Okuması çok zor bir kitap bu, Eichmann’ın tüm yaptıkları, o anda diğerlerinin yaptıklarıyla birlikte, çok detaylı olarak anlatılıyor. Öyle berbat bir duyguyla yüklüyor ki insanı bu satırları okumak, ‘yeterince okudum, artık bıraksam mı acaba?’ diye birkaç kere düşündüm; ama sonra ne kadar gitmeyi de bir anlam zorunlu gördüm.
Eichmann sıradan bir insan, sıradan bir görevli. Zaten savunmasını da bunun üzerine dayandırmış ve ‘benim tek yaptığım emirleri yerine getirmekti, bu anlamda herhangi bir Alman vatandaşından daha fazla suçlu değilim’ demeye getirmiş. O kadar ki utanmasa beraatini isteyecek .. hatta ‘ben yaptığım işlerle 100 binlerce yahudinin hayatını kurtardım’ da demiş. İnanası gelmiyor insanın.
Peki neden böyle söylüyor? 1939’da Almanya Yahudilerden kurtulmaya çalışıyor ve bunun için Eichmann, önce viyana’ya gönderiliyor, burada bir sistem kurarak özellikle zengin Yahudilerin adeta bir fabrikanın bir kapısından zengin olarak girip, diğer kapısından tüm mal varlıkları ve paralarına el koyulmuş olarak, ama üzerinde ‘14 gün içinde terk etmezseniz, toplama kampına gönderileceksiniz’ yazan bir pasaportla çıkmalarını sağlamış. Gidecekleri ülkelerin muhakkak biraz paraları olmasını istemesi nedeniyle, bu Yahudilere piyasa fiyatının katlarca üstünde fiyatlardan döviz satılmasını organize etmiş böylece de müthiş bir zenginlik elde etmiş. Bu koşullar altında, maddi olarak yaşamalarına imkan vermeyecek şekilde başka ülkelere gönderilmesini sağlamış Yahudilerin. Viyana sonrasında gittiği Pragda, artık Yahudileri isteyen ülke kalmadığı için, Rusya sınırında Ghettolar oluşturup buralarda açlığa ve yokluğa mahkum etmiş. Buraların nüfusu çok artınca, düzenli olarak Auschwitz’e göndermiş. Eichmann’a göre bunların hepsi, kendisine emredildiği için yapılmış işler. Ya bu nedenle