100 Her Zihnin Ölmeden Önce Keşfetmesi Gereken Entelektüel Araştırmalar: 1. Temel felsefeyi çalış 2. Resmi mantığı öğren 3. Antik Yunan tarihini çalış 4. Tüm Shakespeare oyunlarını oku 5. Temel ekonomiyi öğren 6. Dünya tarihini çalış 7. Darwin'in Evrim teorisini oku 8. Roma İmparatorluğu'nu çalış 9. Temel astronomiyi öğren 10. Platon'un Devlet'ini oku 11. Fransız Devrimi'ni çalış 12. Temel psikolojiyi öğren 13. Freud'un ana eserlerini oku 14. 1. Dünya Savaşı'nı çalış 15. 2. Dünya Savaşı'nı çalış 16. Temel matematiği öğren 17. İnsan beynini çalış 18. Marx'ın Komünist Manifesto'sunu oku 19. Temel kodlamayı öğren 20. İklim değişikliği bilimini çalış 21. Newton'un Principia'sını oku 22. Rönesans dönemini çalış 23. Temel kimyayı öğren 24. Antik Mısır'ı çalış 25. Einstein'ın görelilik teorisini oku 26. Soğuk Savaş'ı çalış 27. Yeni bir dil öğren 28. Temel hukuku öğren
İbrahim Anlaşmaları’nın en büyük günahı, 2002 yılındaki Arap Barış Girişimi’ni (yani "Filistin devleti kurulmadan İsrail’i tanımama" kırmızı çizgisini) tamamen çöpe atmasıdır. Körfez monarşileri (BAE, Bahreyn, Fas), Filistin halkının haklarını ve maruz kaldığı asimetrik şiddeti kendi ekonomik ve askeri çıkarları uğruna takas ettiler. Bu durum, Filistinlileri tamamen yalnızlaştırmak, onları açık hava hapishanelerine mahkum etmek ve uluslararası hukukun gözü önünde yaşanan o sistematik mülksüzleştirme ve yok etme (erasure) sürecine diplomatik bir yeşil ışık yakmak anlamına geliyor. Anlaşma barış değil, bir halkın yok oluş fermanına atılan imza niteliğindedir. Bu anlaşmanın metninde Filistinliler olmadığı gibi, bölgenin diğer kadim ve ezilen halkları olan Kürtler veya Peştunlar da yoktur. İbrahim Anlaşmaları, bölge halklarının (Arap sokağının, Kürtlerin veya diğer toplulukların) rızasıyla yapılmış bir toplumsal sözleşme değildir. Bu, Washington-Tel Aviv ve Körfez’deki otoriter liderler arasında yapılmış bir "istihbarat, teknoloji ve silah ticareti" ortaklığıdır. Bu pakt, bölgedeki statükoyu ve otoriter yönetimleri korumayı hedefler. Dolayısıyla kendi kaderini tayin etmek isteyen Kürtlerin veya on yıllardır küresel güçlerin savaş laboratuvarına dönen Peştunların hakları, bu devasa şirket benzeri jeopolitik çarkın dişlileri arasında ezilmeye mahkum edilir. Batı dünyasının kendi vicdan azabını (Holokost trajedisini) Ortadoğu coğrafyasına ve masum bir halk olan Filistinlilere fatura etmesi, modern tarihin en büyük adaletsizliğidir. Bugün Gazze’de ve Batı Şeria’da uygulanan sistematik abluka, tehcir ve kitlesel yıkım yöntemlerinin, tarihin en karanlık sayfalarındaki baskı rejimlerinin metotlarıyla benzerlik göstermesi, bölgedeki öfkenin ve varoluşsal çığlığın en büyük
Filistin
Reklam
Henry Kissinger’ın 20. yüzyılın ikinci yarısında mimarlığını yaptığı dış politika, uluslararası ilişkiler literatüründe "Realpolitik" (Gerçekçi Siyaset) okulunun en katı ve saf örneklerinden biridir. Kissinger için ahlak, adalet, insan hakları ya da etnik toplulukların kaderi, küresel güç dengesi (Balance of Power) ve ABD hegemonyası karşısında her zaman ikinci planda kalmıştır. 1970'lerin başında Kissinger’ın en büyük jeopolitik başarısı, "Mekik Diplomasisi" ve gizli görüşmelerle ABD ile Mao liderliğindeki Çin Halk Cumhuriyeti arasında köprü kurmasıdır. Kissinger, iki komünist dev (SSCB ve Çin) arasındaki ideolojik ve sınırsız ayrışmayı fark etti. Çin ile yakınlaşarak Sovyetler Birliği'ni jeopolitik olarak yalnızlaştırmayı ve iki cepheli bir baskı altında tutmayı hedefledi. Bu hamle, Sovyetler'in küresel kaynaklarını ve dikkatini Asya sınırlarına kaydırmasını zorunlu kıldı ve ABD'ye Soğuk Savaş'ın geri kalanında devasa bir hareket alanı kazandırdı. Ortadoğu ve 1975 Cezayir Anlaşması, Kissinger doktrininin en acımasız ve net uygulandığı alandır. Irak'taki Baas rejimi Sovyetler Birliği'ne yaklaşınca, Kissinger ve İran Şahı, Bağdat'ı zayıflatmak için Molla Mustafa Barzani liderliğindeki Kürt isyanını silah ve para ile fonladı. Ancak amaç hiçbir zaman bir Kürt devleti kurmak veya onlara kalıcı hamilik yapmak değildi; Kürtler sadece Irak'ı meşgul edecek bir manivela olarak kullanıldı. İran Şahı ile Irak rejimi (Saddam Hüseyin) anlaşıp Şah sınırları kapatınca, Kissinger Kürtlere olan tüm Amerikan desteğini bir gecede kesti. Kürt hareketi büyük bir katliam ve sürgünle karşı karşıya kaldığında, Kissinger’ın Kongre soruşturmasında verdiği o meşhur ve tarihe geçen yanıt, onun realist zihniyetini özetler: "Gizli servis operasyonları bir misyonerlik faaliyeti ya da sosyal yardım
1000Kitap
Okuduğum bu çocuk kitabında, İngiliz bir çocuğun gözünden savaşı görmüş oluyoruz. Çocuğun gözünden okuduğumuz için savaşın adından ve özelliklerinden bahsedilmese de tahminimce olaylar II. Dünya Savaşı döneminde geçiyor. John çok tatlı bir çocuk. Savaşa anlam veremiyor. Çevresindeki çocuklar “Büyüyünce o Almanlara gününü göstereceğim.” gibi düşüncelere sahip olup savaş oyunları oynasa da John öyle hissetmiyor. Alman çocuklarla bağ kuruyor ve onlarla da arkadaş olmak istiyor. Annesine sürekli: “Anne, ben hain miyim?” “Anne, ben korkak mıyım?” gibi sorular soruyor. John’un annesi fabrikada bomba, silah, mermi vb. yapımında çalışıyor, babası ise asker olarak savaşta bulunuyor. John’un tek hayali savaşın bitmesi. Krala, başpiskoposa ve Alman çocuğa mektuplar yazıyor. Savaş bittikten sonra ise babası eve dönüyor. Başta onunla bağ kurmakta zorlansa da sonrasında bu sorun da ortadan kalkıyor. Ben kitabı okudum ve beğendim. Hepinize sevgiler, saygılar ve bol kitap okumalar dilerim.
Çocuk
Değil mi
İsrailliler bencil kimseler onlar herkesten daha ırkçı fakat tarihsel olaylar onları her defasında mağduriyet koltuğuna oturtmuş 1940larda bir soykırım gerçeği var fakat devamında İsrailin gerçekleştiği şeyler başka bu mağduriyet filmlerinin bir destek kampanyasına dönüştürüldüğü İsrail'e destek olmak ve maddi kalkındırmak amacı ile kullanılıyor 1940lar bitti şu an olan olaylarda kimse İsrail'e eziyet etmiyor, yahudiler şirketlerde, dünya kadar parası cebinde Her yerde ırkçı insan var her yerde mezhepçi var ama bu tek bir dine yapılan bir şey değil çoğu kimseye dine oluyor maalesef Fakat artık 1940lari kullanarak prim yaptirmayi durdurun bunlara çünkü Almanlarla ilişkileri fevkalade seyrinde Müslüman çocuğu öldürmek Arap öldürmek keyif veriyorsa o zaman Hitler'i neden eleştiriyorsun değil mi
İsrailli tarihçi Bartov'dan Tel Aviv'e: Soykırımı soykırımla aklayamazsınız İsrailli tarihçi Omer Bartov, yeni kitabı üzerine verdiği mülakatta Tel Aviv yönetiminin politikalarına yönelik sert eleştiriler getirdi. Bartov, ırkçı ve militarist mekanizmaya 'dönüştüğünü' söylediği siyonizmin ideoloji olarak öldüğünü ve yok olması gerektiğini belirtti. Filistin'de yaşananları açıkça soykırım olarak tanımlayan tarihçi, İsrail'in bu askeri eylemlerini savunmak için Holokost'u kalkan olarak kullanmasına ise "Soykırımı soykırımla meşrulaştıramazsınız" sözleriyle tepki gösterdi.
Tarih-Araştırma
Reklam
Reklam