Vur Emri
Bir haber dolaşır semada pul pul Kılınçlar bilensin, akın var Çin'e. Yiğitler at sürer düşman içine Tarihe hükmeden bir ses duyulur: -Vur! TÜRKLÜK aşkına vur! Yüklenir bir ülke oymak ve avul, Sel olur ordular, batıya akar. Uçar elden ele bozkurtlu bayraklar. Emreder bir başbuğ, sade ve vakur: -Vur! BAYRAK aşkına vur! Karışır top sesi, nal sesi, davul...' Çağdan çağa çığır açar gemiler. Bir hakan atını denize sürer Ve der ki: "Yıkılsın Bizans'ı koruyan sur." -Vur! FETİH aşkına vur! Parçalanmak istenir bir ülke, Anadolu' dur: Şahlanır bir anda bin yıllık hınçlar. Eser poyraz gibi eğri kılınçlar, Kütahya düzünde kelle savrulur. .. -Vur! TOPRAK aşkına vur! Ya ... İşte tarihin böyledir oğul! Geçmişten hız alsın geleceğin de ... Göster Türklüğünü tunç bileğinle! Bu dine, bu ırka ve bu toprağa Sataşmak isterse herhangi gavur: -Vur! ALLAH aşkına vur!
Kadim Yayınları
Hz. Muhammed'in(s.a.v) tüm Kur'an'ı yazabilmesi için lazım olan eserlerin sadece isimlerinin yazılı olduğu bir liste yirmidört sayfa tutmaktadır
Sayfa 446 - insan yayınları·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"EĞİTİMDE REFORM HER ŞEYDEN ÖNCE ÖĞRETMENIN KAFASINDA BAŞLAR" Bence, sayfalar dolusu anlatılabilecek bir eğitim sistemi sadece bir cümleyle ancak bu kadar net anlatılabilirdi. İşte öğretmenin vazifesinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu ifade eden bu sözünü her öğretmenler odasının duvarında görmek dileğiyle... Söz iyi de ya çözüm? İşte dünyada ilk örnek Köy Enstitüleri. Ve Milli Eğitimin nasıl olması gerektiğine her yüzyıl ve her dönem için geçerli önerisi: Atatürk 1923'te Eskişehir'de yaptığı bir toplantıda geleneksel eğitimi şöyle eleştirir: "Bundan önce her milli eğitim bakanının birer programı vardı. Memleketin eğitiminde çeşitli programların uygulanması yüzünden öğretim ber-bat hale geldi. Efendiler! Bu seyahatim sırasında görüştüğüm 25 yıllık bir milli eğitim müdürü memleketin çeşitli yerlerini dolaşmış. Dediğine göre, birbirine zıt birçok programlar almış, uygulamış ve uygulattırmış. Çünkü hükümetin başına gelen her bakan kendine göre bir program yapıyor, onu uygulatıyor. Bir müddet sonra başka bir bakan geliyor, onu beğenmiyor, başka bir program uygulatıyordu. Bu ne gaflet! Eğitimimizin amacı kendini, hayatı bilmeyen, her konuda yüzeysel bilgi sahibi, tüketici insan yetiştirmek olmuştur. Bütün bu uygulama ve programlar ne veriyordu. Çok bilmiş, çok öğrenmiş birtakım insanlar. Amma neyi bilmiş, efendiler! Birtakım teorileri, birtakım nazariyatı sadece ezberlemiş kişiler. Amma neyi bilmemiş efendiler! Kendini bilmemiş, yaşamak için lazım gelen hiçbir şeyi bilmemiş ve aç kalmış insanlar. İşte bu devamlı program değişmesinin uğursuz neticesi olarak denilebilir ki; memlekette aydın olmak demek çok okumuş olmak demektir. Sefalete ve fakirliğe mahkûm olmak demektir. Bundan sonra eğitimde izlenecek yol her an değişmeyen, belirli çizgisi olan eğitimdir. Bu eğitimden
Sayfa 226·Kitabı okuyor
Ashab'ın münakaşa adabı
(1223) Bu rivayet, birkısım meselelerde Ashab'ın kendi aralarında münakaşa ettiklerini gösterdiği gibi, münakaşa âdablarını da göstermektedir: Meseleyi, nassa başvurarak tahkik ediyorlar, nass ortaya çıkınca kendi fikirlerinden vazgeçiyorlar.
Sayfa 346 - 5. Cilt Nass: Kur'ân-ı Kerim ve sünnet
5-6-7-8- Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. (102-Tekâsür) (30. Cüz-4. Hizb) Mealli Kur'an - 600
İşte bu Yakin ilmidir ilimlerin şahıdır.·Kitabı okuyor