Ender rastlanan kalitede kurgu ve sağlam tarihi temeller üzerine kurulmuş, usta bir mimar tarafından insanın zihninde tuğla tuğla örülen olaylar silsilesi. Arif Ergin ile sıcağı sıcağına 2. buluşma, ilk kitabı Tekvin’i bitirdikten sonra ara vermeden hemen Gizlenen’e geçtik, Tekvin’de yer alan karakterler, isimler, mekanlar, olaylar, arka plan daha etkisini yitirmeden yeni bir maceraya yelken açtık. Bu yönüyle zamanlama manidar oldu diyebiliriz ki, kitabı okumayı düşünenlere öncelikle yazarın ilk kitabı Tekvin’den başlayarak ara vermeden Gizlenen’e geçmelerini tavsiye ediyorum.
Yazarın ilk kitabı Tekvin konu olarak tarihi-gizem-polisiye kurgu eksininde akarken, Gizlenen’de ise daha çok tarihi-politik kurgu yönü ağırlığını hissettirdi. Bir çok yorumcu kitapların Dan Brown tarzında yazıldığını zaten belirtmiş, ancak, ben buna ek olarak iki romanda da Umberto ECO’nun Faucault Sarkacı adlı eserinin izlerini ciddi şekilde hissettim. Dan Brown’un romanlarında da tarihsel gerçeklikler ve kurgu bakımından (her ne kadar kendisi kabul etmese de) Sarkaç’ın etkisi yadsınımaz.
Kitaba dönecek olursak, Arif Ergin, araştırma gerektiren tarihsel gerçeklikler eşliğinde kitap boyunca tempoyu bir an düşürmüyor, sonlara doğru çarklar daha da hızlı dönmeye başlıyor. Roman boyunca, İstanbul’un kadim geçmişi, antik yapılar, Mimar Sinan eserleri, Hristiyanlık tarihi, Ortodoks Katolik ayrılığı, medeniyetler çatışması, yapay zeka, matematik gibi bir çok bilgi, yazarın araştırma becerisi ile harmanlanarak hikayeye eşlik ediyor.
Son tahlilde; içinde inceden inceye oto-sansürün de hissedildiği, “bu kadarını ben yazabiliyorum, gerisini sen anla” şeklinde boşlukları doldurmak için okuyucunun zihinlerine pay bırakmayı ihmal etmeyen, okumaya değer, sürükleyici ve okumaktan tat almayı bilenlere