Yavuz Hırsız Selim Batılı Sermaye Hırsızı Ev Sahibini mi Bastırıyor? Yine dikkat okuna çünkü çok dokunacak bir sır yük bindirecek. Felç edecek. Dil konuşamaz süreci geliyor. Nasılda hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar değil mi? Soyandan daha çok kendini soyduranlar biraz neden bu hale geldik biz sorusunu durabilmek adına düşünme fırsatı vermemek adına tümü kitle imha silahı aptal kutusu uzak görüntüyü reklamlar ile maske yapmışlar. Satın alamayacağını siyaset aracılığıyla muhtaç üreterek kendi kucaklarına satın alma gücü yoksunu olarak itildiklerini biliyorlar. Bugüne kadar orduda bu yavuz hırsızları koruyan bir orduydu. Bugün ise ordu, polis, bekçi, istihbarat örgütleri iç dış tüm örgütler dahil yetkinin verildiği tek bir kişiyi korurken uzak dijital soygun kendilerinin ülkemizde bekçiliğini yaptıkları batılı ve silahlı soykırımcı adına malta yurttaşlığı tarihten gelen bir koruma kalkanı olarak yine devrede iken bunlara kim ne yapabilirdi. Doğuştan yeryüzüne hırsız olarak dünyaya geliyor her gelen hırsız geleceğin veliahtı olacak büyük ilgi medya ve sosyal ağlar ile para misyoner din yöntemler ile satın alınanlar sayesinde büyük bir itibar görüyordu. Artık devlet yok dememin vakti gelmişti. Özelleştirme sayesinde neleri var neleri yok tüm kanlı soygun aldatma araçlarının tümü algı satın almak yoluyla gerçekleşebilir. Had aşmak konusunda toplumda nasıl olsa kimsenin kendi suçlarını dile getirmeye maddi güçleri korkunç bir şeytani korku salıyordu. Bütün bunlar yaşanırken hem karanlık sicil kaydını tutuyor hemde günü geldiğinde son gülen kim olacak göreceksiniz diyerek Mustafa Kemal Atatürk gibi bunu başaracağıma tek başına yapacağınma olan güven ve inancım hiç şarsılmadı. Çünkü çan bank yavuz hırsız misali bu güven ile ' güveniniz eseri' sizin için, neden
Alıntı
Erişkinlerin rüyasında bir duygu kendini ifade etmek ister, ama kendini serbestçe ifade etmeye cesaret edemez. "Sansürcüden" korktuğu için sadece niyetiyle il­gili ve kurnaz tavırlarla konuşur; gerçek düşüncesi fark edilmesin diye her zaman saçma sapan şeyleri öne sürer. Her yazar gibi rüya da bir yalancıdır, yani suçlarını "sub rosa" açıklar; açığa vurur, ama sadece sembollerde bir iç yaşantı olarak. lki tabakanın dikkatle birbirinden ayrılma­sı gerekmektedir: Örtmek için düşün "uydurduğu" şey, "rüya çalışması" denilen şey ve bu renkli peçenin ardında sakladığı gerçek yaşantı elemanlarında olan şey: "rüya içe­riği". Bundan böyle psikanalizin görevi, değişikliğin dar­ madağın dokusunu çözmek ve söz konusu anahtar ro­manda (her rüya "Edebiyat ve Gerçek"tir) gerçeği, gerçek itirafı ve böylelikle de gerçeğin özünü kazıp ortaya çıkar­maktır. Rüyanın söylediği değil, söylemek istediğidir ruh­ sal yaşamın bilinçdışı mekanına sevk eden.
Psikanaliz
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nasıl ve neden okunmalı?
Merakı iyi yönlendirmek, kitap okumak için kitap okumak değil, belirli bir amaca matuf olarak kitap okumak gerekir. Kadîm geleneğimizde bir ilmi tahsil etmeye başlamadan önce o ilmin tanımını, konusunu, sorun alanlarını, gayesini ve faydasını icmalen bilmek talep edilirdi ki abesle iştigal edilmesin. Amaç insanın eylemine hem anlamını verir hem de o eylemi belirli bir yol-yordam üzre tutar. Şahsî kanaatim, neyi, nasıl ve niçin yaptığımızı bilmeliyiz ki ona göre başta kitap olmak üzere diğer âlet-edevâtı istihdam edebilelim; yoksa onlar bizi kullanır; biz kitabı okumayız, kitap bizi okur. Kısaca şöyle diyebilirim: Bilincin eşlik etmediği hiçbir eylem ter-cih edilmeyi hak etmez. Tecrübelerime dayanarak daha işe yarar önerilerde de bulunmak isterim: Neyi, nasıl ve niçin yaptığımızı belirledikten sonra bir konuda on kitabı değil, o konudaki en iyi kitabı belki on kez okumalıyız. Okuduğumuz kitaba ilişkin temel kavramları ve yargıları iyi tespit etmeliyiz. Belirli bir aşamaya geldikten sonra sadece konunun ustalarını dikkatle okumalı ancak ikincil literatürü de yakînen izlemeliyiz. Özellikle çağımızda ilmî alanlarda, o alana ilişkin dergileri takip etme alışkanlığı edinmeli ve makale okuma alışkanlığı kazanmalıyız. Okumalarımızın ilk aşamalarında genelden özele giden, büyük daireden küçük daireye evrilen iç içe sarmal bir okuma daha verimlidir; iç içe geçen küreler misali... Uzmanca okumalarımızda ise sorundan hareketle dışa doğru açılan sarmal bir hareket daha verimli olur diye düşünüyorum. Şöyle toparlayabiliriz: Önce bilmeliyiz sonra okumalıyız; çünkü ancak bildiklerimizi kitaplarda bulabiliriz.
Sayfa 263·Kitabı okudu
1000Kitap
Yapacak hiçbir şeyin olmadığının öğrenildiği bir dünyada tek meşru faaliyet ağlamaktır. Edep duygumuz ve içsel tükenisimiz gözyaşlarımızın kaynağını kuruttuğunda, edilmesin birbirine eklenmesine görünmez bir ic çekişle eşlik etmekten başka bir şey gelmez elimizden; bu işe içgüdülerin gösterişinden ya da arzunun deliliğinden daha çabuk tüketir gücümüzü.
Sayfa 48
Felsefe-Düşünce
Eski ormanlar yok edilmesin diye de çaba gösteriyor. Eğer onu dinlerseniz, mutlaka katılırsınız görüşlerine. Ormanların dünyayı güzelleştirdiğini, insana güzelliği kavramayı öğrettiğini, içimizi yüce duygularla doldurduğunu söylüyor. Ormanlar, sert iklimleri yumuşatır. İklimi yumuşak olan ülkelerde, doğayla savaşta daha az güç harcanır. Orada insanlar daha yumuşak huylu ve sevecendirler. Daha güzel ve duyarlıdırlar. Konuşmaları zarif, hareketleri sevimli ve uyumludur. Öyle ülkelerde bilim ve sanat gelişip çiçek açar; felsefeleri iç karartıcı değildir, kadınlara davranışları zarif bir soyluluk taşır...
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aklı ortada duran bir mihenk taşı olarak dūşünecek olursak akla uygun olan şeylere makul (rational/reasonable), onun karşısında duran şeylere akıl-dışı (irrational), üzerinde ve ötesinde olan şeylere akıl-üstü (supra-rational),aşağısında olan şeylere ise akıl-altı (sub-rational) diyebiliriz. Akla uygun ve makul olan şey, aklın, doğruluğunu delillerle kabul ettiği şeydir. İkinin dörtten daha az olduğu, dördün ikiden fazla olduğu aklen doğru olan bir önermedir. Sebebin sonuçtan önce geldiği de makul bir kaziyedir. Akla uygun yani makul hakikatler, genellikle yine aklın doğru kabul ettiği öncül ve delillere dayanır. Akıl-dışı aklî ve mantıksal delillere aykırı olan şeydir. İkinin dörtten fazla olduğunu, sonucun sebepten önce geldiğini ileri sürmek akıl-dışı olmaktır. İrrasyonel düşünce, aklın yanlış kullanılmasından, akıl-dışı önermelerin doğru kabul edilmesin den yahut sebep-sonuç ilişkisinin göz ardı edilmesinden kaynaklanabilir. Yağmur yağdığı için yerlerin ıslak olduğunu kabul etmek yerine, yer ıslak olduğu için yağmurun dışında bir sebebin olmadığını iddia etmek bu tür örnekler arasında yer alır. Yoğun trafik açılsın diye kendi arabasını tekmeleyen bir adam da irrasyonel bir davranış sergiliyordur. Akıl-dışı ve mantıksız eylemler, illiyet bağlantılarını göz ardı eden tutarsız düşüncelerin sonucunda ortaya çıkar. Açık seçik delillerin reddedildiği bir yerde akıl-dışılık norm haline gelir. Burada karşımıza şu soru çıkar: İnsan bilerek ve isteyerek akıl-dışı olabilir mi? Bu elbette mümkündür. Ama Sokrates'in hatırlattığı gibi insan bilerek yanlış yapmaz. Önce kendini yaptığı şeyin yanlış olmadığına ikna eder, ondan sonra o fiili işler. Hırsız, hırsızlığın kötü bir şey olduğunu bile bile çalmaz. Hırsızlığına çeşitli gerekçeler üretir (zenginlerin malında hakkım var,
Sayfa 42·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı