Duygu Baştürk

Duygu Baştürk
@hisui
Le vent se lève, Il faut tenter de vivre.
Bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his. Hayatın Martin’e vurduğu son darbeydi.
Sayfa 480·Kitabı okudu
Reklam
Uyku onun için unutmak demekti; uyandığı her sabahı kederle karşılıyordu. Hayat onu kaygılandırıyor, sıkıyor, zaman ise eziyet gibi geliyordu
Sayfa 465·Kitabı okudu
Edebiyat
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Edebiyat
Beni bırakan insanlar, gelen ve giden kadınlar oldu, her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Edebiyat
"Keşke âşık olabilsem!" diye haykırdı Dorian; sesinde son derece dokunaklı bir şey vardı. "Ama tutkumu kaybetmiş, arzu etmeyi unutmuşum sanki. Kendi kendime yük olmaya başladım. Kaçıp uzaklara gitmek, her şeyi unutmak istiyorum...
Sayfa 234·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam