Jules Verne, bilimkurgu ve macera edebiyatının öncüsü olmasının yanı sıra, bu erken dönem gotik ve felsefi öyküsünde okuru zamanın, kibrin ve ölümsüzlük arzusunun karanlık dehlizlerine fırlatıyor. Eser, Cenevre’nin en ünlü, adeta zanaatıyla büyüleyen saat ustası Zacharius’un, kendi kusursuz icatlarının arkasındaki gücün Tanrı değil, bizzat kendisi olduğuna inanmasıyla başlayan trajik düşüşünü konu alıyor.
Zacharius Usta, zamanı kontrol edebildiğini ve saatlerine adeta kendi ruhundan birer parça üflediğini düşünecek kadar büyük bir kibir sarmalına kapılır. Ancak bir gün, şehirdeki tüm saatleri esrarengiz bir şekilde aynı anda durmaya ve ne yaparsa yapsın tamir edilememeye başlar. Saatlerin durmasıyla birlikte usta da fiziksel olarak çökmeye, hayata tutunduğu o tıkırtılar kesildikçe ölüme yaklaşmaya başlar. Bu çaresizlik anında, zamanı ve ölümsüzlüğü elinde tuttuğunu iddia eden gizemli, tekinsiz ve adeta Şeytan'ı andıran bir figür olan Signor Pittonaccio ile yolları kesişir. Zacharius, ruhunu ve kızının geleceğini bu karanlık güçle pazarlık masasına sürmekle yüz yüze kalır.
Yazar, bu sarsıcı alegori üzerinden bilimin ve teknolojinin insanı Tanrılaştırma yanılgısını, doğanın yasalarına karşı gelen insanın uğrayacağı mutlak hüsranı ve zamanın acımasız ritmini işliyor.
*Zacharius Usta*; Faustvari bir temayı saat çarklarının, zembereklerin ve tıkırtıların arasına gizleyen; insan aklının sınırlarını, ölümlülüğün zarafetini ve zamanı durdurmaya çalışan insanın kendi yarattığı mekanik hapishanede nasıl yok olacağını fısıldayan, sarsıcı ve felsefi bir Jules Verne klasiğidir.