Komedya türüne uygun bir anlatım. Komedya akla çağrıştırdigi gibi komik olmak zorunda değildir. Dramatik ve acı verici hatta rahatsız edici olabilir. Tragedya soylular kahramanlar tanrılar arasındaki önemli meseleleri konu alir. Komedya ise gündelik yaşamdaki insanların günlük hayatları, kusurları zaafları vardır.
Mérimée yine çok güzel yazmış, Nurullah Ataç ise çok hoş çevirmiş. Toplamda 16 sahneden oluşuyor, komedya olduğu için mekan elbette kısıtlı ve başta karakterler tanıtılıyor.
Rahibe okulunda geçen bir olay, Dona Maria nin rahibe aşık olmasiyla basliyor. Sahnelenmek için yazıldığından iç çözümleme yok. Dona Maria bin bir kararsızlıkla Rahibe aşk mektubunu veriyor. O akşam yine o okuldan bir kız olan arkadaşı Dona Francisca nin da onu sevdiğini, rahiple gizli bir ilişkilerinin olduğunu öğrenir. Pişmanlık ve öfke duyar, Francisca ya onunla kaçmasını söyler ve para yardımı sunar. Baska bir sahne de Francisca Dona Maria nin odasına maria intihara hazırlandığı sırada girer. Zehirli limonatayi Francisca ya ikram eder, Francisca can çekişirken o da pişman olur. Mektebin kuyusuna atlamak için sahneden çıkar.
Mérimée okuması pek keyifli bir yazardır. İzlemek isterdim ama okuması da çok keyifliydi.
Öncelikle ben bunu niye okuyorum ki diye absürt bulacağınız rahatsız edici bir kitap olacaktır. Kitap size ahlaki güvence vermiyor. Kitabın olayı sadece olay. Tavsiyem şudur ki yazarı anlama eylemine
Kitabı daha yeni bitirmişken sıcağı sıcağına bahsetmek ne güzel ki hala burnumu siliyorum. Yoğun duygular yaşayabildiğim kitapları çok seviyorum ya da kendimden bir şey gördüğüm kitaplari. Her neyse, biricik bilinmeyen hanimimizin daha 13 yaşındayken başlayan masum aşkının yaşı ilerledikce nasıl gerçek ihtirasa belki takinti ve saplantıya dönüştüğünü görüyoruz. Kalbinin hatta aklının içinde kendisini asla tanımayan, daima kısa süreli bir macera olarak gören adama karşı olan sadakati var. Bu gecelerden birinden olan çocuklarının öldüğü gün gönderdiği bu mektupta yıllardır kendine sakladığı sırrı sonunda biricik aşkına anlatıyor.
Sonu yüzünden kalbimde acı bıraktığını söyleyebilirim. Kitabı okudum hissettim ama sşuan hakkında konusacak sözcüklerim, cümlelerim yok gibi. Karakterin kendinden üst kesime olan nefret, şehvet ve saygının birbirine harmanlanması. Biraz yasak aşk biraz unuttuğunu sandığın şeylerin yeniden alevlenebilmesi ve bazı hislerin üstünden 10 yıl geçtikten sonra bile ölmemesi... Çok klişe bir hikayeyi hiç klişe olmayan bir şekilde okumuş gibi hissettim ama yarım kalmışlığı hiç sevmem o yüzden Stefan Beyi mezarından kaldırıp devamını yazmasını rica etmeyi çok isterdim. Unutursam yine okurum dediğim bir kitaptı. Stefan
Bu kitabı okumayı dahi düşünmüyordum, talihsiz bir şekilde kitapta ne olduğu bana anlatılmıştı çünkü. Ama kitaplar sadece içindeki olay örgüsü için okunmazdı bu yüzden sonunu bilip bilmememin okumama