Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı
Puan vermedi
@Muslumann Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahı ile cihad edeceğiz.”(Bediüzzaman Said Nursi ,Tarihçe-i Hayat) Fatır-ı Hakimin ezelden beri cereyan eden bir kanunudur ki, herhangi bir milletin felâketlere maruz kalması, fertleri arasında fitne ve fesadın çoğalması, dalâletin hidayete, şerrin hayra galip gelmesi hâlinde, o milletin içinden bu tehlikeleri bertaraf edecek ve o milleti sahil-i selâmete çıkaracak bir peygamber, bir mürşit, bir müceddit veya bir mehdi gönderir. Bu İlâhî kanun Hz. Adem’den (ASM) bu yana böyle devam etmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Peygamberimiz’den (ASM) sonra peygamber gelmeyeceği için, bu vazife Peygamberimizin varisi olan âlimlere tevdi edilmiştir. İşte bu sırra Peygamberimiz (ASM) şöyle işaret etmiştir: “Cenâb-ı Hak lütuf ve kereminden her yüz senede, ümmetimin dinini tecdid ve takviye için bir veya birkaç müceddid gönderir.”1 Bediüzzaman Hazretleri de her asırda insanları irşadla vazifeli mürşit ve mücedditlerin bulunmasının zarurî olduğunu şöyle ifade buyuruyor: “Cenâb-ı Hak kemal-i rahmetinden şeriat-ı İslâmiye’nin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslâh etmiş; Din-i Ahmediye’yi (ASM) muhafazaetmiş. Madem âdeti böyle cereyan ediyor; ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müctehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek.”(Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat) Peygamber varisi olan bu mümtaz zatlar bütün
Din
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0857 okunma
AJAN, MASON ve İŞBİRLİKÇİLER ÜZERİNE BİR İNCELEME
5/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2019 18:18
Yılmaz Dikbaş’ın “Atatürkçüler Yenildi” kitabıyla bir tabuyu yıkıyor. Zira 1950’den sonra ülkemizin bir Amerika sömürgesine dönüştürülmesinin tek suçlusu “sermayesi din olanlar” olarak gösterildi. Bu tezi savunanlar haksız da sayılmazlar hani. Zira “dini bütün-hanedan heveslileri-sağcılar”ın her devirde güç ve paradan başka kutsalı olmadı maalesef. Onlar, güçsüzken Hz. Muhammed ile de alay etmişler, güç ona geçince onun en büyük savunucu olmuşlar, ölünce cenazesine bile gelmedikleri gibi, daha Hz. Muhammed’in kefeni solmadan da torunu ve bütün ailesini hunharca katletmişlerdir. Hz. Muhammed ve onun izinden gidenlerle, Yahudi, Haçlı veya pagan Romalılarla, Moğollar arasında çokta bir fark olmadığını, insanlık tarihini okuyan herkes bilir. Yoksul Anadolu halkından gasp edilenlerden pay almak için, dedesi gibi kendisi Moğollarla iyi ilişkiler kuran, onlara meşruiyet sağlayan Mevlana’nın torunu Ulu Arif Çelebi’ye Karamanoğlu Beyi: “Biz komşu ve dost olduğumuz halde bizi değil, Moğolları tutuyorsun” deyince Arif Çelebi ona: “Biz derviş olduğumuzdan Allah’ın iradesine ve devleti kime verdiğine bakar ve onun yanında yer alırız. Nitekim bu gün de Allah devleti Selçuklulardan alıp Cengizhanlara ısmarladı” demiştir ki, herhalde “dini bütün-hacı hoca”ları bundan daha iyi tarif eden başka bir söz söylenmemiştir. Kenan Evren, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren cuntanın şefi Genelkurmay Başkanı. Darbe henüz Türkiye’de resmen ilan edilmemişken, CIA İstasyon Şefi Paul Henze, Washington’da dönemin ABD Başkanı Carter’a “Bizim çocuklar başardı” demişti. Evren ve arkadaşlarının “Amerika’nın çocukları” olduğu gizli değildi fakat Dikbaş bütün darbelerin arkasında Amerika’nın olduğunu ve bu darbeleri yapan tüm “Atatürkçü” askerler ve onlara destek verenlerin de “Amerika’nın çocukları”
Atatürkçüler YenildiYılmaz Dikbaş · Nergiz Yayınları · 201425 okunma
Reklam
Puslu Sözlük
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2016 00:00
İhsan Oktay Onar'ın bu muhteşem kitabında tek eksik olan bir sözlük. Bu kitap kelime dağarcığınızı geliştiriyor... İhsan bey'in bu kadar kelimeyi nasıl öğrendiğini merak ediyorum doğrusu. Bir elimde kitap, Bir elimde tablet. Tableti sözlük olarak kullanıyorum. Şu an itibari ile 10 sayfalık bir sözlüğüm oldu. Bu sebeple bu kitabı bitirmek öyle sandığınız kadar kolay değil. İnternet'te bir kaç kaynakta yer alan sözlüğe yeni kelimeler ekliyorum. Sözlüğü biraz geliştirip resimli hale getirdim ve arka sayfa olarak kullanmaya başladım. İsteyen olursa sözlüğü paylaşabilirim. Puslu Kıtalar Atlası daha uzun yıllar üzerinde konuşulabilecek, değerli bir kitap. Yaşasaydı padişahlar, çatır çatır Osmanlıca konuşurdum diye geçirdim içimden. Çeşitli sitelerden yararlanarak oluşturduğum, yaklaşık 640 kelimeden oluşan, Puslu Kıtalar Atlası sözlüğü: • Abanoz: 1. Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı 2. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası 3. Koyu, parlak siyah • Adülkahır: Ödül Kahır olarak da bilinen bu bitki,ülkemizde yetişmez,daha ziyade tropikal iklimlerde,Kuzey Amerika ve Güney Asya bölgelerinde dağlık ve kayalık arazilerde kendiliğinden yetişen bir ağaçtır.Çiçekleri pembe renkte papatya ya benzer.Çok yıllık bir ağaç olup,sürgünleri damarlı ve kahverengi renktedir. • Abıru: 1.Yüz suyu. 2.Irz, namus, şeref, haysiyet. • Acem: Araplar'ın kendileri haricindeki yabancılar için kullandığı bu sözcük, Osmanlılar tarafından ise genellikle İranlıları nitelemek için kullanılmıştır. Bu sebepten dolayı Türkçe'ye de İranlı anlamında kullanılan bir sözcük olarak geçmiştir. • Acuze: Huysuz, yaşlı kadın • Agâh: 1.Bilen, bilgili 2.Haberli • Aglaya: (kişi) Ebrehe’nin Bünyamin için aldığı Rus cariyedir. • Ah minel aşk ve minel garip:
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma