İnsanın Anlam Arayışı kitabı logoterapinin ilkelerinden bahsetmesinin yanı sıra, Victor Frank'ın toplama kamplarında yaşanan trajik olaylar karşısında bile insanın bir şekilde hayata tutunması ve anlam bulmasının mümkün olduğundan bahsediyor. Bir psikolojik danışman olarak bundan sonrasında okuduğumda bana hatırlatıcı olsun diye birkaç önemli kavramı buraya not alacağım. Öncelikle Victor Frank insanın üç şekilde hayatın anlamını bulacağını söylüyor: 1)Bir eser yaratarak veya bir iş yaparak. 2) bir şeyi deneyimleyerek veya biriyle temas ederek ( yani severek). 3) Acıya karşı tavır alarak.
Toplama kamplarındaki esirlerin durumlarından bahsederken umarsızlık (apati) durumu yani duyguların körlesmesi acı veren durumlara tepkisizligin temelde bir savunma mekanizması olarak iş gördüğünden bahsediyor. Yani acı veren durumlar insanı tepkisizlige sürükleyebiliyor. Yine her insanın acısının küçük veya büyük olması fark etmez o acı insanın bilincini tamamen doldurur. Tıpkı bir gaz kütlesinin bir kutuyu tamamen ve eşit doldurması gibi. Ve bazen bazı insanların dönüştüğü kişi karşısında çevresini ve yaşam koşullarını bahane etmesi konusunda kitaptan şöyle bir anlam çıkardım; ne yaşarsan yaşa o insana dönüşmek senin tercihin. İnsanların zor durumlar karşısında ahlaki muhakemesinin devreye girdiğini ve bu durumun ahlaki seviyesine ulaşıp ulaşamayacağı da kişinin kendi tercihine bağlı olduğu görüşü de açıklanmış kitapta. Beni en çok düşündüren konu ise hayal kırıklığının insan üzerindeki etkisi oldu. Ki hayal kırıklığının insanın ölümüne bile yol açacağından dem vurmuş burada soğukta donan asker hikayesi aklıma gelmişti. Gerçekten de bir şeyden beklenti içerisinde olduğumuzda onunla ilgili bir hayal kırıklığı insanda fiziksel darbeye eş değer ve sık bir acı yaratıyor. İnsanın anlam
Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi, doğayı ve kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimlemek , onu sevmektir.