Anthony Burgess'in geleceğe dair karamsar distopyası, yani Geleceğin İngiltere'sinde geçen ve bir gençlik çetesinin sokaklarda huzursuzluk sağlamasını konu edinen bu romanda Alex'in maceralarına ortak olacaksınız. Anthony Burgess, geleceği az çok tahmin edebilmiş okuduğum kadarıyla.
Alex'i diğer anti-kahramanlardan ayıran şey onun suç işlerken bir motivasyonunun olmaması. Alex işlediği suçlara adeta bir sanat gözüyle bakıyordu resmen.
Ayrıca, Alex her ne kadar iyi olmayı kendi isteğiyle seçemese bile sonuç olarak suç işlemekten uzak bir hale gelebilmişti. Otoritenin istediği şey toplumun kendi iradesiyle seçmesi değil, suç oranlarının azalmasıydı zaten, kısmen de başarılı oldular.
Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz, mesela…
Bir lise öğrencisinin yaşadığı içsel bunalımları konu alan mid seviyede bir gençlik romanı. Okumamak insana bir şey kaybettirmez ancak 50'ler Amerika'sında kendini bulmaya çalışan bir lise öğrencisi Holden Caulfield'in perspektifinden dünyayı görmek istiyorsanız bir an önce kitabı okumalısınız.