Geçmiş geçmek bilmiyor. Ah be İbrahim, bunu kendine dedi, sesli söyledi, ah be İbrahim, dedi, ne oldun sen böyle diyecekti ama kendi sesini duyunca kendisinin sesini duyduğunu anlayıp kendisinden utandı. Bana ne oldu?
#okudumbitti
Dili açık ve anlaşılırdı. Yabancı bir yazar tarafından yazıldığı için zaman zaman yabancı filozof, yazar ve düşünürlere değinilmiş, ekonomi ve finans ile ilgili terimlere yer verilmişti. Bu durum kitabı biraz ağırlaştırmıştı.
Ben genel anlamda kişisel gelişim okumayan bir insan olarak, felsefeyle karışık bu kişisel gelişim kitabını okumakta bayağı zorlandım. Bunun bir nedeni de kitabın hem büyük hemde 443 sayfa olmasıydı. Grup okuması yaptığımız için kısa sürede okumaya çalışmam olayı iyice sıkıcı hale getirdi. Son 100 sayfası kalmıştı anca bitirebildim.
Yazarın anlattığı durumları tam anlamıyla hayatımıza uygulamamız mümkün değil. Tüm anlatılanlardan kendimize pay çıkarıp faydalanabileceğimiz kısımlar elbette var fakat genel anlamda herkese hitap eden düşünceler değil. Bana hitap etmiyor lakin çok seven kişiler de olabilir, buna şaşırmam.
Tüm sosyal ayrımcılıkların, bin yıldır süren savaşların ve katliamların mazereti sayılan insanlar arasındaki tüm bölünmelerin, ırksal ve dini farklılıklarla beraber, bir çok rollerin eriyen maskeler gibi gözümün önünde çözüldüğünü gördüm.
Bazen toplumda çok mükemmel davranışlar sergileyen içi sevgi ve merhamet dolu insanlarla karşılaşırız, bu insanlar bu davranışlarını bir hayvana yada bir insana sergilemiş olabilir. Biz bundan her hangi bir menfaat elde etmediğimiz halde bu güzel davranışa duyduğumuz özlem sebebiyle göz yaşlarına boğulabilir, üstelik nesli tükenmekte olan çok güzel bir hayvanı görmüşçesine mutluluk duyabiliriz.
Birde kalbinin güzelliğine ömrünüzü verebileceğiniz insanın kalbinin damağınızı acıtacak kadar kötü olduğunu görme hissi vardır. Bu his insanı hayret ve azap ile doldurur. Tüm kötülüklerin aldanma heybesi içinde servis edildiği bir azap.