• Uzunca yazılar yazıp içimi bir yerlere dökmek istiyorum. Birini sevince çok sevip, o kişi gidince en fazla iki gün daha seviyor kalabilmem tuhaf, sevgi süreklilik gerektirirken ben sadece beni sevdiğini hissettiğim insanları daimi sevebiliyorum. Bu beni bir nevi hancı yapıyor gelen konuğu en iyi şekilde ağırlayıp gönlünü hoş tutup başka bir yola giderken unutmam gibi. Tam 1 hafta önce bu saatlerde onun yanındayken hayat güzeldi. Sonraki gün yani geçen hafta yarın beni bıraktı. Sevgim katlanılmaz sanırsam, gelen herkes bir şevkle gelip sevgime maruz kaldıktan sonra benden kaçıyor, döverek sevmek tabiri var biraz sanırım içimde. İlk kaybedişim olmayışından mı yoksa artık buna alışmam mı bilemiyorum beni gayet sakin olmaya itiyor. 1 gün üzüldüm, 1 gün kıvrandım. Yeniden doğdum küllerimden. Yine aynı ben oldum kısmen mutlu, kısmen üzgün. İçim rahat, başım dik. Bir de gidenlerin geri dönme mevzusu var tabi ha bunların yanında birde sizi severken bıraktığınız insanın geldiğinizde hala sizi sevmesini eski ilgisini göstermesini beklemek gibi bir huyunuz var. Giderken her şeyi alıp gidiyorsunuz ama gelirken sadece kendinizi getirmeniz yetmiyor. En azından artık gittikten sonra geri geleni kabullenemiyorum. Ha birde umut verdiğini sanıp kendine yüklenenler var saçmasınız bilmiş olun diye yazıyorum bu düşünceniz saçma kimse sizi düşünmüyor hatta karşınızdaki kişi sizinle ilgilenmiyorken bile ona umut verdiğinizi düşünmek. Komiksiniz, birine karşı ilgi duyduğunuzu söylediğinizde onun sanki sizin ona aşıkmışsınız gibi davranması da çok itici. Bir ara insanlarla dertleşmek istedim aramak ve öylesine konuşmak amaçsız biri beni dinlesin istedim istemez olsaydım tövbe 3 kişi mesaj attı biri tipini beğenmedim dedi biri arayacam dedi aramadı diğeri kayıp. Ben size aşığım demedim ki, siz hayırdır? Kurtulun şu herkesin size yürüdüğünü sanmanızdan. Geçenlerde kızın biri dertleşcek birini arıyorum yazmış tam havamdayım dert dinleyecem çözümü varsa öneride buluncam falan. Kıza tc kimlik bilgilerimi verirken buldum kendimi, amacım dert dinlemekken konu başka yerlere kaydı bırakın bunları bu ayakları. Artık konuşasım gelmiyor doğru düzgün kimseyle tam bir şeyler anlatcam sonra neyse diyorum duymak istediklerini anlatayım. Yazık, sevinsinler falan işte. Bak yine susasım geldi. Bunu kaydedeyim de şuralara bir yerlere bir ara devam ederim.
  • Ahmet Ümit'ten okuduğum ilk roman Beyoğlu'nun En Güzel Abisi. Polisiye romanlar okumayı seven biri olarak bu kitapta diğerlerinde olmayan bir şeyler buldum: sıcaklık ve samimiyet. Sade ve akıcı bir üslubu var yazarın ama sizi olayların içine çeken asıl unsur bu değil. Başkomiser Nevzat, Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep var mesela Londra'nın kalabalık caddelerinde koşuşturan Dedektif Mike yerine. Sokaklarında gezindiğiniz Beyoğlu'nda cereyan ediyor olaylar. Evet kitap kurgu ama gerçeğe çok daha yakın Gezi olayları, 6-7 Eylül, kürtlere yapılan ırkçılık, kadına şiddet, esrar çeken sokak çocukları, kumara göz yumabilen bazı polisler hepsi de bu topraklarda yaşanan olaylar. O yüzden kendimi bir roman okuyordan çok, haberlerde çıkan gerçek bir cinayet soruşturmasını takip ediyormuş gibi hissettim.

    Biraz da kitabın hoşuma gitmeyen taraflarından bahsedeyim.
    SPOILER içerebilir!
    Yazar kendine kitabın içinde bir rol biçmiş. Hayır, başkomiser Nevzat değil yine bir yazar kitaptaki rolü. Bu karakterin üzerinden de kendini eleştirmiş. Bu eleştiri işini okuyucuya bırakmalıydı diye düşünüyorum. Bu şekilde beni eleştirebilecek kişi yine benim demek istiyormuş gibi bir izlenim bıraktı bende. Bir de kitapta bir paradoks vardı. Yani kitabın sonu aslında başı, başı ise sonuydu. Kitabın içindeki yazarı daha az antipatik bir karakter yapsaydı bu güzel bir ayrıntı olabilirdi. Ama bu haliyle bende sadece tatsız bir gülümseme bıraktı.

    Toparlayacak olursam okumazsaniz çok şey kaybederseniz diyebileceğim bir roman değil fakat okursanız hoş vakit geçirebilirsiniz.
  • Daha önce yazarımızın ''Hû Diyen Karga'' sını okumuş, beğenmiştim.

    Yakup'un Kanatları'nda 18 tane ayrı hikaye bulunuyor. Kitabın adı da bu hikayelerden birinin kahramanından geliyor.

    Ben eseri beğendim, anlatımı çok hoş. Hikayeleri okurken yer yer duygulandım, yer yer kendimi hikayede buldum. Kısa kısa hikayeler olmasına rağmen yazar okuyucuyu hikayenin içine çekmeyi başarıyor.

    Tavsiye ederim, yazarımızın Hatırla Beni'sini aldım hazır duruyor; okuduğum ilk eseri beni yazara zaten yaklaştırmıştı.

    Misli Hocamız okunmayı hak ediyor.

    15.11.2018 20:26 Erciş
  • Parfümcü de çalışıyordum. Bir gün kapıdan içeriye ufak tefek, yüzü soğuktan kıpkırmızı olmuş bir kız girdi. Kapıdan girerken gözlerini kapatıp ALLAH'ım nolursun hatırlayım, gibisinden bir şeyler söyledi. Buyurun Hoş Geldiniz dedim.Önce bi yutkundu sonra anlattı Ben bi koku arıyorum ama ismini falan bilmiyorum. Acaba bi kaç tane denesek bulabilir miyiz? dedi utna sıkıla. böyle şeyler çok olur dükkanda ben de yardımcı olmak için Tabi,nasıl bir şeydi? Ağır mı? Hafif mi? Şekerli mi? Durdu gözleri doldu.Ağzından zar zor tek bi kelime çıktı. Unuttum.. diyebildi sadece aramaya başladık sonra tek tek, tüm erkek parfümlerini denedi orada. En sonunda birini bulduk .İçine çekmesiyle kokuyu ağlaması bir oldu. O dedi, Onun gibi kokuyor deyip devam etti ağlamaya . Kokusunu unuttum. Ama işte onun kokusu bu buldum işte.Boynunu ne zaman koklasam böyle kokardı.Çok aradım bulamadım. Onu da kokusunu da çok aradım gittikten sonroı. O yok ama olsun en azından kokusunu buldum. Bilmem ne kadar hatırlatır bana onu tüm dünyayı bu kokuyla donatsam yine de bir o etmeyecek, ama elimde kalan tek avuntu işte "dedii.ellerine sıktı kokuyu. Ulan ellerini koklaya koklaya gitti o kız dükkandan. Ben ise olduğum yere çakılı kaldım. Yapmayin be bunu, kimseyi kokunuza muhtaç etmeyin