Erilin İçindeki Dişil
7/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:34
Bugün sizlerle psikiyatrist Carl Gustav Jung'un Maskülen eserini paylaşacağım. Kitabın kapağında yer alan "Erilliğin Farklı Yüzleri" tanımlaması görünenin çok ötesinde cinsiyet dinamiğini vurgulamakta. Evvela Jung'ı daha iyi anlamak adına geliştirmiş olduğu iki önemli teoriden söz edeceğim. İlki bilinç ve bilinçdışı kavramları. Freud'un aksine bilinçaltının değil bilinçdışının karakteri şekillendirdiğen söz ediyor. Bilinçdışının bu kadar önemli olmasının nedeni kolektif ve kişisel bilinçdışı diye iki ayrılması ki analitik psikolojideki dört arketiple bağlantılı; persona, gölge, anima/animus ve benlik. İşte maskülenin temellendirildiği kısım ise anima/animus. Anima; erkeğin bilinçdışındaki dişil yönü animus ise kadının bilinçdışındaki eril yönü temsil ediyor. Jung her ne kadar kitap animaya atıf yapsada iki kavram birbirinden ayrı ele alınmadığından animusu da değerlendirmeye dahil etmiş. Anne rahminden ayrılan bir erkek çocuğun ergenlik dönemine kadar kişisel bilinçdışındaki dişil yön, ergenlikle beraber dinamik bir eril rol modelle eril dünyanın toprağına ayak basıyor. Dikkat ederseniz dinamik bir eril rol model dedim. Çünkü kitapta boyunca incelenen vakalarda erkek hastaların çoğu böylesi bir rol modelden mauf bir şekilde büyümüş. İster istemez ergenlikle birlikte erilleşmeyen dişil yön hastanın ruhi dünyasını etkiliyor. Ergenliğin bu kadar önemli olmasının sebebi ise erkeklik hormonunun aktive olmasından sonra dişil yönün hastanın bilincini ve benliğini alt üst etmesi. Öyle ki ortaya çıkan bedensel değişimler varoluşu beden üzerinden sorgulamaya götürse de temel sağlam olmadığından hasta cinsel ilişkiler içerisindeki deneyimlerden hareketle -bilinçsizce- eril bir yönü bulmaya gayret ediyor. Jung genç yetişkinlik yılları ve yaşlılık dönemleri de bu mercek altında
MaskülenCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 2016436 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:40
Tuğba Eray Biber'in Sorularla Birinci Dünya Savaşı Tarihi adlı kitabı, Birinci Dünya Savaşı'nı soru-cevap yöntemiyle ele alarak okuyucuya bilgiler sunmaktadır. Kitap, savaşın nedenleri, gelişimi ve sonuçlarını anlaşılır bir düzen içerisinde aktarmayı amaçlamaktadır. Kitabı okurken bazı bölümleri anlamakta zorlandım. Kullanılan dil çok süslü veya karmaşık olmamasına rağmen, tarihî olayların yoğunluğu ve anlatılan konuların derinliği metni zaman zaman ağırlaştırıyordu. Özellikle siyasi gelişmeler ve devletler arasındaki ilişkilerin anlatıldığı kısımlar dikkatli okumayı gerektiriyordu. Buna rağmen kitap, Birinci Dünya Savaşı hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okuyucular için faydalı bir kaynak niteliğindedir.
Sorularla I. Dünya Savaşı TarihiTuğba Eray Biber · Yeditepe Yayınları · 20248 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·240 syf.··
2026 6. kitabı
Sevmekle sevmemek arasında kaldığım bir kitap oldu. Hikaye beni içine alarak çok güzel başlasa da ortalarına doğru nedense okuma isteğimi kaybettim, biraz zor ilerledim. Bu arada gerçek bir hayat hikayesi beklentisiyle başlayacak olanlar varsa baştan uyarayım; bence kitabın %90'ı kurmaca. Beklentiyi ona göre ayarlamakta fayda var.
Ben Tituba Salem'in Kara CadısıMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 2021226 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,403 okunma
9/10
·496 syf.··
2026 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:37
Selamlarrr Bugün sizlere serinin son kitabı olan Kül ve Keder Çağı ile geldim. Bu seri için, size geçtiği evreni doyasıya yaşatacak bir seri diyebilirim. Seriyi çok sevsem de final kitabında biraz kalbim buruk Hem kitabın bitmiş olması hem de kitapta yaşanan büyük hezimet ben yaşamışım gibi derinden sarstı beni diyebilirim İkinci kitabın sonunda işler hiçte umduğumuz gibi gitmez ve Gizliman denen yer karakterlerimize yuva ve özgürlük olacak diye beklerken bir anda Giz adı altında böbürlenen kişilerin kurduğu oyunla yüzyüze geliriz. Bir mağarada canlı canlı verilen kurbanlardan, sağ çıkanlar statü alarak halk içine karışacaktır. Ve bu kanlı oyundan bizim ekibimizden sadece Dante, Hodbin ve Arm kurtulur. (Ya da öyle gösterilir diyelim) Gizliman'ın zengin halkının yanı sıra hiçlerden oluşan ve bağımsızlıklarını ilan etmiş bir kesimle karşılaşmıştık ikinci kitabın sonunda. İsimsizler.. Aspen, Lunu ve Beau' yu onlarla bırakmak zorunda kallan Dante' yi zorlu mücadeleler beklemektedir. Zira Giz'lerin içine sızıp İsimsizler'e haber uçuracaktır. Ama daha haber uçurmaya kalmadan ortalık yangın yerine dönüyor desek yeridir. Bir anda patlamaya hazırlanan yanardağ hem Giz'leri, hem Hiçl'eri hem de İsimsizler'i bir savaş haline sokar. Ciddi anlamda bu sahneleri okurken kanın gövdeyi götürdüğüne çok net şahit oluyorsunuz. Ama ne yalan söyleyeyim iki kitap boyunca bu sahneleri de bekledim ben artık şu haksızlıklar bir devrilsin dedim ya ve işte biz bu kitapta bunu dibine kadar yaşadık. Serinin ilk iki kitabında olduğu gibi hiçbir şekilde dinamizmi dinmedi. Bu seride benim kanayan yaram Beau oldu. Açıkçası ben yazarın ona böyle bir son biçmesini beklemiyordum. İnanılmaz kalbim kırık çünkü kitabın en başından beri ben Dante ve Beau ikilisini çok sevmiştim. (neden yarım kaldık,
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202663 okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma