Ahmed Bîcân Eserleri
3. Müntehâ Tercümesi: Bu eser, Kitab-ül Müntehâ El-Müştehâ alel Füsûs adlı eserin serginin Türkçe'ye tercümesidir. Eserin aslı (Muhyiddîn Arabî)hazretlerinin Füsûs-ül -Hikem adlı eseridir. Bunu Ahmed-i Bîcan'ın ağabeyi Yazicızâde Muhammed şerhetmiştir. Arapça olan bu şairi de Ahmed Bîcan Türkçeye tercüme etmiştir. Eser 30 bölümdür. Peygamberlerin Aleyhisselam makamları, kıssalar, Mîrac, gaza etmek, Muhammed Aleyhisselam'ın gazaları, şehitlerin namazının kılınışı, kıyamet alametleri, cennet, cehennem, nebiler, veliler, güneşe göre vakit bulmak ,haftanın günleri, çeşitli surelerin tefsiri, Peygamber efendimizin vefatı, Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman, Hzi Ali, Hz Fatıma, Hz Hasan ve Hz Hüseyin'in vefatları, Peygamberimizin mübarek zevceleri gibi konular yer almıştır.
Şey' en lillâh nûr-u kübra Kiraz ağaçlarına Betül dedim; tırmanırken yâ Kebîr'im incindi. Şu özüm daralıyor; Özge, inşirâh-ı rubâîler gezdi. Kirpik uçlarımda Le Dernier Café, sars çift shot! Dostoyevski’nin magnolyalı canlardan geçip de insüline doymadığı demlerde, bir pasiflora değil misin? Kâriası ağarmış bir insana French Press ikrâm etsem; katlanır mıydı? Jean-Marie Guyau'lara amentü gibiydi;hû ricâsıyla. Kekeme lotuslara kokunu anımsat. Tuhafım ağrısa, didem madak arveles uzatır mıydı? Panna Cotta triyole, Panna Cotta triyole!
Reklam
rabbi hacer'i unutmadı. onun başına gelen sizinde başınıza gelecek, hiç umut kalmadığını gördüğünüz anda zemzem kuyusu çıkacak karşınıza.
Sayfa 292·Kitabı okuyor
Şiir: Allah'ın gayrısına yaptıkları ibadet batıldır. Batılı seçene yazıklar olsun.
Sayfa 16 - Kitap Kalbi Yayıncılık - İstanbul - 2019 - 2.cilt (76-114 Mektuplar)
Tasavvuf
MEVLEVÎLİK ve MÛSİKÎ...
(...) Müzik, ruha en yakın, en çabuk tesir eden sanat olmanın yanında, ruhun iyi veya kötü yönde muvazenesini de belirten bir sanattır; ruhun gelişmelerinden etkilenir ve ruhun gelişmelerini etkiler. İlâhî bir yöne dönük olabildiği gibi, şeytanî bir yöne de dönük olabilir. İslâm tasavvufunda onun bu iki yönüne de dikkat çekilmiştir. Hazret-i Ebu Bekir’e bağlı “gizli zikir” yolunda, müziğe yer verilmemiş, ruhun inkılâbı için sessizlik ve dinginlik tercih edilmiştir. Nakşibendîler bu yoldadır… Hazret-i Ali’den gelen “açık zikir” yolunda ise, ruhun inkılâbına yardımcı bir unsur olarak güzel müziğe, nağmeye de yer verilmiştir. Mevlevîler bu yoldadır… Klâsik Türk müziğinin hemen bütün büyük hamlelerinin arkasında Mevlevîlik vardır. Fakat Mevlevîlik kendi içinde bozulunca Türk müziğinde de tereddî başlamış, nihayet Türk müziği İslâm tasavvufunun dışında, giderek ruhtan uzaklaşan, değer kaybeden bir macera yaşamıştır.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997, Feyyaz Aksakal imzasıyla) Müzik Zevki ve Cihad Şuuru Hakkında
Akademya Yazıları
Reklam
Reklam