“Here I am, a bundle of past recollections and future dreams, knotted up in a reasonably attractive bundle of flesh. I remember what this flesh has gone through; I dream of what it may go through.” ~ Sylvia Plath
İnsan yeterince uzun bakarsa, varlığını yutmaya talip olana bile kapılabiliyor. Kendini ona, onu kendine ait hissedip hücumunda teslimiyetçi erinçler bulabiliyor. Tanışıklığın sahtekar konforu bu.
Önce daha temel bir soru var: Travma nedir? Benim kullandığım anlamıyla "travma", içsel bir yaralanma, zor veya incitici olaylar nedeniyle benlik içinde kalıcı bir kopuş veya bölünmedir. Bu tanıma göre travma, öncelikle, başına gelen zor veya incitici olayların bir sonucu olarak birinin içinde gerçekleşen şeydir, olayların kendisi değildir. Ben "Travma sana olan şey değil, senin içinde olandır" şeklinde formüle ediyorum.