SES ÇIKARAN GÜMÜŞ KASE MÖ 6. yüzyılın sonları (Geç Lidya – Erken Pers egemenliği dönemi).İkiztepe Tümülüsü, Uşak yakınları,Uşak Arkeoloji Müzesi.Gümüş. “Ses Çıkaran Kâse “Yarım küre şeklinde dövülmüş bir kâse. Gövde çevresine yerleştirilmiş yaklaşık 18 adet sakallı erkek başı kabartması bulunur. Sakallar ve saçlar stilize edilmiştir. Bu eser sıradan bir kap değildir. Kabartmalı başların içinde küçük boşluklar bulunur ve bu boşluklara küçük bronz veya metal tanecikler yerleştirilmiştir. Kâse eğildiğinde veya sallandığında: hafif bir hışırtı,çıngırak benzeri bir tını, ya da yumuşak bir çınlama sesi oluşturur. Ustanın buradaki dehası, çift katmanlı veya gizli bölmeli karmaşık bir döküm yerine, repousse (çekiçleme/çökertme) tekniğini son derece kontrollü kullanmasında yatar. Gövde dışına doğru dövülerek kabartılan sakallı erkek başlarının arkasında oluşan boşluklar (negatif alanlar), kâsenin iç kısmından gümüş levhalarla kapatılarak küçük odacıklara dönüştürülmüştür. İçine hapsedilen metal bilyelerin çıkardığı ses, sıradan bir çıngıraktan ziyade, ritüel esnasında kutsal sıvının dökülmesine eşlik eden kontrollü bir tını üretmek üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle bazı araştırmacılar onu bir tür “rattle bowl” (çıngıraklı kâse) veya ritüel amaçlı ses çıkaran kap olarak değerlendirmektedir. Böyle bir özellik, Antik Anadolu metal işçiliğinin teknik açıdan ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir. Kabartmalardaki erkek yüzleri: bıyıklı ve uzun sakallıdır, saçlar perçemler halinde işlenmiştir, Yakın Doğu ve Akhamenid (Pers) sanatının etkilerini taşır, Lidya geleneği ile Pers üslubunun birleşimini yansıtır. Bu kâse, Lidyalı ustaların metal işçiliğinde ulaştıkları yüksek seviyeyi gösteren en dikkat çekici eserlerden biri kabul edilir. Ayrıca ses çıkarma özelliği nedeniyle
İçim yanıyor sustuklarım çoğaldığı için. Dışım üşüyor yanımda kimseyi hissedemediğim için..
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ama yine de dertleşmeye ihtiyaç duyuyor insan..
“Dertleşmek” ne kötü bir kelime… Dert alışverişi gibi… “Benim dertlerim doldu taştı, birazını da sen al.” der gibi…
Duygular
Sayıklamalar VI, VII - Bir Çevrim Tamamlandı Şimdi
Farklı zamanlarda aynı frekansta... Farklı zamanlarda, sen bana, ben sana... Döner misin? O nehir benimle dolar mı yeniden, döktüğün yaşları sana teslim etsem gözlerimden. Ben henüz gencim, yalan değil ya Büyüklük sende, affetsen? Hastayım ben, konuştukça zihnim. Sussam, bu kez en az senin kadar. Fakat ben yine de çılgınlığımın doruğundayken hele bedenimle var olmaktayken saçıma kıymanın fevkalede ötesindeyim. Sınırlarım yoksa ve korkmuyorsam ölümlerden böyle kabul etsen Renkler benden vazgeçecek diye endişeliyim Biran önce gel sen ... artık ulaşmıyormuş,
Garip bir şekilde hayal kırıklığı hissettim. Her Şey İçin Teşekkürler Tommy Wallach
Duygu ve Düşünce
En çok da yalnız ağlamayı öğretiyor ..
Edebiyat

Murat

@murat1k
·
Hüznü çok yakıştırırım kalbe. İnsana olgunluk katıyor ve bi boş vermişlik. Kibir yok oluyor bir anda, tevekkülü artıyor insanın. Durgun ve dingin bir hal alıyor sonra. Kafanın içinde daha ciddi muhasebeler yapıyorsun. Daha özenli bakıyorsun gökyüzüne. Normalleşmiyor yıldızlar. Anlam yükleniyor her şeye. Herbir canlıya merhametle bakıyorsun. Hüzün insanlaştırıyor insanı. Kendi omzundan öpmeyi öğreniyor insan, kendi sırtını sıvazlamayı. ✍️ Murat
1000Kitap