Oturdum kâğıtlarla,
yürüdüm ağıtlarla.
Dağları mekân tuttum,
adımı koydular eşkıya.
Oysa ben adaleti,
hükmünü ve hasreti
aramıştım ömrümce;
sen yine dedin: "Eşkıya."
Kırdılar, döktüler beni,
sehpalara koydular beni.
Derimi yüzdüler sessizce,
yine dedin: "Eşkıya."
Umudun karasında,
umudun yarasında,
umudun gözlerinde
gösterdim sadakatimi.
Gel, oynayalım ölümle;
ya da ölüm oynasın beni.
Doymadı gözüm dünyaya,
tükenmedi içimdeki sızı.
Rüyalar içinde kayboldum,
tadım tuzum kalmadı.
Ruhuma hiç bakmadan
sen bana "eşkıya" dedin.