Puan vermedi·267 syf.·
2026 213. kitabı
Türk milleti esaret kabul edecek fıtratta değildir.” Nemika Deryal Marşanoğlu Mislimelek Hanım, yakın tarihimizin en çok tartışılan padişahlarından biri olan Sultan II. Abdülhamit'in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi ile bizzat padişahın emri ile evlendirilmiştir.Mislimelek Hanım'ın anıları harem hayatı, toplumsal ve siyasi olayların saray ve çevresindeki yansımaları gibi yaşadığı dönemin pek çok gerçeğini yalın bir şekilde ortaya koyarken, yakın tarihimize ve saray hayatına ilişkin konuları da tartışmalı hale getiriyor. Kendisinin saraya ilk girişinden saltanatın kaldırılmasıyla sürgün yıllarına, Nazi kamplarına, en sonunda da vefatına kadar olan süreyi kaleme alan Mislimelek Hanım, anılarıyla kendi hayatının yanı sıra dönemin hayatını da anlatırken pek çok soruyu da ortaya atıyor. “… Şimdi aradan seneler geçmiş ve devir değişmesine rağmen bütün hadiseleri daha dün gibi hatırlıyorum. Ömrümde pek çok tuhaf hadiselere şahit oldum ve büyük inişler çıkışlar yaşadım. Debdebeli saraylarda ve konaklarda yaşadıktan sonra, kader beni ufak bir apartman dairesine kadar sürükleyip getirdi. Vaktiyle şaşaalı tuvaletler içinde başımda şehzade zevcesi tacını taşırken, bir gün bütün bu saltanatın hitam bulacağını tahmin edemezdim. Evet, bir gün alelade bir vatandaş haline geleceğimi hakikaten bilemezdim.. Şimdi etrafıma bakındığım vakit fotoğraflarımdan başka hiçbir şey o muhteşem devri hatırlatmıyor. Hiçbir şeyin baki olmadığı bu cihanda elbet saltanatın da bir gün nihayete ermesi, herhalde pek tabii bir haldir. Vaktiyle kupalı saray arabaları içinde bu memleketin bir hanımefendisi olarak seyahat ettiğimi zihnimde ihya ettikçe, bütün yaşadıklarım bana hayal gibi geliyor ve gerçekten de hepsi bir hayalden ibaret artık…” Saray çevresinde Sultan Abdülaziz'in 5. Murat tarafından öldürüldüğünün
Anı mektup günlük edebiyat tarih
Haremden SürgüneNemika Deryal Marşanoğlu · İnkılap Kitabevi · 201234 okunma
10/10
·332 syf.··
2025 35. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 12:29
Nutuk, sadece bir tarih kitabı değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin özüdür. Atatürk’ün derin düşünsel birikimi ve liderlik vasfı, bu eserde açık bir şekilde görülür. Türk milletinin kurtuluş mücadelesini, Atatürk’ün düşünce yapısını ve öngörülerini görmek adına herkesin hayatında en az bir kez olsun okuması gereken bir eserdir. Bu eser, sadece bir siyasi söylev değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin bir manifestosudur. Nutuk, sadece geçmişin bir anlatısı değil, aynı zamanda günümüz için de önemli dersler içerir. Kitabın dili gayet anlaşılır nitelikteydi kesinlikle bu kitabı alın ve kütüphanenizin en güzel rafına yerleştirin unutmayın ki geçmişini bilmeyen geleceği yazamaz. Nutuk’un yazılış amaçlarından birisi de gelecek nesillere ışık tutabilmektir. Aklıma kazımak isteyeceğim onlarca cümle ve bilgi vardı ara ara okumayı unuttuklarımı tazelemeyi istiyorum Okudukça Atamızın bilgi birikimine hayran oluyorsunuz. Efendiler, bu beyânâtımla, millî hayatı hitam bulmuş farzedilen büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenid, millî ve asri bir devleti nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım. Türk Gençliğine Bıraktığım Kutsal Armağan (Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette
NutukMustafa Kemal Atatürk · The Kitap Yayınları · 202434,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.··
2025 68. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 18:13
Cahit Zarifoğlu "En uzun yoldur insanın içi" der. Yollar önce ben de "Yol", en uzun tek heceli kelime diye not etmiştim kendime. Yol ve yolculuk hakkında okumak en büyük zevklerimden biri. Bu yüzden kitabın sırtını rafta görür görmez alıverdim kitabı. Kitabın her yazısı "Bir yolcu gördüm" diye başlıyor. Son cümleye erişebilmek için dolgu malzemesi niteliğinde kelimeler yığını giriyor araya. Alıntıladığım cümleler genelde hitam cümleleriydi. Bu cümleler bana Halil Cibran üslubunu hatırlattı. Şık ve derin cümlelerdi bunlar. Bu cümleler genellikle diyalog tarzında verilmişti, bu durum bende bahse konu cümlelerin bir yaşanmışlığı olduğunu hissettirdi. "Ne sen yollardaydın şimdiye kadar, ne de bir yolcu gördün. Belki de bir el aynasında kendini seyrettin bunca zaman." Bu vurucu cümleyle bitirmeyi uygun görmüş yazar. Kim varlığını bir aynadaki yansıma olma ihtimalini göz ardı edebilir ki? Bir de şu cümle düşündürdü beni: "Dünyanın en güzel yeri, o yerin kendisi midir, yoksa orayı seyredebildiğin yer mi?" Bu sorunun cevabını yıllar önce Mesnevî'de bulmuştum. Rum ve Çinli ressamlar arasındaki yarışma hikâyesine müracaat etmek gerekiyor. İnsan kendi güzelliğini görmek için aynanın karşısına geçmek zorunda. Bakış da dönüp dolaşıp kendine rücu ediyor değil mi?
Bir Seyyahın Kaybolma KılavuzuÖzcan Yurdalan · Agora Kitaplığı · 20107 okunma
Zarif Türk
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2024 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere HM Alper Duran kaleminden Zarif Türk kitabının yorumu ile geldim 𓃢Bu kitap büyük atamız Oğuz Han'dan günümüze kadar Türklüğün ne olduğunu, Türk'ün İslâmsız, İslâm'ın da Türksüz olmayacağını tarihi gerçeklikler doğrultusunda kaleme alınmış bir kitaptır. Son bir asırdır birtakım çevrelerinin etkisiyle bu topraklarda İslâm'ın bir Arap kültürü olduğu ve Türklerin bu kültür içinde benliklerini kaybetme noktasına geldiği gibi, cahilce ve kasıtlı ifadelerde yer almaktadır. Bu anlayış hem içeriden hem dışarıdan ısrarla tekrarlanması sonucu Türk gençlerinin zihinleri bulanmaktadır. 𓃢Zarif Türk'ün anlamı Türklük şuuruna ermiş kişi demektir. Türklük şuuru, yazıya sevdalı, kaleme hürmetkâr, kitaba yürekten bağlı ve kılıcında efendisidir. Kur-an'ı Kerim, Türklüğün en birincil rehberidir. Türklük bilinci, öteden beri gerçeğin özüne sadık kalmış ve insan onuruna saygı duyarak yola devam etmiştir. Ruhunda meczupluk, miskinlik ya da hinlik duygularına yer yoktur. Türk'ün yönetim felsefesi, gönül odaklıdır. Dağıtan, parçalayan, yok eden değil etnik köken ne olursa olsun toparlayan ve muhafaza edendir. Türk kelimesini, ilk olarak Türk devletlerinin resmi adı olarak kullanan Gök-Türk imparatorluğudur. Zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek üzere milli ad mertebesine yükselmiştir. İlk kez yazılı olarak da Orhun Kitabelerinde Türk ifadesine rastlanır. Türk milleti tarih sahnesine devlet olarak çıkmıştır. İslam öncesi, İslami dönem ve Osmanlı Devleti'nden sonra Cumhuriyet olarak ayırılır. Devlet felsefesi ise, din devlet işleri ayrı, hak hukuk anlayışı, kanunlar kurallar, hiçbir devlette olmayan vicdan hürriyeti, adalet, asayiştir. 𓃢Türk milletinin tarih sahnesindeki yeri, görkemli ve çekici bir mabet gibidir. Temeli ve sütunları sağlam ve
Araştırma-İnceleme Tarih
Zarif TürkHM Alper Duran · İdeal Kültür Yayıncılık · 202319 okunma
Atatürk ve Demokratik Türkiye
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 09:32
Halil İnalcık, Türk tarihini, özellikle Osmanlı tarihini yakından inceleyen, araştıran, eserleri sadece Türkiye'de değil, dünyanın değişik üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulan önemli ve kıymetli tarihçidir. Atatürk Ve Demokratik Türkiye kitabı yazarın  çeşitli yıllarda yayımlanmış makale ve düzenlenen konferanslardan alınmış özetlerden oluşmaktadır. Düşünce yazısı olduğu için dili biraz ağır, yabancı kelimeler ve uzun cümleler kitabın akıcılığına etki etmekte ve düşünerek okunmasını gerektirmektedir. Kitap 10 bölümden oluşmaktadır; Atatürk  Ve Atatürkçülük Büyük Devrim: Hilafetin Kaldırılması ve Laikleşme Atatürk Ve Türkiye'nin Modernleşme Problemi Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlı Atatürk Ve Atatürk Devrimi Üzerinde Yabancı Tarihçiler "Türkiye ve Japonya'nın Siyasi Modernleşmesi" Üzerine Bir Konferans Türk Tarihi ve Atatürk'te Tarih Şuuru Ziya Gökalp: Yüzyıla Damgasını Vuran Düşünür İkinci Bin'de Türkler Helenizm, Megali İdea Ve Türkiye Bu konu başlıklarına ait makaleler bulunmaktadır. Atatürk'ün batılılaşma, muasır medeniyet seviyesine gelme çabasının başında uygulamaya koyduğu devrimler vardır. Bu devrimlerin  Batı'da oluşumu halkla beraber uzun yıllar içerisinde sindire sindire oturmuşken, Atatürk bunu kısa zaman içerisinde devrim olarak ortaya koymuş ve kabul ettirmiştir. Yabancı gözüyle bu çok büyük bir başarıdır. Fakat Osmanlı' dan gelen kültür,  İslâm dininin gerektirdiği kurallar devrimler üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Japonya'nın modernleşmesinde  din sözkonusu olmadığı için daha kısa sürede devrimleri uygulamış ve başarılı olmuştur. Ziya Gökalp'in milliyetçi düşüncelerine yer verilirken, iki bin yıllarındaki Türkye'nin sorunları ve Kıbrıs gibi güncel konulara değinilmiştir. Yazar devrimler, laikleşme konularındaki önemli görüşlerinin  yanında,
Atatürk ve Demokratik TürkiyeHalil İnalcık · Kronik Kitap Yayınları · 20201,277 okunma
"Derler ki bir hayâldir dünya İtibar edilmez bir rüya"
Puan vermedi·127 syf.·
2020 86. kitabı
Izdırar ve kederi arınma ve içsel bir yolculuk olarak görüp kemâle ermenin yolu addeden, kalbe dair bu şiir macerasında aşk ummanına yelken açan divan şiirinin en güçlü kalemlerinden Fuzulî. Mahlas ne hoş değil mi? Tıpkı dünya gibi fuzuli. “Nedir ki şu dünya ve avanesi Hayat dediğin ölmek endişesi” beytinde olduğu gibi. Beng ü Bâde ve belki de lise edebiyat derslerinden çoğumuzun Fuzulî’nin eseri olarak bildiğimiz ama çoğumuzun açıp okumadığı, içeriğini dahi pek bilmediği mesnevisi. Mesnevi deyince Mevlana gelmesin akla. Mesnevi bir nazım biçimi ve bu eser de 444 beyitlik bir mesnevi. Eserde Beng (Esrar) ve Bâde (Şarap) ın kendilerini övmeleri, birbirlerini yermeleri ve sonunda savaşmaları anlatılıyor. Dönemin siyasi kilimi esere yansımış Beng ile Şah İsmail, Bâde ile de 2. Bayezid timsah edilmiş. Hatta Divan Edebiyatı’nda “patronaj” yani eserim makam sahiplerine sunumu ve onlardan mükafat bekleme durumu oldukça yaygınmış.  Akış içerisinde müthiş bir denge var. Önce Bade’nin kendisini övmesi, Saki’den Beng’in haberini alması, meclisindekilerin savaşma kaçma ve hile yapma tekliflerini beğenmeyen Bade’nin elçi göndermeyi tercih etmesi ve elçi olarak giden kanı bozuk Boza’yı göndermesi ve ihanete uğraması. Akabinde Beng’in kendini yücelttiği kısımlar yine meclisindekilerin Bade’ye yapılan teklifler gibi tekliflerde bulunması ve Beng’in de elçi olarak Macun’u göndermesi, aynı sonuç: ihanet. Görüldüğü gibi iltimas geçilmemiş hiç birisine. Hitam kısmında Beng için her şey iyi gitmekteyken Bade’nin adak adaması sonucu Allah’ın inayeti ile Bade’nin kazanması ve esir aldığı Beng ve meclisindekileri salmasıyla mesnevi son buluyor. Ötüken baskısının hem cildi çok hoş, albenili hem de sürelere yapılan göndermelerin, söz sanatlarının dipnotlarda açıklanması eseri anlaşılır kılmış.
Edebiyat
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019192 okunma