yaklaşımını yansıtmasıdır. Bence bu işi oldukça objektif yapmaktadır. Bazı kısımlarda açık giyinmenin, kadın erkek ilişkilerinde rahat hareket etmenin medeniyet sayılması bina örnektir. Bu arada sürekli Ulus'tan, Hergele Meydanı'ndan, Numune Hastanesi'nden bahsedilen eseri İbni Sina Hastanesi'nde sesli kitap şeklinde dinlemem de feleğin bir cilvesi gibi oldu. Eserde o dönemdeki yolsuzluk çeşitlerinden de bahsedilir. Buna göre halka o yoklukta karneyle kumaş verilmektedir. Bazı uyanıklar bunları insanlardan el altından alıp kendi dükkanlarında satarken bazı esnaflar kırk liralık kürdanı 41 liraya sattığı için ceza almaktadır. Meşhur Aşkale Kampları'na Varlık Vergisi nedeniyle gayrimüslimlerden ziyade Türklerin gönderildiği aktarılır. Yazarın solcu olduğu eserden oldukça net anlaşılıyor, aslında bence de o dönem için aşağı yukarı öyle olan ilk dönem Türkçülerini (ilk Atsızcılar, bunlar ikinci Dünya Savaşı'na girelim, İsmet Paşa basiretsizdir gibi görüşleri savunan biraz dalyarak tiplerdir) biraz daha öcüleştirerek anlattığını gördüm, sonra Vikipedi'den bakınca kendinin de Ödp'den milletvekili adayı olduğunu, "Yetmez Ama Evet" toplantılarına katılıp öğrencilerden yumurta yediğini gördüm. Tam olarak benim gözümdeki ılık solcu kategorisine girdi diyebilirim. Nedense böyle tiplere saygı duyamıyorum. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin bize şeker, kullanılmış postal vs. verdiğini ve memlekette karneyle dağıtılıp karaborsa olan şekerin bu dönemde bollaştığını, çoğu insanın ayağının derli toplu bir ayakkabıyı ilk defa bu dönemde gördüğünü eserden öğrendim. Ayrıca
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2022 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2022 02:43
Yine zavallı insanlar, yine hissiz insanlar ve yine nankör varlık olan insan topluluğu. Bütün duyguları ziyan eden insancıklar... Yaşamınız boyunca hissedip yaşayacağınız her duyguyu ruhsal baskı altında nitelendirip, megoloman olan insanların elinde oyuncak olan yaşamların zavallı çöküşlerini itinayla insana anlatmaya çalışmış.
Bir Kadının Hayatından 24 SaatStefan Zweig · Venedik Yayınları · 2019150,9bin okunma
Reklam
Reklam