Kitabımızın başlangıcında aşk, doruklarda yaşanan bir mutluluk hâli olup; umutla, heyecanla, sevilenin varlığıyla parıldayan bir güneş gibi adeta. Fakat ilerleyen sayfalarda sanki duygular ağırlaşıyor ve huzur, yerini kırgınlığa bırakıyor.
Başlarda umutla okunan satırlar, sonlara doğru bir ağırlık taşıyor hatta o kadar derinden hissediliyor ki şairin acısı, okuyanın kalbinde yankı buluyor denilebilir. Özellikle mektuplar kısmında, aşkın bir kişiye adanmışlıktan çok bir yaşama biçimi haline geldiğini görüyoruz. Artık şair, sevdiği tarafından terk edilmiştir; ama buna rağmen aşktan vazgeçmez. Çünkü onun için aşk, sadece bir kişiye duyulan his değil, insanın varoluşuna işlemiş bir değer haline gelmiştir. Canını en derinden acıtsa bile hatta kendi deyimiyle “Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Sevmek çoğu zaman var olmaktır.”
Varlık ve yokluk arasında çırpınıp kalan bir aşığın aşka dair notları, ilgilenenlere şiddetle tavsiye edilir.