10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:51
"Her şey bir günlüktür hem hatırlayan hem hatırlanan..." John Steinbeck ~ Cennetin Doğusu 10/10 Steinbeck’in kalemi hakkında ne söylesem eksik kalacak gibi. İnsanın iç dünyasını görünür kılabilen nadir yazarlardan biri. Onunla birlikte yaşayan, nefes alan bir dünyanın içine girersiniz. Mekânlar, duygular ve karakterler arasındaki denge, hikâyeyi bir roman olmaktan çıkarıp yaşayan bir hafızaya dönüştürür. Cennetin Doğusu, yüzeyde iki ailenin kuşaklar boyunca süren hikâyesi gibi görünse de aslında tek bir sorunun etrafında döner: İnsan iyiliği ve kötülüğü ne kadar seçer, ne kadar taşır? Romanın merkezindeki en güçlü kavram “Timshel”dir. İbranice kökenli bu kelime “sen seçebilirsin” anlamına gelir. Steinbeck, kaderin mutlak olmadığını; insanın, her şeye rağmen seçim yapabilme özgürlüğüne sahip olduğunu hatırlatır. Roman boyunca “kalıtım mı, seçim mi?” sorusu canlı kalır. Bir yanda sevgisizlikle şekillenen hayatlar, diğer yanda bu döngüyü kırma çabası… Steinbeck hiçbir karakteri mutlak iyi ya da kötü bırakmaz. Tek istisna Cathy’dir. O, kötülüğün yalnızca bir sonuç değil, bilinçli bir tercih de olabileceğini gösteren rahatsız edici bir figürdür. Adam’ın kırılganlığı, Samuel’in bilgeliği ve özellikle Lee’nin düşünsel derinliği romanın omurgasını kurar. Lee, hikâyenin vicdanıdır; insan doğasına dair sorgulamaları kişisel bir hikâyeden çıkarıp evrensel bir soruya dönüştürür. İnsan geçmişinden kaçamaz, ama ona teslim olmak zorunda da değildir. Geçmiş şekillendirir; son sözü ise seçim söyler. "İnsanlar yılanlardan daha zehirlidir." (214) "Nefret tek başına yaşayamaz. Onu tetikleyecek, dürtecek ya da uyaracak bir sevgiye ihtiyacı vardır." (544) "Bütün üstün ve değerli şeyler aynı derecede yalnızdır." (568) . . .
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:00
#okudumbitti#essenilerinöğretileri 1947 yılında Kumran çölünde bir mağarada 2 bin yıllık İbranice, Aramice ve Yunanca el yazmaları bulunur. Bunlar “Ölü Deniz Yazmaları”dır. Bu yazmalarda Esseni topluluğunun yaşam biçimi, inanışları, günlük rutinleri aktarılmıştır. Essenîler M.Ö 2. ve M.S 1 yüzyılda yaşamıştır. Münzevi ,günlük ibadetlerini aksatmadan yaşayan ,sabah ayinleri yapan ve doğayla barışık yaşayan bir topluluktur. Vakitlerinin çoğunu eski yazılar,ilim,şifa, astronomi ve özel bilgi dallarını öğrenerek geçirmişlerdir. Ayrıca Essenileri için oldukça önemi olan Hayat Ağacı on dört pozitif gücü temsil etmekte yedisi semavi ve kozmik, yedisi de dünyasal veya gezegensel güçleri temsil etmekteydi. Hayat Ağacı’nın her bir kökü gücü ve kudreti temsil etmekteydi. Ağaç ile temsil edilen meleklerle irtibata kurmaktaydılar ve Melek lisanını biliyorlardı . Essenilerin her gün sabah ve akşam olmak üzere uyguladıkları “İrtibat Ayinleri” ile hem dünya, doğa ve kozmik enerjiyle birleşiyor hem de canlı fiziksel güç olarak ruhun tekamülü yolunda çalışmalar yapmışlardır. Essenîler için uyum,huzur (barış) demektir. Onlar için insan bedeni (fizik beden), bir duygu bedeni(astral beden), bir de düşünce bedeni (metal beden) olmak üzere üç beden olduğuna inanırlardı. Essenilere göre beden yüz binlerce yıldır tekamül eden faal bedende yaşam ve kozmosun bütün kanunları tezahür etmektedir. İnsanın üç rolü; Birincisi kişinin tekamülü, ikincisi yaşadığı gezegene karşı işlevi ve üçüncüsü de kozmosun bir birimi olarak amacını içermektedir. Essenilerin Yedi Kollu Barışı onların iç öğretilerinin özetini oluşturur. Beden ile Barışma, Zihin ile Barışma, Aile ile Barışma, İnsanlık ile Barışma, Kültür ile Barışma ,Dünyevi Ana’nın Krallığı ile Barışma, Semavi Baba’nın Krallığı ile
1000Kitap
Enok'tan Ölüdeniz Yazmaları'na Dek Essenilerin ÖğretileriEdmond Bordeaux Szekely · Hermes Yayınları · 20249 okunma
Reklam
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
Holokost edebiyatı okumayı, hissettirdiği o ağır ve derin acıya rağmen çok seviyorum. Hele bir de anlatılanlar sadece kurgudan ibaret değilse; arkasında gerçek bir yaşam öyküsü, bir otobiyografi saklıysa... O zaman kitabın bendeki etkisi katbekat daha sarsıcı oluyor. Aharon Appelfeld’in Hüznün Kıyısına romanını bitirdiğimden beri kitabı elimden bırakıp kapağına bakıyorum uzun uzun. 17 yaşındaki anlatıcımız Edmund, aslında yazarın kendi gençliğinin, kendi anılarının ta kendisi... İşte bu yüzden romandaki her bir kelime, her bir nefes o kadar gerçek ki, okurken insanın kalbi acıyor. Ukrayna ormanlarının o dondurucu soğuğunda, ölümün nefesini enselerinde hissederek hayatta kalmaya çalışan bir avuç insan... Ama bu karanlığın içinde beni en çok ne etkiledi biliyor musunuz? Yaşanan tüm vahşete, o dipsiz hüzne rağmen içeriden yükselen o cılız ama inatçı umut... Kitaptaki her bir karakter sanki insanlığın unuttuğu bir duyguyu tek başına sırtlanmış gibiydi. İnancın sembolü olan o unutulmaz komutan Kamil... Konuşamayan küçücük bir çocuk olan ve sığındığı adamı babası belleyen Milio; o bizim umudumuzdu işte. Ve o zorbalığın ortasında onlara yemekler pişiren, kıyafetlerini onaran yaşlı nine... O da şefkatin, şefkatle sarıp sarmalamanın resmiydi adeta. Her biri içimizde ayrı bir duyguyu tutuşturdu. Şimdi dönüp tekrar kapağa bakıyorum... Gri, puslu, o Ukrayna ormanlarının dondurucu havasını yansıtan bir görsel. Arkada beliren asker figürleri... Ama dikkatli bakınca bir detay var ki insanı ağlatacak kadar güzel: Kenarda hafifçe yeşermeye başlamış o dal... Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın insanın içindeki o umudun hep yeşerebileceğini hatırlatıyor bize. Gerçek bir acının içinden süzülüp gelen, ruha dokunacak muazzam bir yolculuk arayanların çok ama çok seveceği bir kitap
Hüznün KıyısınaAharon Appelfeld · Livera Yayınevi · 20238 okunma
8/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:51
Sürükleyici bir kurguyu soluksuz okudum. 12 bölümden oluşan kitap William Golding'in 1954 de kaleme aldığı ilk romanı. 12 bölümü bitirdiğimde bende oluşan izlenimi Mina Ungan "Sonsöz" bölümünde şöyle ifade etmiş; "Belirli koşullar altında yetişkinler böyle davranabilir, ama altı ile on iki yaş arasında küçük çocuklar, uygar dünyanın baskısından uzaklaşınca, nasıl böylesine vahşileşebilir, kan dökecek kadar acımasız olabilir diye düşünen birçok kişi, küçüklerde bile bu kadar korkunç bir biçimde belirdiğine göre, Sineklerin Tanrısı'nda kötülüğün insan yaratılışında doğuştan var olduğu görüşünün savunulduğu kanısına varıp dehşete kapılmıştır. Okuyucuların duydukları bu dehşeti doğal saymalı; çünkü çocukların tertemiz birer melek oldukları konusunda, yanlış olduğu kadar da yaygın bir inanç vardır. Oysa kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduğunu bilirler. İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüler vardır... " "Sineklerin Tanrısı" İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap'taki İbranice adı.. Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub olduğu için de William Golding kitabına bu adı vermiş. Keyifli okumalar...
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 50. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:21
Bir toplumun değişimi için inanmış, azimli ve en önemlisi kendi hakikatine ikna olmuş bir insan bazen yeterli olabilir. Malcolm X'in dediği gibi: “Uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter.” Taha Kılınç, Dil ve İşgal adlı eserinde Ben Yehuda'nın hayatını anlatıyor. Ben Yehuda'nın da uğruna mücadele ettiği büyük bir ideali vardır: İbraniceyi yeniden günlük hayatta kullanılan, canlı bir dil hâline getirmek. O dönemde İbranice yalnızca ibadetlerde ve Tevrat okunurken kullanılıyor; günlük yaşamda konuşulması ise yanlış kabul ediliyordu. Ancak Ben Yehuda, yerleşmiş kabulleri değiştirmeye kararlıdır. Şartlar ne kadar zor görünürse görünsün, çevresindekiler bunun imkânsız olduğunu söylese de o, olumsuzluklara takılıp kalmaz. Üzerine düşen mücadeleyi sonuna kadar sürdürür. Şartlar ne olursa olsun, hakikat olarak gördüğü ideale odaklanarak yaşamını şekillendirir ve sonunda başarır. Elbette Ben Yehuda bir Yahudidir ve bugün Yahudilerin işlediği zulümler göz ardı edilemez. Ancak bu kitabı okurken amacımız, bir toplumun dönüşümünün nasıl gerçekleştiğini görmek ve bundan dersler çıkarmak olmalıdır. Çünkü bazen farklı dünya görüşlerine sahip insanların hayat mücadeleleri de bize önemli tecrübeler sunabilir. Kitabın bana hatırlattığı en önemli şeylerden biri, bahanelere sığınmadan doğrularımızın peşinden gitmemiz gerektiğidir. Pes etmeden hakikatimize doğru yürümeli, inandığımız değerler uğruna mücadele etmeliyiz. Toplumda köklü değişimler oluşturmak istiyorsak işe tepeden değil, tabandan başlamalıyız. Eğitime gereken önemi vermeli, geleceğimizin teminatı olan gençleri bilinçli ve donanımlı bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Çünkü nesil değişirse toplum da değişir. Aksi hâlde ortaya konulan çabalar, sloganlardan öteye geçemez.
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,079 okunma
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Enok İdris olarak karşımıza çıkıyor bilgi onunla var oldu ilk kitabı yazan kişi Bize tanıtılan İdris ilk terziliği yapan ilk dikiş diken ilk kalemle yazı yazan kumaşı bulan ve astronomi matematik ilimlerinde öncülük yapan kişidir. yaşadığı toplum kabilin soyundan gelmişti ve yoldan sapmıştı kendine 30 sayfa verildi melekler ona ziyarete gelirdi ve o semaya kaldırıldı yani göğe yükseldi İdris’in vefat etmediği diri olarak göğe yükseldiği yazılmıştır. Enok’ un soyu : Ademin oğlu şit/oğlu enoş/oğlu kenan/oğlu mahalalel/oğlu yeret/oğlu enok/oğlu metuşallah/oğlu lemek /oğlu nuh Apokrif : Saklı gizli anlamına gelir zamanla okunmaması anlamı taşımaya başlamıştır. Yunancadan gelmektedir. Protestanlar kullanır. Deuterokanonik: katolikler apokrif yerine bu kelimeyi kullanır. Enok’un kitabı bir defada yazılmayıp değişime uğradığı ve birkaç yazar tarafından eklemeler yapıldığıdır. Gözcüler bölümü mö 300 yıllarına giderken diğer bölümler mö.1yy kadar tarihlenir ve yunanca nüshaları bilinmekle birlikte orijinali Aramice olduğu düşünülmektedir. 1773 yılında İskoç araştırmacı ve mason James Bruce Habeşistan’a gitmiş ve bir manastırda saklanmış kitabın 3 nüshasını bulmuştur.1821 yılında ibranice profesörü Richard Laurence tarafından İngilizceye tercüme edilmiştir. 1947 yılında yazmalar bir çoban tarafından ölü deniz kıyısında Kumran’da bir mağarada rastlantısal olarak bulunmuş ve Enok’un kitabını varlığını tam olarak ispatlamıştır. Bu yazmalar Kudüs Üniversitesi tarafından araştırılmış 1958 yılına kadar süren çalışmalarda bir çok yazmanın yanı sıra arkeolojik bulgulara da rastlanmıştır.10 yıl ve 11 mağarada 800 kadar yazman ve bir çok parça bulunmuştur. Metinler deri.papirüs ve bakır üzerine yazılmıştır. dili İbranice Aramı ve yerli dilleridir. Esseni topluluğunun yazdığı
Peygamber Enok'un KitabıKolektif · Hermes Yayınları · 20201,139 okunma
Reklam
Reklam