Duygularım beni zehirliyor, bunu kimse bilmiyor. İyileştim dediğim anda yeniden kanımı bulandıran lanetli bir döngüye hapsoldum ve bu sonsuzluk çemberi ölümden daha zor. Zerre kadar duygu kalmasın isterdim her yandan kuşatılmış zayıf kalbimin içinde. Keşke bir karanlığın orta yerinde öylece unutulup kalsaydım. Beklenenden erken gelen misafir gibi kapıda beklerken ölüm, alelacele saçlarımı tarayıp güler yüzle buyur etseydim içeri. Oyalanmak için bir sebebim yoktu. Böylece hep genç kalsaydım, hep masum. Oysa şimdi kırık dökük yazgım var. Son birkaç gündür kendime ayni soruyu sorup duruyorum: Akşam vakti çalan bir kapıyı dalgınlıkla açmanın bedeli herkes için bu kadar ağır mıdır?
İçerisinde psikoterapi öyküleri barındıran kitap, birbirinden farklı kişilerin içsel yolculuğunu içeriyor. Bana kalırsa her terapistin okuması gereken bir roman. Bununla birlikte varoluşçu terapi yaklaşımını tekrar hatırlamama sebep olduğunu da eklemeliyim. Bakış açısınızı zenginleştirmek ve bazı bilgilerin terapi ortamında uygulanmasını görmek adına okumanızı tavsiye ederim.