başkalarına karşı, kendime olduğumdan çok daha sabırlıyım ve başkalarının iyi yönlerini, kendiminkilerden çok daha kolayca ortaya çıkarıyorum. ben böyleyim işte. kısacası bir kibritin kibrit sürtme yerine benziyorum.
“bilmiyorum, bazen yüreğimde sert bir kabuk olduğunu düşünüyorum. hiçbir şey o kabuğun içine giremiyor sanki. birini gerçekten sevebileceğimden şüphe duyuyorum.” dedim.
her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum
bizim oluşturduğumuz biçimiyle “toplum”da bana yer olmayacak, “toplum” bana bir yer veremeyecek; ama yağmurunu suçlu suçsuz herkesin üzerine fark gözetmeden yağdıran doğada, saklanabileceğim kaya yarıkları, sessizliğinde gönlümce ağlayabileceğim gizli vadiler olacak. doğa, karanlıkta sendelemeden yürüyebilmem için geceye yıldızlar asacak, kimse beni izleyip incitmesin diye rüzgarı ayak izlerinin üstüne salacak; beni görkemli sularla yıkayıp temizleyecek, acı otlarıyla iyileştirecek.