Yol
"Yürüyordum. Nereye yürüdüğümü bilmiyordum. Belki hiç bitmeyecek kışa belki de en güzel bahara. Sanki yol hiç bitmeyecek gibi. Zaten en iyi anlarda hiç bitmediğin zamanlarda olmazmı ki. Hiçbirşeyim yoktu. Ne valizim ne sevincim, ne pulum ne de hüznüm. Herşeye rağmen çocukca merakım vardı. Yolda en güzel çicekler de en yabanıl otlarda vardı. Lakin yürümeye devam etmek zamanı. ​Hasrettim. Bir selama, bir tartışmaya veyahut sohbete. Gerçi yabanıl hayvan gibiyim. Nasıl tepki vereceğimden bile acizdim."
Alıntı
ne zaman aynaya baksam sen ilk günkü yüzümsün çeyrek asrımda şanlı hüznüm bir yıl sonra yaşım, sonra yüzümsün sen gülünce kalbimin atlarını koşturuyorum Alperen Alparslan Gözen
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
eşkıya
Oturdum kâğıtlarla, yürüdüm ağıtlarla. Dağları mekân tuttum, adımı koydular eşkıya. Oysa ben adaleti, hükmünü ve hasreti aramıştım ömrümce; sen yine dedin: "Eşkıya." Kırdılar, döktüler beni, sehpalara koydular beni. Derimi yüzdüler sessizce, yine dedin: "Eşkıya." Umudun karasında, umudun yarasında, umudun gözlerinde gösterdim sadakatimi. Gel, oynayalım ölümle; ya da ölüm oynasın beni. Doymadı gözüm dünyaya, tükenmedi içimdeki sızı. Rüyalar içinde kayboldum, tadım tuzum kalmadı. Ruhuma hiç bakmadan sen bana "eşkıya" dedin.
Şiir
Hüznüm ki, hüzünlerin çiçek açmış biçimidir.
"Ne zaman aynaya baksam sen ilk günkü yüzümsün / Çeyrek asrımda şanlı hüznüm / Bir yıl sonra yaşım, sonra yüzümsün."🦋 Alperen Alparslan Gözen
Şiir
Burası, Hz. Fatıma'nın, "Hüznüm gündüze dökülse gece olurdu" dediği fâni dünyadır.
Alıntı