Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018869 okunma
Aşk böyle bir şey mi ?
9/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Uğultulu Tepeler Aşk böyle bir şey mi ? Sorusunu sorduran ve hayır, hayır, hayır bu sadece aşk kisveti altında psikolojisi gerçekten bozuk iki insanın duygularının ve duygularının sebep olduğu davranışlarının anlatıldığı bir hikaye diye düşünüyorum. Zaten klasiklere girmiş bir kitap olduğunu için sana konusunu anlatmama gerek yok rahatlıkla bulabilirsin her yerde aynı şeyler yazıyor, ben düşüncelerimi paylaşacağım. Maksadım eleştirmek değil, bir klasik için bunu yapamam zaten . Kitabın bir dönem havası var ve insanlardan uzak bir yerde yaşayan ailelerin üzerinden bir anlatım diyebiliriz. Karakterler gerek iç konuşmalarında gerek karşılıklı konuşmalarında duygular üzerinden çok fazla konuşuyorlar yani sıradan bir konuşma gibi değil de devamlı belli bir duygu üzerinden yapılıyor diyebilirim. Kitapta ufak bir kasvet havası da yok değil. Bu kitabı kışın ya da yağmurlu bir zamanda okumanızın daha güzel olacağını da düşünüyorum ayrıca. Kitapta bencil bir kadın karakter var. Adı Catherine. Tüm dünya benim üzerime titresin, ben ne dersem ve ne istersem o olsun, herkes bana aşık olsun , benden başkası tercih edilmesin sakın edilirse kendimi parçalarım, hasta olurum diye düşünen tuhaf bir karakter. Bana duygusu hiç geçmedi açıkçası. Çoğu sahnesinde göz devirerek okudum iç sesim de pek sevmemiş olacak ki pek susmadı Hele bir de bizim Heatchliff diye bir de erkek karakterimiz var . Ondan başlarda çok ümitliydim ve kitap boyunca o da büyüdü yaş olarak ve hep o kalbi kırık çocuğun onun içinde bir yerlerde olduğunu ve bir şekilde aslında onun yumuşak biri olabileceğini düşündüm, istedim desem daha yerinde olur belki de. Ama intikam hırsı onu dünyanın en kötü insanı yaptı ve şunu da göstermiş oluyor bize yazar burada aslında, ne olursa olsun hayat seçimlerimizden ibaret ve buna
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
Reklam
Büyük Adımlar ve Küçük Şeyler
6/10
·72 syf.··
2023 12. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2023 18:48
Küçük Şeyler, Samipaşazade Sezai’nin döneminin geleneksel anlatım biçimlerinden farklı olarak Batı edebiyatından esinlenmiş -özellikle Alphonse Daudet, Guy De Maupassant ve Emile Zola- bir tarzda kaleme aldığı sekiz kısa öyküden oluşan bir mihenk taşı niteliğindeki eseridir. Modern Türk hikâyeciliğinin öncüsü olarak görülen bu eserinde Sezai Bey, hikâyelerinin yanı sıra kitabının ismiyle de farklı bir yaklaşım sergilemiştir. Özellikle kıyıda köşede kalmış ve günlük hayatın gailesiyle birlikte pek de dikkat edilmeyen ‘’küçük şeyler’’ ve sıradan insanlar üzerine yoğunlaşmıştır. Bizlere aslında çevremizde var olan fakat genellikle fark etmediğimiz kişilerin haleti ruhiyesini etraflıca aktarmaya çalışır. Sezai Bey mutsuz, silik ve sıradan tiplerin hayatlarına ve iç dünyalarına konuk olduğumuz bu hikâyelerinde detaylara büyük önem verir ve ona göre asıl olay detaylarda gizlidir. Bu insanların da duygularının olduğu ve fark edilmek istendiklerini dile getirmeye çalışır. Bu yaklaşımıyla, Türk hikâyeciliğinde toplumsaldan bireysele, soyuttan somuta, kusursuzdan mükemmel olmayana geçişte çağdaşlarına büyük bir ön adım olmuştur. Hatta bu konuyla alakalı Küçük Şeyler’e yazmış olduğu ön sözden bir kesit paylaşmak istiyorum: "Dünyada bir zerre yoktur ki güzel yazmak suretiyle önemli bir konu olarak kabul edilmesin. Güneş sisteminin özelliklerini anlatmakla, mikroskobik bir böceğin kalbini incelemek edebiyatça denktir." Kitaptaki öyküler: Bu Büyük Adam Kimdir? Hiç Kediler İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır Düğün Bir Kitabe-i Seng-i Mezar Arlezyalı (Daudet çevirisi) Pandomima Benim favorilerim ise, hayatın sillesini vaktinden evvel yiyen yirmi yaşındaki yetim bir delikanlının İstanbul’un keşmekeş dolu yollarında yaşadığı hüsranı anlatan ‘’Hiç’’ ve 33 yıllık karısından evdeki otuza
Edebiyat
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202218,3bin okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2022 10. kitabı
·
Victor Hugo; 1802 doğumlu Fransız şair, romancı ve oyun yazarıdır. Romantik akımın en ünlü isimleri arasında yer alan Hugo, Fransa'nın en büyük yazarları arasında kabul edilir. Kült eseri olan Sefiller ve Notre Dame'ın Kamburu ile dünyaca tanınan sanatçı hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi arasında yer almaktadır. İdam; işlenen bir suçun karşılığında devletin mahkumun hayatına son verme cezasının uygulanmasıdır. Genel olarak Asya'da bulunmakla beraber halen 58 ülkede uygulanmaktadır. Türkiye de ise 1984'ten beri uygulanmamakta olup, 2004'te ise yürürlükten kaldırılmıştır. Esere geçecek olursak, akıcı bir şekilde ele alınmış olup dönemin koşullarında uygulanan idama bir başkaldırı, isyan, serzeniştir. Sadece idam ele alınmamış, aynı zamanda verilen kürek cezalarının acımasızlığına değinilmiştir. Yaşanılan iç devinimler muazzam bir şekilde aktarılmıştır. Mahkumun suçunun ne olduğunun bilinmemesi ise, suçun değil idamın varoluşunun tartışılması gerektiğini çok güzel vurgulamıştır. İdam üzerine kısa ve etkileyici olan bu eserde, herkesin bu idam anını beklemesi, çocukların el işaretleriyle mutlu mutlu mahkumu göstermesi ise üzücü yanıdır. Eminim çoğu kişi diyecek ki ''Tecavüz eden idam edilmesin mi?'', '' Devlete ihanet eden idam edilmesin mi?''. İdam cezası getirilen yerlerde, ağır suç oranının yüksek olması kayda değer. Bunun sebebi ise, idamlık suçu işleyen suçlunun o saatten sonra kaybedecek hiçbir şeyinin olmaması. Bu durum daha çok suç işlemesine sebep oluyor. Peki nasıl çıkacağız bu bilmecenin içinden? Suçsuz yere idam edilenler bir yana, idam edilmenin bile çok sayılacağı yaratıklar bir yana. Herkesin kendine göre bir ütopyası vardır herhalde. İdam yüzyıllar boyunca tartışma mevzusu olmuş, olmaya da devam edecektir. Bu konuya bir pencere açalım,
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Raskolnikov'un Felsefesi
Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
Suç ve Ceza Giriş Hangi düşünceler daha önce hiç cinayet işlememiş bir insanı katil olmaya itebilir? Suç ve Ceza biz okurlara yeni katil olmuş birinin dünyasını gösteren ve bize sanki birini öldürmüşüz gibi hisler yaratan bir eser. Asıl hikâye baş karakterimiz Raskolnikov’un bir suç işlemesiyle başlıyor. Buradan sonra kendinizi Raskolnikov’un iç dünyasına kaptırıyor, henüz yeni işlediğiniz cinayetin farkına varıyorsunuz. Hatta içinizde sakladığınız potansiyel katilin sesleri yankılanmaya başlıyor kafanızda. Sonrasında bir merak duygusu kaplamaya başlıyor içinizi, acaba yakalanacak mısınız yoksa zekice bu cinayetin üstesinden kalkıp sıyrılabilecek misiniz? Olay örgüsüne kapılmışken bir anda Raskolnikovla birlikte vicdan azabı çekmeye başlıyorsunuz. İşte tam burada benim kafamda soru işaretleri belirmeye başladı. Her şey düzgünce ilerlerken bir pürüz çıkmıştı karşıma. Raskolnikov’un Felsefesi Bu pürüzden bahsetmeden önce Raskolnikov’un felsefesini sizlere açıklamam lazım. Suç ve Ceza’yı okuyanlarınız zaten biliyordur fakat bahsedeyim ki akıllarda soru işareti kalmasın. Raskolnikov Rusya’da okuyan bir hukuk öğrencisi fakat parası olmadığı için öğrenimine devam edemiyor. Ücra bir apartmanda küçük, rutubetli ve kasvetli bir oda kiralamış ama kirasını ödemekten bile aciz hatta karnı aç yattığı geceler oluyor. Sonrasında birkaç ruble için babasının yadigarı saati ,Dosteyevski’nin bize anlattığı kadarıyla bildiğimiz, kötü bir tefeci kadına bırakıyor. Hatta ölümü varlığından daha değerli diyebileceğimiz bir kadın… Raskolnikov bir gün sokakta yürürken iki adamın konuşmasına şahit oluyor ve kafasında şimşekler çakmaya başlıyor. Dünyalar iyisi bir kardeşi olduğunu fakat bu kadının onun hakkını gasp etmesi yetmediği gibi o meleğe cehennem azabı yaşattırdığını, tefeci kadın
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
VİCTOR HUGO- BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ
Puan vermedi·118 syf.··
2021 19. kitabı
Victor Hugo; 1802 doğumlu Fransız şair, romancı ve oyun yazarıdır. Romantik akımın en ünlü isimleri arasında yer alan Hugo, Fransa'nın en büyük yazarları arasında kabul edilir. Kült eseri olan Sefiller ve Notre Dame'ın Kamburu ile dünyaca tanınan sanatçı hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi arasında yer almaktadır. İdam; işlenen bir suçun karşılığında devletin mahkumun hayatına son verme cezasının uygulanmasıdır. Genel olarak Asya'da bulunmakla beraber halen 58 ülkede uygulanmaktadır. Türkiye de ise 1984'ten beri uygulanmamakta olup, 2004'te ise yürürlükten kaldırılmıştır. Esere geçecek olursak, akıcı bir şekilde ele alınmış olup dönemin koşullarında uygulanan idama bir başkaldırı, isyan, serzeniştir. Sadece idam ele alınmamış, aynı zamanda verilen kürek cezalarının acımasızlığına değinilmiştir. Yaşanılan iç devinimler muazzam bir şekilde aktarılmıştır. Mahkumun suçunun ne olduğunun bilinmemesi ise, suçun değil idamın varoluşunun tartışılması gerektiğini çok güzel vurgulamıştır. İdam üzerine kısa ve etkileyici olan bu eserde, herkesin bu idam anını beklemesi, çocukların el işaretleriyle mutlu mutlu mahkumu göstermesi ise üzücü yanıdır. Eminim çoğu kişi diyecek ki ''Tecavüz eden idam edilmesin mi?'', '' Devlete ihanet eden idam edilmesin mi?''. İdam cezası getirilen yerlerde, ağır suç oranının yüksek olması kayda değer. Bunun sebebi ise, idamlık suçu işleyen suçlunun o saatten sonra kaybedecek hiçbir şeyinin olmaması. Bu durum daha çok suç işlemesine sebep oluyor. Peki nasıl çıkacağız bu bilmecenin içinden? Suçsuz yere idam edilenler bir yana, idam edilmenin bile çok sayılacağı yaratıklar bir yana. Herkesin kendine göre bir ütopyası vardır herhalde. İdam yüzyıllar boyunca tartışma mevzusu olmuş, olmaya da devam edecektir. Bu konuya bir pencere açalım,
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Reklam