(...) Terketme sonucunda değişmeden kalan şeye, Husserl “yaşama dünyası” (lebenswelt) adını veriyor. Bu “yaşama dünyası”, felsefeciyi, filozofların cenderesinden kurtarıp, romancının âlemine getirmiş oluyor.
Hani bir zamanlar resim sanatında yapılan “açık hava” ihtilâli gibi; ressamların bir ânda atölyelerinden TERK edip, tabiata, açık havaya çıkmaları gibi, fenomenoloji de filozofu aynı şekilde “felsefeyi TERK edip, “yaşama dünyası”na çıkmaya çağırıyor. Burada eski felsefelerin geçerliliği yoktur. Bütün bilgilerimizin ve fikirlerimizin “kaynağı” olan bu âlem, fenomenolojinin TERK tavrının bize hediye ettiği yepyeni bir dünya, yepyeni bir görüş olmuş oluyor… “Bir kanlı şafakta bana çil horoz, yepyeni bir dünya etti hediye” misâli…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Hasan Avcıoğlu imzasıyla), Fenomenolojik Bakımdan Roman Okuma ve Yazma Tekniği, -Fenomenoloji ve Metod -, 1 Terk Tavrı.