7/10
·95 syf.··
2026 22. kitabı
Alemdağ'da Var Bir Yılan, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık'ın1954 yılının Mart ayında yayınlanan öykü kitabıdır. Eser, yazarın vefatından önce yayınlanan son kitabıdır. Abasıyanık, bu kitabında kendi yalnızlığını anlatmıştır. Sait Faik, Alemdağ'da Var Bir Yılan'da çok sevdiği İstanbul'dan tiksintiyle bahseder: "İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil." Abasıyanık'taki bu İstanbul nefretini toplumun yazara karşı davranışlarının ve onu suçlamasının bir tepkisi olarak yorumlar. "Faik Bey'in Oğlu" olarak görülmeye devam eden yazar ailesine ve toplumun doğru kabul ettiği değerlere yakışmayan hareketler içindedir. Bu yüzden de dışlanmaktadır. Toplum Sait Faik'i ilişkileri sebebiyle suçlamaktadır. İşte bu yüzden Sait Faik şöyle yazmıştır: "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor." Yazar, kitapta yer alan Bir Hastalık ve Rıza Milyon-er gibi öykülerde toplum eleştirisi yapmıştır. Sarmaşıklı Ev ise Abasıyanık'ın daha önce de denediği tarzda bir gizemli atmosfer hikâyesidir. Hişt Hişt! ise yazarın yalnızlığının yok olmasını dilediği, yaşama bağlılığını gösteren bir öyküsüdür.
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 202013,4bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 18:15
Hissettirdiği hangi duygudan başlamalı bilmiyorum. İçimde tuhaf bir kırgınlık bıraktı Kuyucaklı Yusuf. Kitabı bitirdiğimde hayır, böyle olmamalıydı diyerek kapattım kitabı. Çünkü insan bazı sonları kabul edemiyor... Yusuf’un yalnızlığı çok dokundu bana. Kalabalığın içinde bile tek başına kalmış bir insan gibi. Muazzez’in çocukluğu ise insanın içine işliyor. İkisi de sanki bu dünyanın sertliğinin içinde fazla incinmiş insanlar. Yusuf’un sevme biçimi peki? Susarak seviyor. İçine atarak, vazgeçmeyerek seviyor. Belki de bu yüzden daha ağır geliyor. Ve o cümle… o muazzam cümle.. Ne olursa olsun bırakmayacağım seni. Ben galiba en çok o sözün altında ezildim. Çünkü bazı insanlar sevgiyi gerçekten bırakmamak sanıyor. Dünyayı karşısına almak pahasına bile olsa yanında kalmak. Hişt ne olursa olsun bırakmayın sevdiklerinizi olur mu... Keyifli okumalar.
Alıntı
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·136 syf.··
2020 103. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2020 22:46
Bu eser, benim için Türk edebiyatının özel, içe işleyen köşelerinden biri. Sait Faik’in 1954’te, yani ölümünden hemen önce yayımlanan son öykü kitabı. Adı bile insanı sarsıyor. Alemdağ’da Var Bir Yılan… Sanki sıradan bir cümle ama o kadar alışılmadık bir dizilişi var ki, dilin alışkanlıklarını bozuyor, aklımızı karıştırıyor. Sait Faik burada bildiğimiz o gözlemci, mahalle kahvesi kokan, balıkçı-insan hikâyeleri anlatan Sait Faik’ten sıyrılmış; bambaşka bir yere gitmiş. Kitap, gerçeküstücülüğün izlerini taşıyor yoğun şekilde. Öyküler bazen rüya gibi akıyor, bazen bilinçaltından fırlamış imgelerle dolu. Mesela başlığı taşıyan öyküde, Alemdağ’da gerçekten bir yılan mı var, yoksa bu yılan yalnızlığın, korkunun, içimizdeki zehrin metaforu mu? Ya da Hişt, Hişt! öyküsündeki o ses… Dışarıdan mı geliyor, yoksa yazarın kendi içinden mi? Bunları okurken insan kendini sorguluyor: Gerçek nerede bitiyor, hayal nerede başlıyor? Sait Faik bu kitapta yalnızlığını, ölümle yüzleşmesini, insan ruhunun en karanlık köşelerini şiir gibi anlatıyor. Cümleler kısa, kesik, ama her kelime ağır. Sanki kelimeleriyle resim çiziyor; bir ağaç giriyor odaya, duman geliyor, kuş uçuyor, bulut doluyor… Bunlar mantıksız gelebilir ama okurken inanılmaz mantıklı hissediyorsun, çünkü o duyguları sen de taşıyorsun. Bence bu eser, Sait Faik’in Garip akımından beslenerek, ama onu aşıp İkinci Yeni’ye göz kırpan bir köprü gibi. Klasik hikâyeden modern hikâyeye, hatta şiire geçişin en çarpıcı örneği. Eğer edebiyatta sınırları zorlayan, insanı kendi içine döndüren, biraz da ürperten ama sonra sarıp sarmalayan bir şey arıyorsan, Alemdağ’da Var Bir Yılan sana göre. Sait Faik’in vedası gibi, ama o veda o kadar güzel ki, okuduktan sonra uzun süre aklından çıkmıyor... Alemdağ’da kıvrılır bir yılan
1000Kitap
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
Alemdağ'da Var Bir Yılan
Puan vermedi·125 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 06:47
Alemdağ'da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık hikâyeciğinin evrilişidir.Bu kitapta bazı hikâyelerinde gerçeküstücülük akımının izleri görülür. Türk edebiyatının en başarılı durum hikâyecisidir.Mutlaka hayatınızda bir kere bile olsa Sait Faik Abasıyanık'ı okumanızı öneririm. Çok usta bir yazardır. Sait Faik, Alemdağ'da Var Bir Yılan'da sıradan insanı, doğa, hayvan, ve saf sevgiyi işler. Özellikle gerçeküstü hikâyelere yer vermesi dikkat çekicidir. Benim en sevdiğim iki hikayesi; Hişt Hişt ve Alemdağ'da Var Bir Yılan oldu. Yazarın üslubu çok sade, içten ve kelime dünyası da çok renkli. Sait Faik Abasıyanık'ı okumak, ruhunuzu tüm güzel duyguların sarmasını sağlıyor. Umut, sevgi ve barış duyguları ile hayatınızı değerli kılıyor. İyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
tesadüflere inanır mısınız?
9/10
·48 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 15:10
Sarılalım mı? "Sarılanlar birlikte iyileşirler," diyor Mahir Ünsal Eriş, "Zamanınız varken sevdiklerinize sarılın. Çünkü boşluk kucaklanmıyor." Yılların eskitemediği bir dostla, -ki dostluğun zaten yıllanmışı makbul- ilk günkü heyecanla konuşuyoruz. "Uzun zamandır okumuyoruz, ne okuyalım," dedik. Hamnet, dedi. Sonra bu dergiyi aldım elime, bir de ne göreyim, "Hamnet: Bir Sessiz Ağıt." "Hiçi hiçle cevaplamanın bir yolunu bulamazsın, değil mi?" Daha bu rastlantıyı atlatamadan bir de filmi çıktı karşıma, "Siz bu satırları okurken Oscar adayları kesinleşmiş olacak." O anın heyecanıyla hemen Oscar adayı filmleri arattım, vogue.com.tr/gundem/2026-osc... ve işte orada da Hamnet! Tesadüf mü diyeyim tevafuk mu? Nasıl okumam artık seni! "Eğer zile basarsan ve kimse açmazsa kapıyı, ölmüş olabilirim." Bir uygulama varmış "I'm Okay" diye. "Her gün bildirim geliyor, uygulamaya girip o kocaman yeşil düğmeye basıyorsun, ve uygulamaya iyiyim diyorsun. Eğer iki gün üst üste basmazsan seçtiğin birine otomatik e-posta gidiyor, bu kişi artık hayatta olmayabilir, diye." Okurken aklıma ilk şu geldi, "Ya bedenimiz diri, ruhumuz ölüyken basacak mıyız düğmeye?" Ölü bedenimizden ziyade ölü ruhumuzun ihtiyacı yok mu desteğe? youtube.com/shorts/w9BPew-3... Tarık Tufan misali, "Yaşarken bile yanında refakat edilmesi güç bir adam oldum. Ölürken kim refakat edebilir?" Kimi sevsem sensin, hayret! diyen Attila İlhan'ı andırırcasına, kimi sevdiysem bu sayıda denk geldi! Hele eskilerden biri, en eskilerden. "Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim de bir ruhum bulunduğunu öğrettin," diyen Canım
Kafa Dergisi - Sayı 137 (Şubat 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 2026207 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 16:55
"Belki de mesele beladan kaçınmak değildir, Ekselansları. Belki de mesele tarihin hangi tarafında yer alacağımıza karar vermektir." Selam İyi ki okudum dediğim ve bu lezzeti özlediğimi fark ettiğim bir kitap getirdim sizlere. Çoktandır historical romans okumamıştım çünkü bu tür o kadar az basılıyor ki nerde yeni bir hist görsek üstüne atlıyoruz resmen. Yıl 1879'un İngiltere'si. Kadın hakları için direnen kadınlar topluluğu... Dönemin kralicesi olan Victoria'nin kurallarından ödün vermez olması ve kadınların kati süratle oy kullanmasına karşı olması... Ölen papaz babasından sonra kuzeninin insafına kalan Anabelle son derece zeki, donanımlı fakat fakir bir kadın. Oxford'dan kabul mektubu alıp burs kazaninca kuzeni ile bir anlaşma yapıyor ve üniversiteye gidiyor. Kendisi okulun ilk kadın öğrencilerinden biri. Aldığı bursun tek şartı ise katıldığı bir grup kadın toplulugunu desteklemek. Surfajetler adı verdikleri küçük topluluklarinin tek bir amacı vardır. Ülkenin elit kesiminden olan nüfuslu erkekleri kendi taraflarına çekmek ve kadın hakları için oy kullanmalarini sağlamak. Anabelle'nin payına ise Kralice'ye yakınlığı ile bilinen siyasetle ilgilenen, soğuk, kibirli Montgomery Dükü Sebastian düşer. Biz de Anabelle'nin kadın hakları için elinden geleni yapmasını, sert kabuğunun içine hic kimseyi almayan Montgomery'i ikna etmesini, dönemin siyasi olaylarına şöyle kısaca bir pencereden bakmayı ve tabi ki konu ne olursa olsun sonunda kazanan aşkı okuyoruz. Anabelle karakterini aşırı sevdim. Her hareketi öyle doğal ve yerindeydi ki. Dönemin kirsallarinda gezerken, siyasetine ortak olmak, kadınların hakları için savaştığını görmek, fakir ama birçok elit kesim erkeklerden zeki olduklarının kanıtlanmasını okumak çok güzeldi. Yazar Anabelle için öyle güzel cümleler oluşturmuş
Dize Getirilen DükEvie Dunmore · Olimpos Yayınları · 202591 okunma