Bekle Beni
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:06
Zülfü Livaneli, "Bekle Beni" romanında Konstantin Simonov’un o ölümsüz şiirinin ruhunu arkasına alarak bizi 68 kuşağının fırtınalı günlerine ve toplumsal hafızamızın sızılı sayfalarına götürüyor. Bir sabah ansızın bölünen bir hayat üzerinden cezaevlerini, sürgünlüğü ve sansürlü mektupları işleyen yazar, aşkı sıradan bir duygu olmaktan çıkarıp politik bir varoluş sınavına dönüştürüyor. Günümüzün dijital hız çağında unuttuğumuz "inançla beklemek" kavramını iliklerimize kadar hissettiren eser, yer yer kurgusal kopukluklar barındırsa da hüzünle umudu aynı potada eritmeyi başarıyor; geçmişle yüzleşmek ve o sıcak Livaneli anlatısını yeniden hissetmek isteyenlerin bir solukta okuyacağı, sarsıcı bir saygı duruşu niteliğinde Geçmişi affetmeden bugünü yaşayamazsın" fikrini fısıldayan, hüzünle umudu aynı potada eriten sarsıcı bir eser. Yakın tarihle yüzleşmek ve Livaneli’nin o sıcak, insanı sarıp sarmalayan anlatımını yeniden hissetmek isteyen herkesin kitaplığına eklemesi gereken bir roman.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Hayatı Hızlı Yaşamak
10/10
·304 syf.··
2026 12. kitabı
Hızlı akan giden hayatın bazen frenle yavaşlatılması gerektiğini çok İyi hissettiren bir kitap. Tek bir yaşamımız olduğunu onun da kıymetli vakitlerin suni şeylerle değiştirilmemesi gerektiğini çok iyi kavrayan bir kitap. Akıcı bir dili var Herkese tavsiye ederim
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026130 okunma
Reklam
İkinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi... :)
Puan vermedi·416 syf.·
2026 40. kitabı
Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508 Kimdirler? Hangi sınıfa aittirler? Neyi savunurlar? Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler? Birbirleriyle ilişkileri nedir? İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor. Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?! Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor. ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Alıntı
Niteliksiz Adam 2Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 2018623 okunma
10/10
·448 syf.··
2026 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Üçüncü kitap da tam hız çok güzel devam etti. Konu bütünlüğünde hiçbir bozulma olmadı. Acılar, sevinçler, beklentiler ve sonuçlar çok güzel işlenmiş. Ah yavuz ah, sen ne çıktın öyle. Aytenim, çileli Ayten’im neler yaşadı, ne acılardan geçti, hayat onun için de Akın için de onlara çok şey borçlu. Nergis, yazık ettin be kendine, bunu gördün ama çok geç oldu. Bu kitapta da biraz mantık hatası olmuş SPOİLER İÇERİR siyasi mahkumla hırsızlıktan yatan aynı koğuşta olmaz. Akın, Ayten’e ulaşmak için sadece yalıyı arıyor ama hattın kesik olduğunu anladığı halde yavuzu hiç aramıyor Ayten’e ulaşmak için. O günlerde bi yavuzu aramasını bekledim ama neyse bir zaman sonra abisine ulaştı
Kırmızı Güller Çabuk Solar 3Ceyda Kalender · Artemis Yayınları · 202552 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2018 102. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2018 00:00
Bu gün @aydinhiz1 imzalı #hayaldenizi kitabımla geldim. Doğrusu ne yazacağımı bilmiyorum, çünkü sayfalar arasında kayboldum. Sadece kitabın değil ha! kalem elimde okuduğum için, çıkardığım alıntılar ve aldığım notlar arasında da kayboldum. Hangisini çıkarsam eksik anlatacak gibiyim sanki. Benim için müthiş bir yolculuktu. Bir çok tarih araştırmama vesile olduğu da ayrı bir gerçek. Polisiye tutkumu herkes bilir. Tarih üzerine kurgulanmışsa tadı başkadır, Ahmet Ümit bunu sık sık yaşatır kitaplarında. Hepsi tasavvufun içine yedirilince bambaşka bir lezzet olmuş. Üniversitede akedemisyen olan, eşini yeni kaybetmiş, oğluyla hayata tutunmaya çalışan bir babanın, tarihi eser niteliğinde bir haritayı incelemek için üst makamlardan teklif almasıyla başlıyor herşey. İşin içinde terör olunca harita altın tepside sunulmuyor tabi. O haritanın tarihi (541) ve sahibinin imzası bizi İbn Arabi'nin hikayesine götürüyor... Onun hikayesinde ki büyük değişim ise, katıldığı bir eğlencede içindeki sese kulak vererek elinde ki kadehi fırlatmasıyla eğlenceden ve dahi şehirden ayrılmasıyla, sonrasında gördüğü rüyayla başlıyor... İçine düştüğü arayışta onunla birlikte Mekke'yi, Kudüs'ü, Anadolu'yu gezdik karış karış. Bir sürü yolcu tanıdık, bir sürü zadla tanıştık, ölümlere şahit olduk... Onca zaman ve olaydan sonra elimize verilen haritada gözlerimiz bile birlikte doldu... En başta dediğim gibi, ruhumu dinlendiren, rüyalardan nefessiz uyandıran müthiş bir yolculuk oldu. Hangisini seçeceğimi bilmiyorum ama not aldıklarımdan sığdırabildiğim kadar alıntı bırakıyorum şuracığa. "Neden kaçıyorsa insan, onun sağanağına tutuluyor." "Nereye dönersen Allah'ın yüzü oradadır." "Kendine olan nefret ne büyük acı! Allah'ın merhameti geniş de, insan kendini o merhamet denizine taşıyamıyor çoğu zaman."
Hayal DeniziAydın Hız · Timaş Yayınları · 2018135 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve rafınıza kaldırırsınız. Zygmunt Bauman’ın Akışkan Hayat’ı ise tam tersini yapıyor: Kapağı kapandığı an sizi kendi hayatınızın ortasında çırılçıplak, üstelik elinizde neoliberalizmin faturasıyla yapayalnız bırakıyor. Bauman bu sarsıcı metinde, katı modernitenin o sığınak sığ güvenliğini (kalıcı meslekleri, köklü aidiyetleri, kurumları) nasıl birer birer eritip akışkanlaştırdığımızın otopsisini yapıyor. Artık hiçbir toplumsal formun, hiçbir ilişkinin veya kimliğin, içine yerleşmemize ve kök salmamıza izin verecek kadar uzun süre hayatta kalamadığı tuhaf bir panayırdayız. Bu panayırın tek bir mutlak yasası var: Hız. Durursan ıskartaya çıkarsın, bağlanırsan elenirsin, esnemezsen kırılırsın. Kitabı okurken altını çizdiğim kavramlar, her gün sokakta, plazada ya da dijital ekranda içinden geçtiğimiz o görünmez dogmaları (doxa) birer birer deşifre etti. Bauman’ın kuramsal süzgecinden bugünün Türkiye manzarasına baktığımda parçalar korkunç bir netlikle yerine oturdu: Bizler katılaşmaktan, yani sistemin hızını kaçırmaktan o kadar korkuyoruz ki, kendimizi sonsuz bir in statu nascendi (doğum anında olma) yanılsamasına mahkûm ediyoruz. Bir kimliğe, bir ahlaka ömür boyu sadık kalmak esnekliği bozduğu için, manevi pazardan işimize gelen parçaları koparıp melez can yelekleri dikiyoruz kendimize. Muhafazakar elitlerin lüks otellerdeki şatafatlı bebek mevlütleri (Mevlüt ile Baby Shower evliliği), kapitalizmin acımasız çarklarında ezilirken "bolluk bereketi esmalarla manifestleyen" o spiritüel lümpen proletarya, tam da Bauman’ın işaret ettiği o trajik "açık büfe dindarlığının" somut kanıtları. Sistem, yapısal sömürünün yarattığı anksiyeteyi, kişisel gelişim tezgahlarında uyuşturup bizi çarkların arasına geri fırlatıyor. Bauman’ın
Sosyoloji
Akışkan HayatZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2018131 okunma
Reklam
Reklam