— oysa, her günümüz,
olanak (ve olasılık ) olarak,
mutlak son günümüzdür zaten...
Günlerimiz, ‘sayılı’ bile değildir :
zaten sayılmış — ve bitmiştir.
Her günümüz
son günümüzdür. Oruç Aruoba
"öfke!" diye bağırdı yaşlı adam. "İşte bu. Hani çılgıncasına bir kavgaya gireceğin anda içinde sıcak, boşalmış bir duygu duyarsın ya, öyle bir şey. Ama bir kişide değil bu. Sanki milyonlarca insan tek bir insan olmuş da aç bırakılmış, dayak yemiş ve bu hissi duyuyor. Irgatlar ne olduğunu bilmiyorlar, ama bir gün o koca adamın tepesi atınca hepsi orada olacaklar. Tanrım, o günü düşünmek bile istemiyorum. Hepsi dişleriyle boğazları parçalayacak, elleriyle ağızları yırtacaklar, öfke işte bu, öfke!" Adam oturduğu yerde sallandı, dengesini korumak için tutundu. "Kemiklerimde hissediyorum bunu. Nereye gidersem gideyim, suyun kaynamadan az önceki halini görüyorum."
İnsan doğanın ucubesidir. Kendinin farkında olan tek hayvandır . Doğanın içinde olan ve aynı zamanda doğayı aşan tek canlıdır. İnsan kendinin , geçmişinin ve geleceğinin farkındadır . İnsan , hayvanlarının içgüdüleriyle yaşadığı gibi içgüdüleriyle yaşamamıştır. Doğadan büyük ölçüde koparılmıştır . Doğduğu andan itibaren yaşamın ona yönelttiği bir soruya yanıt vermek zorundadır . Yaşamla ilgili ne yapmalıdır ? Nereye gitmelidir? Yaşama nasıl nasıl bir anlam vermelidir ?