Otomatik Portakal — Anthony Burgess kitap yorumu/inceleme
Otomatik Portakal — Anthony Burgess kitap yorumu/inceleme📖 190 sayfa. İki günde bitti. Kitaba inanılmaz hızlı girdim. Daha ilk sayfalarda o rahatsız edici atmosferi hissettim. Akıcı bir anlatımı var, yorucu değil aksine sürekli ileriye itiyor. Ama bu hız asla kitabı basitleştirmiyor. 💬 Başlarda Alex'in yaptığı kötülükler kızdırıyor. Sonlarda yapamamasına üzüldüm demeyeceğim — ama kendi tercihi olmadan "iyi" olmaya zorlanması çok tuhaf bir his bıraktı. "Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir." İnsan gerçekten seçim yapamıyorsa hâlâ insan mıdır? ✨ Mümkün olduğunca spoiler vermeden kitabı şöyle özetleyebilirim: Anthony Burgess'in 1962'de yazdığı bu distopya, ilk bakışta sert bir şiddet romanı gibi görünse de asıl mesele çok daha derin. Genç ve acımasız Alex, yaptıklarının bedelini devletin geliştirdiği bir yöntemle ödüyor — artık şiddet uygulamak istediğinde bedeni kendisi onu engelliyor. İyi mi oldu bu? İşte kitap tam bu soruyu soruyor. Özgür iradenin tartışıldığı bir kitap. Alex'in doğrudan okurla konuşması da çok hoşuma gitti. Bu anlatım biçimi kitaba çok farklı bir enerji katıyor — sanki biri karşıma geçip hikâyeyi birebir anlatıyor gibi. Bunu daha önce Jane Eyre'de ve Oğuz Atay'da yaşamıştım; o doğrudan temas karakteri çok daha gerçek yapıyor. 🔥 Dürüst olmak gerekirse: yer yer argo, yer yer gerçekten iğrenç sahneler var ve bu rahatsız hissettirebilir. Her okuyucu için değil, bunu peşinen söyleyeyim. 💛 Puanım: 4.5/5 Sevdim mi? Evet. Önerir miyim? Evet, özellikle distopya severler için kesinlikle. #OtomatikPortakal #AnthonyBurgess #distopya #kitaptavsiyesi #kitapincelemesi
Manie et free jazz
Silvia Lippi, Rythme et mélancolie adlı kitabında “Manie et free jazz” bölümünde, maniyi ritim meselesi üzerinden kavramaya dönük bir okuma önerir. Burada free jazz basit bir estetik imge olarak değil, maninin öznel mantığını kavramaya imkan veren kavramsal bir operatör olarak işlev görür. Melankoli zamanı askıya alır, onu acı verici bir donukluk içinde sabitler; buna karşılık mani zamanı hızlandırır ve parçalar. Manik özne, her türlü sabit noktalamanın ötesine geçen bir hızın içine kapılmıştır. Bu hız yalnızca davranışsal değildir; bizzat gösteren zincirinin kendisini etkiler. Çağrışımlar durmaksızın birbirini izler; hiçbir kesintiyle karşılaşmayan bir metonimik çoğalma meydana gelir. İşte tam bu noktada free jazz, ayrıcalıklı bir model haline gelir. Klasik jazz’dan farklı olarak free jazz sabit ölçüyü, önceden belirlenmiş armoniyi ve merkezî bir hiyerarşik düzeni bozar. Ama buna rağmen kaosa düşmez. Kendi içinden başka bir mantık icat eder: dinleme, tekrar ve ritmik varyasyonlar yoluyla içeriden üretilen bir tutarlılık. Başka bir deyişle, bir efendi olmaksızın da bir düzenin ortaya çıkabileceğini gösterir. Lippi’ye göre bu mantık, maniyi anlamak için aydınlatıcıdır: Baba-nın-Adı (Nom-du-Père) simgesel düzenlemeyi güvence altına almadığında, özne için başka tutunma biçimleri kalabilir; daha kırılgan, daha tekil ama yine de işlevsel olan biçimler. whatsapp.com/channel/0029VbB...
Reklam
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün kontrol toplumu olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi ya da jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik, deterministik ve termodinamik
Felsefe
ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ​ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ ​Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün "kontrol toplumu" olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi/jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. ​Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" (The Hard Wall) gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik ve termodinamik
Felsefe
Yaşamın kendine özgü bir hızı ve akışı varken, ona yetişmeye çalışmak ya da onu yetiştirmeye çalışmak yanılgısı, bizi yaşamın içinde olmaktan alıkoyuyor.
Süper Hızlı Okuma Eğitmeni olarak; daha hızlı okumak, daha iyi anlamak ve öğrenmeyi keyifli hale getirmek isteyenlerle buluşuyorum. Çünkü bilgi güçtür, hız ise o güce ulaşmanın en kısa yoludur. 🚀
Reklam
Reklam