bg

bg
@holYartemis
°It is what ıt is°
Yazarın Hayatından Ayrı Değerlendirilemeyecek Güçlü Bir Roman: Sırça Fanus
10/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2021 58. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2021 03:57
"İçim sevecenlikle doldu. Kitabın kahramanı ben olacaktım ama elbette maskelenmiş olarak. Adım Elaine olacaktı. Elaine. Harfleri parmaklarımla saydım. Esther'de de altı harf vardı. Uğurlu bir rastlantıydı bu." (Esther Greenwood) Sylvia Plath, Amerikan edebiyatının önde gelen kadın yazarlarından biri. 1932'de Boston'da doğan Plath'in edebiyat çevrelerince tanınması ne yazık ki ölümünden sonra gerçekleşti. Ölümüyle simgeleşen yazarlardan biri olarak gününüzde eserleriyle varlığını sürdürmeye devam ettiğini ve tüm dünyada geniş bir okur kitlesine ulaştığını söylemek mümkün. Değeri hemen herkes tarafından henüz hayattayken pek bilinmedi Plath'in. Kendi ailesi, arkadaş çevresi ve sevdiği erkekler tarafından birçok kez kırılan, aşağılanan ve aldatılan bir kadın oldu ve duygusal bir yapısının da olması sebebiyle hiçbir zaman hayatla güçlü bağlar kuramadı. Her zaman aklında bulunan intihar düşüncesini ise birkaç kez gerçekleştirememesine rağmen, 31 yaşında ve 2 çocukluyken gerçekleştirdi. Ölümünden henüz birkaç ay önce, farklı bir isimle yayımlatmayı başarabildiği Sırça Fanus isimli bu romanı ise yazardan geriye kalan tek roman. Bunun haricinde şair kimliğiyle de ardında çok başarılı şiirler bırakan Plath'in birkaç öyküsü ve çizimleri de bulunuyor. Benim Plath'la tanışmam çok değer verdiğim bir kişi sayesinde gerçekleşti. Hayat öyküsünün bir kısmını dinledikten sonra ise kitaplarına koştum hemen. Önce Ariel ve Seçme Şiirler'i okudum. Bu kitabında hayattayken yazdığı şiirlerin birçoğu yer alıyor. Ek olarak, eşi şair Ted Hughes tarafından seçilen bazı şiirler de kitaba sonradan eklenmiş. Ardından Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık isimli kısa öyküsünü okudum Sylvia Plath'in. Şirlerinden zihnimde kalan kasvetli hava, bu kısa kitabında anlattığı hikâyeyle birlikte biraz daha arttı. Sırça Fanus'u bitirmemin ardından
Edebiyat
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2018 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2018 06:18
Peyami Safa diyorki; insan üzülme sanatını bilmeli. Çoğundan kaçınmalı, azındaki o gerçekleri görmeyi, hareket etmesini sağlayacak şifayı bulmalı. Ama bir insan, dermanı olmayan bir hastalığa yakalanmışsa, üzülme sanatı onun için ne ifade eder ki? Öleceği kesinse eğer... İşte bu kitabı okuyunca bir nevi bu satırlara karşılık buldum. Yaklaşık 6 hafta içinde, önüne götürüleceğiniz bir giyotin, bedeninizi başsız yapacak. Ne yapabilirsiniz? Sizi tuttukları 4 duvar arasında kağıtlara bir şey aktarmak isteseniz ne aktarabilirsiniz? Ayrıca giyotin uygulamasının Fransız devriminde Joseph-Ignace Guillotin adında bir doktor tarafından icat edildiğini öğreniyoruz kitapta. Görüldüğü üzere de "giyotin", üreticisinin soyadını almış. Giyotinle infaz sahnesi aklınızda canlandırın desem, kurban dışında olayı dehşet dolu gözlerle evlerinin camlarından, kuytu köşelerden izleyen bir halk mı geliyor? Hayır öyle değil, giyotinle infaz bir toplumsal olay, bir... bir ŞENLİK. Şiirler okunuyor, şarkılar söyleniyor. Üstelik çocuklar da bu uygulamanın büyük takipçisi. Durum öyle bir vaziyeye gelmiş ki -kitapta bahsedilmese bile- OYUNCAK GİYOTİNLER üretilmiş. Şakacıktan kendilerini, gerçek olarak da sokakta buldukları fareleri idam etmeye başlayınca üretimi yasaklanmış. Aman efendim ne gereği vardı, kalsaydı işte! Üzücü olan bir diğer kısım, ışık hücreye, mahkeme salonuna belki de mahkûmun şimdiye kadar hiç görmediği şekilde vuruyor. Çiçeklerin yapraklarının rengi hiç olmadığı kadar güzel, dışarıdaki yazarın tabiriyle "çiçeklerin gülüşmeleri".... Bütün her şey ölüme yaklaştıkca, ayrı bir kontrast, ayrı bir renk kazanıyor sanki. Şimdiye kadar içinde bulunduğu rutin hayatın o can sıkıcı tüm devreleri bir anda ne kadar anlamlı geliyor insana! Filmlerde, dizilerde görmüşsünüzdür. Tekneler
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
"Duvarı yıkacak gücüm yoksa, onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki, fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim."
Sayfa 32 - Bordo & Siyah·Kitabı okudu
Puan vermedi·268 syf.··
2014 113. kitabı
‘Kürk Mantolu Madonna; Maria Puder’, ‘Üst Kattaki Terörist’in Alt Kattaki Komşusu; Nurettin ‘, ‘Yüzüncü Ad’ın Dul Kadını; Marta’, ‘Baltası Kadar Masum Katil; Raskolnikov’, ‘İsimle Ateş Arasında; Nihade’, ‘ 5 yaşında kocaman bir çocuk; Alper Kamu’, ‘Afili Filinta; Nuh Tufan’, ve dahası... Ben kimseyi Ömer kadar sevmedim. Öyle roman karakterleri vardır ki, romanın da önüne geçerler, Ömer gibi.. Seneler önce bir arkadaşımın okuyup okumadığımı sorduğu bir kitapla başladı Ömer ile olan hikâyem. Sabahattin Ali’nin ‘İçimizdeki Şeytan’ kitabı. Hiçbir fikrim yoktu, ben de çoğunluk gibi kült eser diye ‘’Kürk Mantolu Madonna’yı okumuştum tabi ama’ İçimizdeki Şeytan’la ilgilenmemiştim, nihayetinde bir romandı ve o vakitler roman okumak için güçlü gerekçeler arardım. (cahil yaşlar) Bunu bilen arkadaşım ‘Ömer ve Macide arasında geçen patolojik bir aşk hikayesi diyerek başladı söze, ilgimi çekeceğini bilerek devam etti; müthiş bir dönem eleştirisi ve roman kahramanları ile tanıdık kimselere yapılan göndermeler vs.. Bunu okuyan her kadının kitap bittiğinde ‘Macide’ olduğunu öyle hissettiğini de eklemişti, tecrübesiyle sabitmiş.. Neymiş bakalım deyip okumuştum. Okuduğuma asla pişman olmadığım –ki tavsiye üzerine okuyup pişman olmuşluklarım vardır- okumamış olanın ne büyük bir kayıp içinde olduğunu düşünüp hayıflandığım kitap. Bir ‘’Sabahattin Ali şahanesi: içimizdeki şeytan’’. Ben Macide yerine Ömer oldum kitabın sonunda orası da ayrı muamma. Mesela Macide’nin tüm masumiyet ve çaresizliğine rağmen onu suçladım, kitabı finalinde Macide’ye kızıp Ömer’e üzüldüm, her şeye rağmen Macide’den çok Ömer’i sevdim vs.. Sabahattin Ali denince akla ilk gelenin ‘’Kürk Mantolu Madonna’’ olmasını anlayışla karşılamakla beraber bunun diğer eserlerin önüne geçişini haksızlık olarak görmeye bu
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Günlük
Nasıl oluyor da, kolsuz ve bacaksız doğan insanlardan faydalanmayı akıllarından bile geçirmeyen dürüst ve duyarlı kişiler, düşük bir zeka düzeyiyle doğanları istismar etmekte bir mahsur görmezler?
Sayfa 210
Edebiyat