Narsisizm sinemada!
Narsisizm sinemaya gittiğinde kendini evinde hissediyordur. Çünkü sinemanın tüm öğeleri; yaratanları ve ürünleri narsisizmle yoğruluyor...
“Hiç kimse” olmak zordur. Hiç kimse "bir şey" olmadan yaşamak istemez. Herkes bir şey olmak ister.
Çocukluktan itibaren insan evrenin merkezi olmak, fark edilmek, sevilmek, hayranlık duyulmak, beğenilmek, övülmek, seçilmiş olmak ve tapınılmak ister. Bu her çocuğun samimi gereksinimidir. Bu gereksinim canlının özüdür. Bu arzular anormal olamayacak kadar birey için baskındır.
Peki bunları arzulayan ve elde eden çocuk büyüyünce ne ister? Tabi ki bunların devamıdır arzusu. Ama çocukluk dönemi kadar arzularını naif bir şekilde ortaya koyamaz. O zaman çocuk büyüyünce kahraman olmak ister. Çünkü kahramanlar; fark edilmeyi, sevilmeyi, hayranlık duyulmayı, beğenilmeyi, övülmeyi ve tapınılmayı hak eder!
“Kendimi beyaz perdede görmek istiyorum”. Bu istek aslında tanınma ve görünür olma tutkusunun bir yansımasıdır. Tek başına görünmek isteği aslında sadece görünmektir. Görünmenin ne biçimde olacağını belirlemez. İçi boş bir imge yaratmaktır amaç.
TV’ye çıkanların başkalarına haber vermelerine benzer bir durumdur. "Bu akşam TV'deyim" beni seyretsene!". Ne söyleyeceğinin önemi yoktur o anda, amaç "seyredilmektir", yani "görünmektir".
Aynı durum Facebook içinde geçerli değil mi? "Bak ben buradayım, varım" demektir. Ne ilginçtir ki, Facebook'ta "beğen" düğmesi vardır. Bu seçenek aslında davranışlarımızın beğenmek ve beğenilmek üstüne kurulduğunun bir ispatıdır. "Benim beğendiklerim"i işaret eder kişi çevresine. Kendini yansıtır, görünür olur ve alkışı bekler...
Descartes'ın "düşünüyorum öyleyse varım" söylemi günümüz için "görünüyorum" öyleyse varım" biçimine evrilmiştir.
İnsanların temel fantezileri cinsel zaferler