hüdaverdi türk

Sakin süre ne kadar uzarsa fırtına da başladığı zaman o kadar şiddetli olur,
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

hüdaverdi türk

, bir kitap okudu
7/10
·238 syf.·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2024 09:20
·
2024 39. kitabı
İbrahim Kalın
9.1/10 · 1.883 okunma
Bir diğer ünlü yazar Câhiz (ö. 869) Kitâbü'l-Buhalâ'da (Cimriler Kitabı), IX. yüzyıl gibi erken bir dönemde Yunanlılar hakkında söylenmiş şöyle bir söz aktarır: "Bizanslı Yunanlıların bütün toplumların en cimrisi ve tamahkârı olduğunu ispat eden şeylerden biri de dillerinde (Yunancada) cömertlik kelimesinin bulunmamasıdır." Câhiz, Tâhir el-Esîr adlı birinden aktardığı bu sözü bir başka değerlendirmeyle tamamlar ve bazı kimselerin İranlıların sahtekârlığına delil olarak Farsçada Arapçadaki "nasihat" (samimi tavsiye) kelimesinin bulunmayışına dikkat çektiklerini nakleder. Çünkü "İnsanlar sadece kullanma ihtiyacı duydukları şeylere isim verirler; böyle bir kelimeye gerek olmadığında, ona duyulan ihtiyaç da ortadan kalkar.
X. yüzyılın ünlü düşünürlerinden Ebû Süleyman es-Sicistânî, farklı toplumların faziletlerini anlatırken, üç kadim topluluğa farklı yetenekler atfeder. Sicistânî'ye göre "Hikmet Yunanlıların zihnine, Arapların diline, Fârisîlerin kalbine ve Çinlilerin eline indirilmiştir." 7 Buna göre Yunanlılar felsefe ve spekülatif düşüncede, Araplar dil ve hitabette, Fârisîler şiir ve sanatta, Çinliler de teknoloji ve el sanatlarında temayüz etmişler ve insanlığın ortak kültürüne katkıda bulunmuşlardır.
İslâm ve Batıyı kardeş medeniyetler olarak gören pek çok Batılı ve Müslüman düşünür var. Ünlü Doğu-Batı Divanı'nı Sadi Şirazî'ye ithaf eden Goethe'yi yahut Hz. Muhammed'i tarihin kurucu kahramanları arasında gören İngiliz tarihçisi Carlyle'ı yok sayamayız. Aynı şekilde Müslüman ve Yahudilerin Haçlılara karşı Kudüs'ü müdafaa etmek için omuz omuza savaştıkları, Müslüman idarecilerin asayiş ve güvenliği sağlayamadıkları için Yahudi ve Hıristiyanlardan alınan cizyeyi geri ödedikleri yahut 1968'den sonra İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı Müslüman ve Arap Hıristiyanların aynı cephede yer aldıkları gerçeğini göz ardı edemeyiz.