Sen yokken, ırmaklarım bilmezdi denizleri
Kalbimin otağına simsiyah damlardı su
Hangi karanlığından geçseydim şehirlerin
Sisli aşklar gõrürdüm ömrün aynalarında
Adi unutulmustu sokakların, evlerin
Sen yokken, gergefinden bana bakardı kızlar
Her kus bir tüy bırakıp giderken kanadından
Avcı hep yüreğime savururdu kendini
Sen yokken, ne ay vardı göğümde, ne yldızlar
Ey Müslüman, edep nedir diye arar, sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektir.
Kimi falan adamın huyu kötü, tabiatı fena diye şikâyet eder görürsen, bil ki bu şikâyetçinin huyu kötüdür; kötüdür ki o kötü huylunun kötülüğünü söylüyor!
Çünkü iyi huylu, kötü huylulara, fena tabiatlılara tahammül eden, onların kötülüğünü söylemeyen kişidir.
İhtiyat ona derler ki seni davet ettiler mi bunlar, benim sarhoşum, bunlar benim dostum, beni seviyorlar, istiyorlar demeyesin.
Davetlerini kuşlara çalınan ıslık bil. Avcı pusuda gizlidir de kuş gibi öter durur.
Ancak Allah hangi kuşa ihtiyat ve tedbir duygusu vermişse o kuş o taneye, o tuzağa aldanıp gelmez.
“Yavrucuğum, doğru ama iyilik ettiğin kişinin şerrinden sakın. “
Dostluk, son demdedir. Korkarım ki bir şey olur da tohum bozulur.
Sohbet vardır, keskin bir kılıca benzer, bostanı, ekini kış gibi kesip biçer,
Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar sayısız meyveler verir.
Sevgiden acılıklar tatlılaşır, sevgiden bakırlar altın kesilir.
Sevgiden tortulu, bulanık sular, arı duru bir hâle gelir, sevgiden dertler şifa bulur.
Sevgiden ölü dirilir, sevgiden padişahlar kul olur.
Allah hükmedicidir, dilediğini yapar. Derdin ta kendisinden deva yaratır.
Aşk şeriatı, bütün dinlerden ayrıdır. Âşıkların şeriatı da Allah’tır, mezhebi de.